Reklam
Reklam
Reklam
Yeliz Ünal

Yeliz Ünal

yelizmeb@gmail.com

Kanaat önderleri

30 Temmuz 2020 - 08:50

Bugünlerde hepimiz bir şeylere söylenir olduk. Şikâyetçi olduğumuz durumlar var. Kimi ayağına vuran topuklu ayakkabıdan şikâyetçi olurken bir diğeri ekonomik gidişattan şikâyetçi. Bir başkası komşusundan, hanım kızımız rujunun renginden kilosundan, esnaf satışların azlığından…

  Çoğunluğun ortak şikâyetçi olduğu şey ise ahlaki değerlerimizle bağdaşmayan ve hemen hemen her gün sosyal medya da ve TV’lerde karşılaştığımız olaylar. Şikâyetlerimiz var.

Ben çocukken hayat ne güzeldi. “Biz büyüdük ve kirlendi dünya” der Yeni Türkü grubu “Telli Turna” şarkısında. Sanırım benim içinde öyle oldu. Sizin için ne olduğunu bilemem.

      Dedim ya ben çocukken hayat daha güzeldi. Pazar günleri çocuk aklımızla yayınlanan klasik müzik konserlerini dinlerdik. Hele film kuşağında yayınlanan kovboy filmleri. Bugün bile hatırlarım “iyi kötü ve çirkin” filminin müziğini. Heidi diye bir çizgi film vardı biz çocukken.Heidi’den öğrenirdik büyüklere nasıl saygılı davranacağımızı. Küfür falan olmazdı aksine İstanbul Türkçesi ile konuşan beyefendiler verdikleri röportajlarda ufkumuzu açardı. Türkçe dilinin nasıl güzel telaffuz edildiğini şiir gibi konuşmalardan öğrenirdik. Ellerinde silahları ile önüne geleni öldüren mafya dizileri yoktu. Kimin kiminle ilişkisi olduğu belli olmayan entrika dolu diziler mi? Asla!

Bireysel ahlak kavramının yanında toplum ahlakı vardı. Kimse “bana ne” demez, aynı mahallede herkes birbirinin evine, çocuğuna, üzüntüsüne ve hatta borcuna sahip çıkardı. Kim paraya sıkışmışsa hemen konu komşu yardıma yetişir; “elin bollaşınca ödersin” denilirdi. O günlerde kredi kartı batağına düşmüş insanlar yoktu.

 Hele milyonları peşinden sürükleyen ne iş yaptığı belli olmayan fenomenler hiç yoktu.   Üniversiteyi kazanmış abiler ablalar, mahallenin görmüş geçirmişleri örnek alınır, onların sözlerine biat edilirdi. 
Şimdiki gibi küfür ederek fenomen olan Murat Övüç, Kerimcan, hala ne iş yaptığını bilmediğimiz ancak “Platonik Aşk Yaşayan Kız Makyajı” videosuyla insanlık tarihinde çığır açarak milyonları peşinden sürükleyen hanım kızımız DanlaBilic, mahalle ağzıyla twitter'dan durmadan tweet atan gerekirse yazdıklarında küfürlü kelimeler kullanmaktan çekinmeyen Demet Akalın gibi şarkıcılarda yoktu.

Sadece 5.3 milyon kişinin izlediği “Ağzından Kan Gelme” şakası ile ise bilim ve felsefenin temel ilkelerini yerinden sarsan youtuber Enes Batur ise hiç yoktu. Bu arada yazmış olduğu kitaplarla ve yapmış olduğu bilimsel araştırmalarla toplumda merak uyandıran Batur’un sadece youtube takipçi sayısı 13 milyondan fazla.

2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Aziz Sancar’ı sadece 17 bin kişinin takip ettiği ancak ülkemizin kanaat önderleri olan; Kerimcan, DanlaBilic, Murat Övüc, Demet Akalın, Enes Batur, Şeyma Subaşı vs. gibi kişileri ise milyonların takip ettiği ülkemde bence kimse hiç bir şeyden şikayet etmesin!
Yazar diyor ki; “İki yanlış bir doğru yapmaz.” Yanlış her yerde yanlıştır. Ve tüm bu yanlışların, şikâyet ettiğimiz şeylerin sorumlusu biraz sensin biraz ise ben. Hepimiz sorumluyuz yanlışlardan. Dinlediğimiz müzisyenden biz sorumluyuz, alışveriş yaptığımız esnafın ahlaklı olup olmamasından, iş yaptığımız ortağımızdan, çöpünü sokağa atan komşumuzdan, yere tüküren gençten, izleyerek reyting rekorları kırdırdığımız diziden, sosyal medyada takipçisi olduğumuz kişiden, kısacası yanlış giden ne varsa hepimiz sorumluyuz.

Ve iki yanlış bir doğru yapmıyor maalesef.

Yüksek müsaadelerinizle bir süre burada olmayacağım.

Neden mi? Sanırım yoruldum ve dinlenmeye ihtiyacım var. Sevgili okuyucu, ben kendime iyilik yapacağım. Sosyal medyadan, televizyondan uzak bir yerde, internet kavramının çekmediği topraklarda kendime kahve ısmarlamayı düşünüyorum. Kim bilir canım belki eski bir gramofonda musiki dinlemek ister. Eğer sizde kendinizi yorgun hissediyorsanız kahveler benden. Bir daha görüşünceye kadar hoşça kalın.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test