Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Zor günlerde devleti yönetmek

03 Nisan 2020 - 07:22

Zor günlerde devleti yönetmek

Hepimiz sınavdan geçiyoruz. Devleti yönetenler de, onların yönettiği devletin bireyleri olarak bizler de...
Zor günlerde devleti yönetmek, sıkıntılı iştir. Ama devleti yönetenler, önceden kendilerini eğitirlerse ve kriz yönetim planları üretirlerse işleri kolaylaşır.
Beklenmedik gibi görünen bir süreci yaşıyoruz ve aslında beklenmedikten ziyade bilinmedik bir sürece doğru da gidiyoruz. Zorluk burada.
Devleti yönetenler, bugünü taa Aralık ayında görebilselerdi bu ülke Corona'dan paçasını kurtarmıştı.
Sadece biz mi, bütün dünya aynı durumda.
Ama bu da bir tecrübe. Her tecrübe, bize pahalıya mal olsa da güzel bir ders veriyor. Bir sonraki krize daha hazırlıklı kılıyor hepimizi.
1994 yılındaki ekonomik krizde televizyona çıkıp ağlayan dönemin Başbakanı Tansu Çiller, bugün aynı görevde olsaydı bilmiyorum ne hallere düşerdi.
Devleti yönetenleri, acımasızca eleştirmekten ziyade, onların bu yaşananlardan ders almasını sağlayacak vurguları ön plana çıkarmalıyız.
Geçmişte çarçur edilen fonların; aslında bugün kurtarıcı olabileceği gerçeği de içimizi burkuyor ama ne yapalım; ondan da ders almış oluruz belki.
Kısacası, zor günlerde devlet yönetmek; ona hazırlıklı olmayanlar için kahredici bir tabloya dönüşüyor. Hem onlar, hem biz yönetilenler için.


Okumayı yeniden keşfettik

Krizleri fırsata çevirmenin en masumu bence şu günlerde bolca kitap okuyabilmemizdir.
Kitap okuma, çeşitli nedenlerle terkettiğimiz bir alışkanlığımızdı.Gazete için de aynı şey söylenebilir.
Oysa kitap arzı öyle çok ki. Her konuda kitap yazılıyor, piyasaya sürülüyor. Ama satılmıyor. Çok az yazarın kitabı alınıyor, o kadar.
Eve kapanmanın etkisini azaltmada, raflarda tozlanmaya bıraktığımız kitaplarımız çok işe yaradı.
Şimdi ben Prof.Dr. Carl Sagan'ın "Kozmos", Şenol Onay'ın "Reziliazam", Dr. Sadettin Bilgiç'in "Hatıratım", Ömer Oğuzhan Dosti'nin "İstanbul'da Bir Amerikan Zırhlısı", Cüneyt Arcayürek'in "Demokrasinin Sonbaharı" gibi kitaplarını okumayı planlıyorum.Hatta kendi yazdığım kitapları da okumak istiyorum.
Keşke hızlı okuma tekniğini bilsem. Bilenlere de imreniyorum.Mesela Oktay Gökdemir'e...
Ama öyle dostlar var, okumayı farklı yönlerle sergiliyorlar. Bir arkadaşım, biriktirdiği ilaç prospektüslerini son satırına kadar okumaya başlamış, "Yakında farmakoloji konusunda ahkam kesecek hale geleceğim" diyor. Bir başkası marketlerde satılan ambalajlı ürünlerin üstündekileri okuyormuş. Kim üretti, içinde neler var, nasıl kullanılır, son kullanma tarihi vb. Bu günlerde onun için önemli olan buymuş çünkü.
Kimileri, bir yerlerde unuttuğu TomMiks, Red Kit dergilerini okuyor.
Ama okuyor.
Okuma alışkanlığımız, üzerimizde; terk ettiğimiz bir güzel geleneğin yeniden yeşermesine neden olursa ne mutlu.

