Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Zeus, bir gün geri gelirse eğer...

02 Mart 2021 - 07:30

Zeus, bir gün geri gelirse eğer...

Her şey 1800'lü yıllarda yaşandı. Kimine göre kaçırıldı, kimine göre de göz göre göre gönderildi.
Bergama'dan Almanya'nın Berlin kentine kaçırılan bir tarih hazinesi Zeus, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yoğun gayretleri sonucu hak ettiği adrese dönecek.
Bu tarih hazinesi içinde sunak, bir müzeyi dolduracak kadar antik materyal vs. var.
Ama bütün bunların Berlin'de işi ne?
Bu soruyu yıllardır soruyoruz ama cevap alamıyoruz.
Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın ve tarihçi Fergül Yücel'in; konuyu yıllar sonra gündeme getirmedeki payları büyük.
“Taş yerinde ağırdır” sloganı ile bir farkındalık yaratanTaşkın ve Yücel, sonunda başardılar. Büyükşehir, geçen yıl Ağustos ayında; Zeus Sunağı'nın geri alınması doğrultusunda çalışmaları hızlandırmak için aldığı kararı, 23 Aralık'ta bir daha gündeme getirmiş ve bir yol haritası çizmeye karar vermişti.
Başkan Tunç Soyer, bir yerlerden ışık almış olacak ki, iddialı konuştu ve “Zeus ya gelecek, ya gelecek” dedi.
Gelinen bu noktada; konuyu gündeme taşıyan Sefa Taşkın ve Fergül  Yücel'in gayretleri asla gözardı edilemez.

1973 yılında bir grup gazeteci arkadaşımızla Berlin'i ziyaret ettiğimizde müzeyi gezmek istedik. Müze yöneticileri, Türk olduğumuzu öğrenince bir süre tereddüt etti, sonra da şart koştu: “Fotoğraf çekmezseniz buyrun, gezin.”
Anlaşılan o ki, Almanya, bu konuda hep bir suçluluk duygusu yaşadı, yaşıyor.
“Taş yerinde ağırdır”, bu nedenle şimdi daha anlamlı.
Zeus, hak ettiği adreste olmalı ama Taşkın ve Yücel'in hakkını da koruyarak.

Gündem baronları

Ardı arkası kesilmiyor. Biri bitiriyor, diğeri başlıyor.
Ne kadar da gündem yaratmaya meraklılar.
Sadece son on günün manzarasına bakın:
Özdemir Erdoğan, Zeki Müren'e dil uzatıyor, onu Alpay takip ediyor:
“On kulağım olsa şarkılarını biriyle bile dinlemem.”
İkisi de Zeki Müren'in o şaşalı dönemini izlemiş sanatçılar. O gün söyleyemediklerini bugün niye söylemeye cesaret ediyorlar?

Söyleyeyim; Alpay, o yıllarda (1970'li yıllar), Ankara'da Çankaya mevkiinde bir alışveriş merkezinin bodrum katında çorap satıyordu da ondan. Vakti de gücü de yoktu buna.
Evet, geçimini minnacık bir çorap satış dükkanından sağlıyordu. Ama yavaştan ünlenmeye de başlamıştı.

Özdemir Erdoğan, Zeki Müren'in kadrolarında yer almak için Fahrettin Aslan'ı ikna etsin diye kimleri araya sokmamıştı o yıllarda.
Hepsinin tanığıyım.
Daha önce üniversiteleri fuhuş evleri olarak nitelendiren ve ne yazık ki, üniversitedeki görevi hala süren Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, bu defa da Prof. Dr. Halil İnancık'a; mezardaki kemiklerini sızlatacak bir laf etti, Rockfeller bursundan yararlanmasını aşağıladı ve Osmanlı düşmanı ilan etti.
Arıza adamın hala üniversitede niye tutulduğunu kimse anlamış değil.
Gelelim, gündem yaratma rekortmeni Doğu Perinçek'e.
Deniz Gezmiş'in kulaklarını çekmekle başlayan gündem sörfünde Perinçek, bu defa da “MHP'nin başına geçmek şereftir” dedi, hemen karşı taraftan cevabını aldı:
“Kendisiyle çay bile içmeyiz.”
İlginçtir, yarattıkları gündeme medyayı da çok kolay bir şekilde alet ediyorlar.
Çok saçma da olsa öyle ilginç şeyler söylüyorlar ki, medya onlara yer vermeden edemiyor.
Bu, böyle sürüp gideceğe benzer.

İZSU'nun inadı

İZSU, vaktiyle “Su Havzası” diye bir sınır belirlemiş. 
Bu sınırlar içinde, Yer altı sularını kirletecek hiçbir faaliyet yapılamıyor.
Mesela atığı zehirli fabrika kurulamıyor, hayvancılık yapılamıyor gibi.
Kaynaklar'da bir mahalle var. Bu sınırlar içine alınmış.
Burada vaktiyle faaliyette olan belde belediyesi,  arsa nitelikli parselleri satın alanlara inşaat izni vermiş, onlar da evlerini yapmış.
Buraları hala arsa görünüyor ama gel zaman git zaman Büyükşehir, bu parselleri “Tarıma kullanışlı arazi vasfına sahip” ilan etti. Yani “Siz arsa değil, arazisiniz” dedi.
Ama insanlar buraya ev yapmışlar, 6 yıldır oturuyorlar ve İmar Barışı sayesinde İmar Yapı Belgesi de almışlar. Belediye, önlerindeki yollardan kanalizasyon geçirmiş. İZSU, branşman bağlamış. Bazı ev sahipleri o gün evlerinde olmadığı için sularını bağlatamamışlar.
Diğerlerinin evlerinde sular şakır şakır akıyor.
İşte bu mağdurlardan biri de 2051 Sokak 13 No'lu evde oturan İlhan Salih.
İlhan Salih, İZSU'ya başvuru yaptığını, ancak su bağlatamadığını söylüyor ve “Burada bizden sonra ev yapanların suları bağlandı” diye yakınıyor.
Bir yıldır dertlerini anlatacak merci bulamadıklarını anlatan İlhan Salih, “Bizim eve su bağlamamakla Tahtalı Barajı kirlilikten mi kurtulacak?” diye soruyor ve böyle bir düzenlemenin çok önceden yapılmış olması gerektiğini hatırlatıyor.
Salih, “Hakkımızı hukuk yoluyla arayacağız. Çünkü İZSU inat ediyor. Hakkımız olan suyu vermiyor” diyor.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

İki arada bir derede kalırsanız yüzün diyeceğim ama... Artık derelerimiz kirli!
***
Laiklik kalsın. Lakaytlık kalksın. Kapiiiş!
***
Eller gider Mars'a. Biz gidiyormuşuz sözde Ay'a!
***
Ülkemizde mantık ve felsefenin sefaletini, televizyondaki tartışma programlarını izlerken daha net görebiliyorum ne yazık ki!
***
Maden bulmuş Mağribi gibi çevreyi katlediyorlar. Ben ona yanıyorum !...
***
Bilincini kaybetmek tıbbi müdahaleyle çözülebilir. Sanırım çevre bilincinin kaybedilmesi çok daha vahimdir!
****
Başkası olma kendin ol. Trol olmadan da güzelsin!

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test