Reklam
Reklam
Yeliz Ünal

Yeliz Ünal

yelizmeb@gmail.com

Kadının adı çok

25 Haziran 2020 - 07:25 - Güncelleme: 25 Haziran 2020 - 11:37

          Yazar Duygu Asena 1987’de yayımlanan ”Kadının Adı Yok” isimli kitabıyla, rekor kırarak bir yıl içinde kırk baskı yaptı.

          Duygu Asena bu ilk kitabında, kıvrak anlatımıyla bir kadının yaşadıklarını, daha doğrusu cinsiyeti kadın olarak belirlenmiş herkesin üç aşağı beş yukarı tanık olabileceği ortak macerayı, bir kadının ağzından anlatıyor.

Kitabın başarısının sırrı ise kadınların ortak sorunlarına değinilmiş olmasıydı. Bu ortak sorunlarınen önemli ve ilk maddesi ise kadın olmak. 

Terk etmek istediği eşi tarafından vurulan kadın, kanıyla yere not bıraktı: Beni Ragıp vurdu, üzülmeyin, kurtuldum!

Erkekler için kadınlarda var olan her şey sorun.
Zayıflık sorun, kilolu olmak zaten sorun.  Bakımlı bir kadın olursun “aranıyor” derler, bakımsız olursan;  “Kezban.”Kadının etek boyunun,  erkeği ilgilendirdiği bir dünyada ne bekliyordunuz ki!
Erkekadamın, kadının namus bekçisi olduğu bir yaşamda tabii ki kadın için en doğru olana erkek karar verecek.

Çoğu erkek, akıllı kadın sevdiğini söyler ama arkasından da ekler “kadın dediğin azıcık aptal olacak.”

Mesela kadın dediğin asla yaşlanmayacak, saçlarına beyazlar düşmeyecek. Erkekler için her zaman bakımlı, genç, az aptal ve hatta sus pus oturan, erkek ne derse onu kabul eden türü makbuldür kadınların. Hele bir de, mutfakta iyi bir aşçı, evde iyi bir temizlikçi, yatakta tam bir fahişe aynı zamanda eve para getirip evin giderlerine ortak olan ve hatta erkek kadını dövdüğünde bedeninde gül biteni olursa tadından yenmez.

Kadın olmak zordur. Kendini adam sanan erkeklerin içinde kadın olmak cesaret ister. Cesaret ister kadın olmak…

Çocuk yaşta çocuk sahibi olmak, babası yaşındaki adamın koynuna girmek, tecavüze uğrayıp tecavüzcüsünden çocuk doğurmak ve hatta öldürülüp,“osaatte sokakta ne işi vardı” diye konuşulmak zordur.

Korkular, kaygılar içinde zordur kadın olmak. Türkiye’de kadın olmak; İran’da kadın olmaktan kolay, Kanada’da kadın olmaktan zordur.

Erkek egemen dünyada var olabilmek için durmadan mücadele etmek, "ben de varım" diyebilmek, kendi isteklerini yüksek sesle dile getirmek, duygusal açıdan hiç durmadan yıpranmak ama yılmamak, birlikte var olabilmenin yollarını aramak... Cesaret ister kadın olmak.

Paçoz, yollu, çiroz, pasaklı, çalı süpürgesi, Kezban, yobaz vs. takılan onca isim arasında kendi ismini yaşatmaya çalışmak zordur.

Erkekler, kadınları ruhen ve bedenen katlediyor. Duygusal değil bedensel yakınlık isteyen erkekler, kadınları katlediyor.

Bir hiç ol. Bir hiçten de öte biz ne istersek o ol,  diye biçimlendirmeye çalıştığınız kadının adı çok, kendi yok artık. 

Çünkü siz bu yazıyı okuyuncaya kadar geçecek sürede, dünyanın çeşitli yerlerinde 12 milyon kadın kocasından, abisinden, babasından, sevgilisinden dayak yiyecek.  Bunlardan 1 milyonu ise yediği dayağın izlerini en az birhafta bedenlerinde taşıyacak.

Sevgisini değil, bedenlerini arzuladığınız kadınların, üzüntülerini bir ömür boyu kalplerinde taşıyacakları gibi…
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum