Yeliz Ünal

Yeliz Ünal

yelizmeb@gmail.com

14 Şubat

13 Şubat 2020 - 07:53

Sokaklarda elinde çiçekle yürüyen birçok erkek gördüğünüz gün bilin ki “sevgiler günü” zira diğer günlerde o kadar erkeği elinde çiçekle sokakta dolaşırken görmek pek mümkün değil.

Sevgililer gününün ilk olarak nerede başladığına baktığımızda ise birçok rivayetle karşılaşıyoruz. Bunlardan birincisi; Roma mitolojisine göre Şubat ayı kuşların çiftleşme mevsiminin başlangıcı olduğundan, evliliğin ve ailenin koruyucusu kabul edilen Roma tanrısı Juno’ya hürmeten 14 Şubat tarihi tatil günü ilan edilmiş ve o gün halk teşekkür babında Juno’ya çiçekler ikram edermiş. İşte bu alışkanlık yüzyıllar boyu böyle devam edegelmiş.

Bir diğer rivayete göre ise yine Roma imparatorluğu zamanında Rahip Valentine adında bir zat insanları iyi edermiş ve gelen hastalarını motive etmek için onlara bahçesinde yetiştirdiği çiçeklerden hediye edermiş. Rahip Valentine zamanında, İmparator II. Claudius, savaşacak asker bulamadığından evlenmeyi ve nikâh kıymayı yasaklamış. Bu yasağa rağmen Rahip Valentine nikâh kıymış ve insanları sevmeye, sevilmeye, evlenmeye teşvik etmiş. Bunu duyan İmparator II. Claudius bir rivayete göre Rahip Valentine’i sopayla döverek, bir diğer rivayete göre de derisini ters yüz ederek öldürtmüş.
İşte o gün yani 14 Şubat 270 yılında öldürülen Rahip Valentine’nin ölüm günü o günden sonra “Sevgililer Günü” olarak kutlanmaya başlanmış.

Ne garip değil mi sevgiyi cezalandırmak!
Yüzyıllar boyu değişen bir şey olmamış olacak ki  “sevgi” geçtiğimiz hafta da cezalandırıldı.
Katran bağlamış kalpleri, iki gencin hayatına mal olan sevgisiz insanlar hepimizi derinden üzdü. 

Şeyma Yıldız!

Erkek arkadaşı var diye kızını hunharca öldüren bir baba…  Karlar üzerinde bulunan 17 yaşında bir çocuğun cesedi. Neydi bu 17 yaşında ki çocuğun suçu? Sevmek! İyi bakın! Hırsızlık, dolandırıcılık, sahtekârlık ya da yüz kızartıcı günah değil sadece sevdiği ve sevildiği için babası tarafından kurşunlanarak öldürüldü.  Cesedinin bulunduğu kar mı daha soğuktu yoksa babasının kızını acımasızca öldürmesine izin veren yüreği mi bilinmez.

Kadir Şeker!

Masumiyeti gözlerinden okunur bazı insanların. Kadir Şeker’in fotoğrafını görünce gözlerinden okuyorsunuz masumiyeti. Kadir 20 yaşında ve şu anda cezaevinde!   Sokağın ortasında dayak yiyen bir kadının hayatını kurtarmak isterken katil oldu.  19 ayrı sabıkası bulunan, kalbi katran karası bir adamın elinden kurtarmaya çalıştığı bir kadın için katil oldu Kadir.  Peki, neydi bu genç çocuğun suçu? Sevgisizliği, gönlünü karartmış cani bir adamın elinden sadece sevdiği için o dayağı yemeye razı olan bir kadını hayatta tutmaya çalışmak!
Sevgi ve vicdan cezalandırıldı!  Sevdiği için dövülen bir kadın, kadın dövülmesin diye katil olan bir çocuk! 1977 yılında çekilen, rahmetli Atıf Yılmaz’ın yönettiği, “Selvi boylum al yazmalım” filminde ne güzel anlatır kelimeler sevgiyi;

“Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti.
Durursam bir daha kurtulamam.
Ziyanı yok, gülüşü yeter bize.
Yüreğim kaydıysa günah mı?
Çamura saplansam yardıma gelir misin?
Elini tuttum sıcacıktı, yüreği elindeymiş gibi.
Elinden tutuversem benimle gelir mi?”

İyilik yapmayan, sizin için emek harcamayan, bir yudum kahve kokusunda onun huzurunu bulmayacağınız, gülüşünde cennet bahçelerini görmeyeceğiniz,  çamura saplandığınızda size elini uzatmayacak, erkek olmuş ama adam olamamış insanları sevmeyin. Çünkü 14 Şubat’ta size çiçek aldı diye sevgili olunmuyor. 
Yazar diyor ki; İnsan içi doldurulmamış bir silahtır. Sevgi ile doldurursan yaşam olur, sevgisizlik ile doldurursan ölüm!
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test