Neptün Hanım gerçeği

Başlarda yersiz bir kaygı demeyim ama anlamsız bir önyargıya kapılmıştık.
Şuydu derdimiz:
Büyükşehir'i Neptün Hanım evirip çevirecek.
Başlarda yaşadığmız bir iki örneği de yanlış algıladığımız için "eyvah" deme noktasına geldik ki, işte o an yanıldığımızı anladık.
Neptün Soyer, bugün AKP'li olsa; Reis onu rahat Tarım Bakanı yapar.
Tarım ve hayvancılık konusunda bilgili, donanımlı, kooperatifçilik alanında tecrübeli.
İnancı var, enerjisi var ve tuttuğunu koparan bir de huyu var gördüğümüz kadar.
Siyasi kaygılardan uzak bir anlayışın yaşandığı ülkede olsak Neptün Hanım, projelerini hayata geçirme noktasında asla İzmir sınırları içine hapsedilmez.Ondan yararlanmak, bence bu ülkeye yapılacak en büyük iyiliklerden biridir. Hizmetlerden biridir.
Seferihisar'da bir Mahmut Türkmenoğlu vardı.Özellikle meyve ile uğraşan ziraatçiyi örgütlemiş, meyve suyu üretiminde öncülük etmişti. Onun sayesinde Seferihisar, özellikle Gümüldür çiftçisi para yüzü görmüştü. Türkmenoğlu'nu başarılı bir Tarım Bakanı olarak anıyoruz. Onu çok erken kaybettik.
Belli ki Neptün Hanım, Türkmenoğlu'nun yolunda yürüyor.Çiftçiyi,hayvancıyı; ancak cebine para girerse mutlu edebilirsiniz. Bu, çiftçi kesimini rantçıların tuzağından kurtarmakla mümkün. 25 kuruşa aldığı mandalinayı pazarda ikibuçuk liraya satan zihniyetin elinden kurtarmakla mümkün.Et fiyatını düşürmek değil, hayvancının payını korumakla mümkün.
Neptün Hanım, İzmir'in First Lady'si olarak bunları yapıyor.
Ona destek vermeli ve hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız.
Uzaktan alkışlamakla olmaz bu iş.

Bir uyarı

Abonesi olduğumuz GSM operatörleri, bizi uyarmadığı için çoğu kere tuzağa düşüyoruz.
Cep telefonu faturalarımız, bazen tarifenin üzerinde geliyor.
Üç şeye dikkat edeceğiz:
Bir:Sponsorlu diye not düşülen dosyaları açmayacağız. Açınca 30 liraya yakın bir ek para geliyor.
İki:Telefonla aradığımız kişi cevap vermiyorsa, operatörün "Ulaşılamıyor" gibi uyarısını beklemeden kapatacağız. O zamanı geçirirsek ve o anonsu duyarsak, 10 liraya varan bir ek oluşuyor.
Üç:Yunan adalarına yakın yerleşim bölgelerinde sık sık telefonumuza bakacağız. Yerli GSM operatörünün adı yazıyorsa telefonu kullanabileceğiz. Aksi halde o ülkenin iletişim şirketi devreye giriyor ve konuşma yüksek ücretten faturalandırılıyor. Eğer telefonu böyle durumda siz açarsanız hem açana, hem size para yazılıyor.


İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Ülkelerin gizli servisleri maske savaşına başlamış. Bakalım medyada daha başka ne haberler servis edilecek?
***
Sabreden derviş, bu zor günlerde virüs kapmadan kurtulmuş!
***
Ekmeğin fiyatından bile habersiz yurdum insanı, virüs nedeniyle evde harıl harıl ekmek yapıyor iyi mi?
***
Hanıma bu günlerde '' Ben sana mecburum bilemezsin '' dedim. Gözleri parladı. ''Çünkü virüs nedeniyle evden çıkamıyorum ki'' diye  devam edince de bana küstü!
***
SAYGI duymasını bilmeyen yeni nesil için KAYGI duyuyorum ancak!
***
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı, 14 gün karantinaya almaktır !
***
Her güzele meyil verme. Coronavirüs testinden geçir!
***
Diyanet yetkililerine sesleniyorum. VİP Cuma Namazını, tas-VİP etmiyorum arkadaş!


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test