Nüfusu belli bir sayıya ulaşmış belediyelerde, seçimden hemen sonra stratejik planlar hazırlanır. Mali Hizmetler Müdürlüğü’nün katkılarıyla hazırlanan stratejik planlar, aslında birer yol haritasıdır. Gelecek dönemde kaynaklar nedir, nerelere ne para harcanacak, bunlar yer alır planda.

Bu plan çok iyi hazırlanırsa, geçiştirilmezse ve harfiyen uygulanırsa büyük sorun yaşanmaz.

Eğer risk yönetimi, sıkı mali politika ve benzeri tedbirler de detaylı yer alırsa başarı kaçınılmaz olur.

Sayistay Baskanligi 9 Surekli Isci Alacak

Stratejik plan uygulaması, yıllardır var. Ne yazık ki, çok belediyede uygulanmıyor ve bu belediyeler, bir sonraki döneme, borç batağı içinde giriyor. Aşırı personel alımı, konserler, lüks harcamalar, işgücünün verimli kullanılmaması gibi faktörler, başarısızlığı getiriyor.

Her belediyede bir Sayıştay temsilcisi var. Sayıştay da belediyeleri periyodik olarak denetliyor ama yaptırım gücü yok. O yüzden “vur patlasın-çal oynasın” sürüp gidiyor.

Geçmiş dönem, pek çok faktörün de etkisiyle Türkiye’de belediyeler açısından başarılı geçmemiştir. Ama yeni dönemin bir beyaz sayfa açılarak süreceğine inanmak istiyoruz. Belediyelerin, her kuruşa sahip çıkan ellerce yönetilmesini diliyoruz. Gösteriş, caka değil hizmet bekliyoruz.

Kısacası,  gelen gideni aratmasın yeter.

Milli iradeye saygı

Merhum Alpaslan Türkeş’le dostluğumuz vardı. Ne zaman İzmir’e gelse; çalıştığım gazetelere uğrar, bir kahvemi içerdi.

Az konuşur, çok dinlerdi... Bu ziyaretlerine çokça Yaşar Okuyan da katılırdı ve Türkeş’in bendeki izlenimi, hep ciddi bir devlet adamı olduğuydu.

Katıksız bir milliyetçi, kibar bir politikacıydı.

Onun döneminde MHP, rekor sayıda milletvekilini Meclis’e sokmayı başarmıştı.

Konuşmalarında saçmaladığını, kafa karıştıracak sözler ettiğini görmedim. Milli iradeye saygısı büyüktü ve sağ-sol kavgalarının zirve yaptığı o yıllarda devrimcilere, en çok da “Milli iradeye olan inançsızlıkları” nedeniyle çok kızardı.

Devlet Bahçeli, 31 Mart seçimlerini yorumlarken; Başbuğ’dan çok farklı bir tarz sergiledi. CHP’nin, bu seçimleri milli iradenin sonucu olarak kazanmadığına vurgu yaptı. “Bir takım karanlık ortaklar”dan söz etti. Bir zamanlar yerden yere vurduğu Erdoğan’ın bile “Sonuçları değerlendireceğiz, eksiklerimiz varsa gidereceğiz” sözlerine rağmen eteğindeki taşları döktü, bence fevri konuştu.

Seçimi MHP kazansaydı, acaba nasıl konuşurdu, doğrusu merak ediyorum.

Tebrikler bitsin

Belediye başkanlarının, seçim sonrası en büyük sıkıntısı, tebrik ziyaretleridir.
Bu yüzden bir türlü işlerine başlayamazlar.
Tebrik ziyaretleri, bazen aylar sürer.
İş isterler, akıl verirler, üç bardak çay içerler, “Eee, daha daha ne var ne yok? ”derler, boş muhabbet sergilerler ve başkanın zamanını çalarlar.
Tamam, bizim hasletimizdir ama iyice abarttığımız da bir gerçek.
O yüzden bu tebrik ziyaretleri, en çok bir hafta sürmeli, tatlıya bağlanıp sonlandırılmalı ve başkanlar, bir an önce kolları sıvayıp işe başlamalı.

İBRAHİM ORMANCI

Sordum sarı çiçeğe ''Asgari ücretle bir ay nasıl geçinilir?'' diye. ''Abi sen de çalışmadığım yerlerden sordun be'' yanıtını verdi!
***
Depresyona karşı yoğurt yemek gerekmiş. Cacık olmayacak insanlar yüzünden depresyona giriyoruz sonra da yoğurt yemek depresyonumuzu önleyecek öyle mi?
***
İnsanlar birbirine hal hatır sormayı bırakın, adres bile sormuyor artık!
***
Kansere karşı kabak birebirmiş. Eeee vatandaş olarak kabak hep başımıza patlıyor. Sayılmaz mı?

Hanımla kavga ederken, Fenerbahçe gibi sahadan çekileyim dedim. Fakat hanımın kapıyı sürgülediğini unutmuşum. Sonuç hezimet tabii ki de!