Siyasi boşanma
Yeliz Ünal

Yeliz Ünal

yelizmeb@gmail.com

Siyasi boşanma

05 Eylül 2019 - 06:29

Evlilik ve siyaset kavramını her zaman birbirine çok benzetmişimdir.   Her ne kadar anlamları birbirinden çok uzak olsa da evlilikler bence siyasi ortaklıklara çok fazla benziyor. Neden diye sorarsanız;  siyasi birliktelik,  “Birliktelik” kavramının en zor olduğu oluşumdur. Çok fazla parti grupları, fikir ayrılıkları ise bunların ispatı niteliğindedir.
Zamanında çıktığınız yolda inandığınız, ben bu yolda bu kişi ile birlikte yürürüm dediğiniz, kader arkadaşınız ile bir süre sonra yol ayrımına gelebiliyorsunuz.
 Zamanın adanmışları yarının düşmanları, rakipleri haline bile gelebiliyor. Siyasi ayrılıklarda nafaka ve çocukların velayeti sorunu olmaması dışındaçoğunlukla evliliklere benziyor.
Öncelikle yol arkadaşınızı kendiniz belirliyorsunuz. Yapmış olduğunuz seçim her iki tarafında ortak rızası ile birlikteliğe dönüşebiliyor.   Sizin adınıza karar alma ve eyleme geçme yetkisini karşı tarafa kendi rızanızla devrediyorsunuz.
Her iki kurumda da başlangıçta yüzde yüz olarak aynı görüşte olmasanız da ortak paydalarda buluşmaya çaba gösteriliyor.  Birlikteliğin başlangıcında iki tarafta da birbirlerine duyulan saygı ve çıkılan yolda inanç bağlılığından bahsediliyor.  Birlikteliği idame ettirmek için gerek evliliklerde gerek siyasi birlikteliklerde kendi benliklerinden fedakârlık edebiliyor.  Ortak noktalarda buluşmaya çalışmak, karşıt görüşlerde saygı sınırları içerisinde birbirini ikna etmeye çalışmak, ilişki içerisinde önceliklerin belirlenmesi,  saygı sınırları içerisinde iletişim kurma çabaları her iki kurum içinde olmazsa olmazlar arasında.
Birlikteliğin gerekleri yeterince sağlanmadığında ya da “biz” değil,“ben” fikri ağır basmaya başladığında ise evlilik ya da siyaset birlikteliğinde çatırdamalar başlıyor.   Fransızcadan dilimize girmiş bir kelimedir polemik. Sağlıklı birliktelik için gerekli şartlar sağlanmadığında ya da sağlansa bile sürekliliği getirilmediğinde asıl kökü Fransız olan polemik kelimesi ilişkilere baş rol oynamaya başlıyor.
Örneğin evliliklerde kaynana sorunları polemik konusu olabilirken,siyasilerde onaylanması gereken bir yasa polemik haline dönüşebiliyor.   Küçük sıkıntıların görmezden gelindiği evlilik ya da siyasi birlikteliklerdepolemik sayısı arttıkça dil ve üslup da bozulmaya başlıyor. Her iki tarafta yavaş yavaş rahatsızlıklarını dillendiriyorlar.  Evli eşler,arkadaşlarına ya da ailelerine dert yanarken, siyasiler medya kuruluşlarınınkarşısında ya da kulislerde dile getirmeye başlıyorlar rahatsızlıklarını. Her iki kurumda da öncelikli olarak fısıltı gazetesi çalışıyor.  
Tarihin tozlu sayfalarını araladığımızda tarihe yön veren birçok siyasi liderle karşılaşırsınız.   Örneğin;  Büyük İskender,  Julius Caesar, Atilla,  Cengiz Han, Fatih Sultan Mehmet, NapoléonBonaparte, Mustafa Kemal Atatürk,  MahatmaGhandi, Fidel Castro, Kanuni Sultan Süleyman… Liste uzayıp gidebilir…
 Tarihe yön veren bu çok önemli isimlerin inandıkları değerleriçin yola çıktıklarında kader arkadaşım,  yol arkadaşım dedikleri kişilerle polemik yaşamadığını düşünüyorsanız biraz olsun tarihin tozlu sayfalarını karıştırmanız yeterli olacaktır.
“Sende  miBrütüs?” diye haykıran Caesar,  bunun en güzel örneklerinden biri değil midir?
Mustafa Kemal Atatürk ile Kazım Karabekir Paşa arasında fikir ayrılığı olduğunu tarih sayfalarından okuyoruz. Günümüz Türkiye’sine geldiğimizde ise Recep Tayyip Erdoğan ile dava arkadaşı olarak yola çıktıkları Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu arasında yaşanılan polemikleri isemedya kuruluşlarından öğreniyoruz.
Çıktığımız her yolda elbette ki yol ayrımları, polemikler, anlaşmazlıklar ve hatta ayrılıklar olması mümkün. Kimi adamlar kendi tarihini, daha büyük adamlar ise dünya tarihini yazarlar. Bknz: Mustafa Kemal Atatük, Bknz: Malcom X,  Bknz: Fatih Sultan Mehmet  vb.  sorunlara, kişilere, polemiklere değil inandıkları değerlere sarılarak tarihe yön verdiler.
Tarih yaşanılan olayların bizzat kendisini değil, hafızalarda kalanların kaydını tutar.  Onun içindir ki biz asla yaşanılan polemiklerde kimin haklı, kimin haksız olduğunu net olarak bilemeyiz.  Bildiğimiz tek şey ortak hafıza ile kayda girenlerdir. Ve ortak hafıza “Yarı yolda bırakanları” değil “Daha çok yolumuz var”diyerek yoluna devam edenleri yazar…
Yazar diyor ki;
Evlilik kelimesinin asıl kökeni izdivaç, izdivaç kelimesi ise zevç kelimesinden türemiştir.Zevç yani bir şeyin diğer teki, öbür yarısı…
Kader size torpil geçip ruhunuzun diğer yarısını vermediyse, Ulu Önder’in de dediği gibi; Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Boblato
    1 hafta önce
    Sevgilide tatilde olmak en gicir sey,evliliğin gicikligina maruz kalmadan yaşayabilmek hesap vermeden dusunmeksizin,dediğin şeylerin hincligina tacizine uğramadan gidilebilecek en güzel yoldur bende sevgiler
  • ZAHİDE
    1 hafta önce
    Emeğine ve kalemine sağlık öğretmenim
  • Ata Sevgi
    1 hafta önce
    "Ulu Önder’in de dediği gibi; Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır." E güzel... Ulu Önder Torunu Ata Sevgi de diyor ki: "Her çözümsüzlüğün bir çözümü vardır..." Düşünüze, kaleminize sağlık Yeliz Örtmenim:)