Bilgiyi sonraki nesillere aktarmak, iletişim kurmak ve diğer amaçlar ile ortaya çıkan pek çok fikir genellikle duyu organlarımızca kavranabilecek şekiller almıştır ki yazı ve görsel sanatlar bunlardan doğmuştur: çoğunlukla doğa taklit edilse de soyut kavramların beşerî düşünceler ile harmanlanışı da kaçınılmaz olmuştur. Flinders Üniversitesi tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen bir araştırma Kuzey Avustralya’daki bazı kültürel kalıntılar hakkında yeni bilgileri gözler önüne serdi. Deniz seviyesinin değişkenliği gözle görülebilir olsa da bunun ne kadar büyük etkileri olabileceğini bir insana ait dar yaşam penceresinden, devasa bir sel olmadığı sürece, gerçekten içselleştirmek bir hayli zor. Araştırmacılar “Red Lily” Lagünü ve çevresindeki alanların ortalama 8000 yıl önce yükselen deniz seviyesi nedeniyle sular altında kaldığını ve şu an kıtanın “iç” kesimlerinde bulunan bu bölgedeki insanların bu değişimi sanatlarına yansıttıklarını düşünüyorlar. Zemini analiz etmek için yenilikçi yüzey inceleme yöntemlerini havadan yapılan incelemeler ile birleştiren araştırmacılar bu bölgenin deniz seviyesi artışından sonra farklı hayvan ve deniz canlıları için uygun bir yaşam alanı haline gelmiş olduğunu belirtti. Bölgedeki duvar resimleri ve çizimlerin aynı döneme ilişkin olanlara göre belli başlı farkları olmasının nedeninin burada yaşamış olan insanların bölgedeki değişikliğe tanıklık edişleri ve karşılaştıkları canlıları taşlara aktarmış oluşları olma olasılığı kesinlik derecesine yaklaştı. Araştırmacılar bahsi geçen bölgenin 60 bin yılı aşkın süredir insan faaliyetine tanıklık ettiğini ve bunun nedeninin ise eşsiz coğrafi konumu olduğunu da ekledi. Bu buluntuların Avustralya’daki insan yerleşiminin anlaşılmasına yardımcı olacağı doğrultusunda yazılarımda daha önce pek çok defa söz ettiğim konular olan eski yazıtlar, duvar resimleri ve anlam yüklenmiş olduğu tahmin edilen farklı eserlerin geçmişimize, bugünümüze ve geleceğimize ışık tutabileceğini düşünüyorum.