Yeliz Ünal

Yeliz Ünal

yelizmeb@gmail.com

İçimizdeki Brütüsler

16 Ocak 2020 - 07:39

Meyve suyunun içindeviagra ilacını içinde bulunan “SİLDENAFİL “ maddesi! Ayrıca bu madde Tarım ve Gıda Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de en çok kullanılan kimyasal gıda katkı maddesi.
Süzme ve petekli balın içerisinde; sakkaroz,fruktoz ve glukoz  namı diğer şeker.
Toz biberin ve hatta milli içeceğimiz çayın içerisinde boya.
Riviera zeytinyağıiçerisinde; tohum yağları, düşük kaliteli yağ.
Natürel sızma zeytinyağı içerisinde; trans yağ asitleri, mumsu madde ( bu ne demekse?)
Çikolata içerisinde yine Sildenafil ve Tadalafildenilen madde. Bu maddeler cinsel güç artırıcı ilaçların etken maddesi aynı zamanda! Bende diyorum neden Nuri Alço karakterinde adamlar çoğalıyor? Meğerse yediğimiz içtiğimiz her şeyin içinde “sildenafil”  varmış.
Izgara dana köfte içinde; soya,  dana etinden yapıldığı söylenen Adana kebap içinde kanatlı hayvan karışımı, sucuğun içinde sakatat, fermente sucuk (dana eti) diye satılan sucuk içerisinde; kanatlı eti ve sakatat.
Sucuk değil domuz eti, tereyağı değil nişasta…
Kangal fermente sucuk içinde “domuz eti” ve hatta “at” eti. Çoğunlukla et ve ızgara döner içerisinde domuz ve tek tırnaklı eti, Antep fıstığında yer fıstığı,  peynir yerine süt yağı-nişasta, yoğurdun içinde jelatin, tuzsuz tereyağında bitkisel yağ, koyun yoğurdunda inek sütü, keçi peynirinde yine inek sütü.
Üzüm pekmezinin içinde; Tartarik Asait ve Malik Asit)…
Liste uzayıp gidiyor. Marketten alışveriş yaptığımızda seçerek ve beğenerek aldığımız ürünler aslında bunlar. 

Tarım ve Orman Bakanlığı yakın zamanda yaptığı duyuruda yiyeceklerin içerisinde bulduğu katkı maddelerini açıkladı.  Durum vahim hatta vahimden de öte bir yerde.  Bakanlık tarafından yapılan denetimlerle 2012 yılından bu yana 1443 firmaya ait 3202 parti ürün uygunsuz olduğu için kamuoyuna açıklandı. Bunlar bildiklerimiz peki ya bilmediklerimiz?
Sonra vay efendim Türkiye şişmanlıyor! Vay efendim tecavüz vakaları artıyor, vay efendim kanser her yerde baş gösteriyor. Genetiği oynanmış fareler gibi besleniyoruz farkında olmadan ve üstüne üstlük para vererek zehirleniyoruz.
Bazı gıda üreticileri, yıllardır kanun, vicdan, etik tanımadan insan sağlığıyla oynamaya, vicdansız ve fütursuzca insan hayatını tehlikeye sokmaya devam ediyor.
İnsanlara, bilmeden istemedikleri şeyleri yedirmenin terörizmden ne farkı var? Biri silahla öldürürken diğeri yiyecekler ile öldürmüyor mu?
Almanların arabaları, Japonların televizyonu, Amerikalıların telefonuna gıpta ile bakıp “vay arkadaş adamlar neler yapıyor?”  diye hayıflanırken bizim içimizdeki Brütüsler daha bir kilo sucuğu bile düzgün yapamıyor.
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum