Dijital çağın hastalığı: Nomofobi
Timuçin Çelebi

Timuçin Çelebi

timucincelebi@gmail.com

Dijital çağın hastalığı: Nomofobi

10 Ocak 2019 - 09:53

Geçtiğimiz günlerde gazetelere servis edilen bir haberde, Britanya’nın en yetkin sözlüklerinden Cambrigde Dictionary’nin, 2018’in kelimesi olarak telefon bağlantısını kaybetme korkusunu tanımlamak için kullanılan ‘nomofobi’yi seçtiği belirtiyordu. Bu bilgiyle açılan haber, telefon bağlantısını kaybetmek istemeyenler için farklı marka ve modellerde powerbank’lerin (taşınabilir şarj aletleri) falanca bir alışveriş sitesi üzerinden uygun marka ve model seçenekleriyle alınabileceği vurgusuyla devam ediyordu.
Konuyla ilgili biraz araştırma yapınca da, özellikle gençler arasında daha sık karşılaşılan cep telefonundan mahrum kalma korkusu, yani İngilizce “no mobile phobia” kelimelerinden türetilen nomofobi’nin günden güne arttığı görülüyor.  Batıda intiharlara bile yol açan, Türkiye’de de giderek yaygınlaşan nomofobi’nin akıllı telefon ve internete ulaşma imkanlarının artmasıyla endişe verici bir boyut kazandığı dile getiriliyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, geçmişte konuya dair yaptığı değerlendirmede, akıllı cihazların yoğun ve kontrolsüzce kullanılmasının sosyal ve psikolojik anlamda sonuçlar doğurduğuna dikkat çekerek, bağımlı olmuş bireylerde cep telefonundan ve internet uzaklaşmanın endişeye yol açtığını belirtiyor.

İlaç tedavisi uygulanıyor

Akıllı telefonların zararlı kullanımı ve internette aktif olamama durumuna dair 15-24 yaş kuşağı arasında sanal bir bağımlılık oluştuğunu belirten Tarhan, bu bağımlılık türünün 2013’te literatüre “davranışsal bağımlılık” olarak girdiğini söylüyor. Nomofobi’nin zihinde aşırı uğraş oluşturduğunu kaydeden Tarhan, bu bağımlılık türünün beyindeki ödül-ceza sistemini bozduğunu vurguluyor. Nomofobik vakalarda artış olduğunu söyleyen Tarhan, kendi kliniklerinde de benzer vakalarla karşılaştıklarını belirtiyor. Özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda akıllı cihazlar ve internette daha çok zaman geçirmek için okulu reddetme gibi eğilimlerin ortaya çıktığını ifade eden Tarhan, tedavinin iki aşamada gerçekleştiğini vurguluyor. Tarhan tedavi yöntemini ise şöyle açıklıyor: Beynin kimyası bozulduğu için 2-3 haftalık bir ilaç tedavisi uyguluyoruz. Yani kişiyi hastaneye yatırıyoruz. İlaçla beraber bireyi akıllı cihazlardan ve internetten yoksun bırakıyoruz. Sonrasında ise bireysel ve grup terapileri ile tehlikeli ve zararlı kullanım algısı oluşturuyoruz.

Teknolojinin esirleri

Evet, görüldüğü üzere dijital çağın hastalığı olarak tanımlanabilecek nomofobi, giderek tehlikeli bir hal almakta. Bu tehlike ortadayken, sinema da bu duruma kayıtsız kalmadı. Senaryosunu Birol Güven’in kaleme aldığı ve dijital dünyanın esiri olmuş gençleri konu edinen “Dijital Esaret” filminin çekimleri devam ediyor. Film, günümüzün en çok konuşulan konularından dijital dünyayı, o dünyanın esiri olmuş gençlerin işledikleri suçlar nedeniyle cezaevine atılmalarını ve orada yaşadıklarını konu alıyor. Hikayesiyle ilgi çeken yapımda genç oyuncuların yanı sıra Rasim Öztekin gibi usta bir isim de yer alıyor.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum