Yeliz Ünal

Yeliz Ünal

yelizmeb@gmail.com

Babacan

09 Temmuz 2020 - 07:34 - Güncelleme: 09 Temmuz 2020 - 09:36

Daha geçen haftaya kadar “Babacan” denildiğinde aklıma ilk olarak rahmetli Hulusi Kentmen gelirdi.  Eee ne de olsa çocukluğumuz onların filmlerini izleyerek geçti. Pos bıyığı altından gülümsemesi, tatlı sert tavırları,  aslında sert gibi duran ama yumuşacık olan mizacı…

Yeşilçam’ın en sert görünen ama aslında en sevecen oyuncusu rahmetli Hulusi Kentmen sadece izleyicilerin değil yakın arkadaşlarının, ailesinin de gönlünde taht kuran biriymiş.

Oynadığı her rolde kendini aileden biri gibi sevdirdi bizlere. Sanırım ruhuna rahmet istedi ki bu yazıma konu oldu.  Hadi hep beraber tüm ölmüşlerimizin ruhuna bir dua okuyalım.

Neyse konu fazla dağılmadan benim için “babacanlık” kavramı Yeşilçam filmlerinde gördüğüm Hulusi Kentmen’di. Çoğumuz bilmeyiz rahmetlinin asıl mesleğinin Deniz Kuvvetleri’nde astsubaylık olduğunu. Yosun kokusuna aşık olan rahmetli, oyunculuğa da aşıkmış ki denizden karaya ataması yapılınca oyunculuk kariyerine başlamış. Sonrası malum. İçimizi sıcacık yapan gülümsemesi ile ekranlardan bizlerle buluştu. Hatta işinde o kadar iyiydi ki; tatlı-sert erkek tavrıyla halk dilimize “Hulusi Kentmen gibi” deyimini kazandırdı oynadığı karakterler gibi gönlüde zengin olan adam…

İnsan büyüdükçe geçmişe olan özlemi artıyor.  İstiyor ki bazı şeyler hiç değişmesin eskiden olduğu gibi kalsın, kalsın ki aklına geldiğinde insanın içini huzur kaplasın. Hele yaşadığımız şu günlerde çoğumuz, bizim için masum olan şeylere özlem duyuyoruz. Köy hayatı gibi, virüssüz bir yaşam gibi sevdiklerimizi kucaklaşmak, onlara sıkıca sarılmak gibi.
Zaman iki ucu keskin bıçak… Giderken anıları da parça parça götürüyor. Kim bilir belki yarın bugüne özlem duyacağız.

Ben, mesela bu aralar “Babacan” denildiğinde hissettiklerimi özlüyorum. Zira bugün bana “Babacan”  denildiğinde aklıma kadın kalçası geliyor. Neden mi?

Bursa’da bir kamu kurumunun müdürü iddiaya göre, odasına çağırdığı kadın memura, “Maşallah, çok güzelsin, fıstık gibisin” dedi ve kalçasını elledi.

Gözyaşlarına boğulan genç memur, olayı önce arkadaşlarına anlattı sonra yargıya taşıdı. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ‘Cinsel saldırı gerçekleşmiştir’ kararının temyiz edilmesiyle devreye giren Yargıtay, ‘Müdür babacan tavır sergilemiştir’ diyerek oy çokluğu ile verdiği kararla mahkûmiyet kararını bozdu.
Hiç kadın kalçasına dokunuş babacan olur mu?  Kalça dediğin seksi olur, etli butlu olur, kıvrımlı olur, hatta doğurganlık özelliğinden dolayı anaç bile olur ama babacan şekilde kalçayı ellemeyi ilk defa duyuyorum ve şaşkınım.

Rahmetli Hulusi Kentmen oynadığı rollerde her ne kadar önce sert görünse de sonra yumuşar rol arkadaşının saçlarını okşardı. Bizim nesil babacanlığı,  saçları okşamak, alnına öpücük kondurmak olarak bilir. Kalça ellemek de nerden çıktı şimdi?

Saygıdeğer Yargıtay üyeleri sanırım hiç Yeşilçam filmi ve hatta sanırım hiç Hulusi Kentmen’in oynadığı filmleri izlememiş olacaklar ki kadın kalçasını elleme fiilini  “babacan tavır sergilemek” şeklinde karara bağladılar. Dedim ya işte eğer böyle gitmeye devam ederse;  bugün dünü özlüyorum, yarın bugünümü özleyeceğim. 

Ha bu arada bir bayan olarak babacan falan dinlemem, kalçama dokunanın posterini duvara çıkartırım benden söylemesi!


 
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
test