Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Yüz eskimesi

16 Temmuz 2019 - 09:33


Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Oleksandroviç Zelensky,başarılı bir siyasetçi olsa da; kökeni sinema oyunculuğu. Senaryo yazıyor, filmler yönetiyor.
Ve adam hem genç, hem de çok yakışıklı.
Üç ay önce göreve gelen Zelensky'nin devlet memurlarına ilk genelgesi şu oldu:
"Dairelerinize benim değil, çocuklarınızın fotoğrafını asın. O fotoğrafa sık sık bakın ki, düzgün çalışın. Sorumluluğunuzu hatırlayın.Yanlış yaptığınızda yarın pişmanlık duyacağınızı ve o çocuğun sizden hesap sorabileceğinizi aklınıza getirin."
Bu bir mantık ve kalite göstergesi aslında.
Devlet başkanlarının resmi dairelerde fotoğrafının asılması bir gelenek.O tercihi Ukrayna Devlet Başkanı kullanmak istememiş.
Alabildiğine yakışıklılığına rağmen.
Ama bizde bunu belediyelere indirgeyecek olursak, görüyoruz ki, her il ve ilçe belediyesinde başkanların fotoğrafları daireleri dolduruyor. İlçe belediyeleri, başkanlarının fotoğraflarını muhtarlıklara da astırıyor.
İtiraf edeyim ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde geçen dönem Aziz Kocaoğlu, ya dolduruşa geldi, ya da kendisi çok istedi, yüzünü en çok eskiten belediye başkanı oldu.Kentin her yerinde boy boy fotoğrafları vardı ve çoğu da gereksizdi.Belediyeyi değil, kendini öne çıkaran bir görüntüsü vardı.
Benimseyenler, içine sindirenler olabilir ama ne işe yaradı ki?
Şimdi Tunç Soyer'in, tıpkı Ukrayna Devlet Başkanı'nın genelgesini kopya ettiğini ve yaydığını öğreniyoruz.
Tunç Bey, sempatik, karizmatik bir başkan. Gülen yüzü, fotoğraflarının asıldığı dairelere moral ve neşe getirir ama o, doğru olanı yaptı. Dedi ki:
"Benim değil çocuklarınızın fotoğraflarını asın."
Zelensky gibi açıklamasını yapmadı ama anlayan anlamıştır diye düşünüyorum.


Demirel ve başkanlık sistemi
Türkiye'de başkanlık sistemi ilk kez Özal zamanında dillendirildi. Özal'ın ANAP'ı hayli yüksek oy almıştı ve zaten Özal, Amerikancı bir zihniyetle Türkiye'yi sanki bir başkanmış gibi yönetiyordu.
Bir takım yalakalar, "Başkanlık sana yakışır" nağmeleri dizdiler ama Turgut Bey'in ömrü yetmedi.
Süleyman Demirel cumhurbaşkanı oldu.
Aynı taife, Demirel'i de başkanlık dolmuşuna bindirmek istiyordu ama Baba, direndi, direndi, direndi.
1990'lı yılların ortaları. Süleyman Demirel cumhurbaşkanı.
Baba, İzmir Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret etti. Her seferinde olduğu gibi gazetecilerle sohbet etmeyi de unutmadı.
İsmail Sivri cemiyet başkanımız. O var.  Yönetim kurulu üyeleri var. Eski bakanlardan Nahit Menteşe, Allah sağlık, uzun ömür versin Işılay Saygın var. Ve Demirel'in gazetecilerle sohbetini izleyen duayen gazeteci, büyüğümüz, ustamız Haluk Cansın.
Başarılı gazeteci Mehlika Türkmenoğlu soruyor,Baba cevaplıyor, arkasından ben soruyorum:
"Başkanlık sistemi zaman zaman gündeme getiriliyor.Bu konuda ne düşünüyorsunuz?"
Genelde sorulardan sonra haklı olarak "En güzel cevabı nasıl verebilirim ki?"yi içinden geçirerek 15-20 saniye düşünme payı ayıran Demirel, direkt cevabı verdi. Hem de beklemeksizin:
"Böyle bir ihtiyaç yok. Benim tarafımdan böyle bir talep de yok.Başkanlık sistemi, bizim yapımıza uygun değil. Amerika'da ve bazı ülkelerde uygulanıyor ama oralarda farklı yönetimler var. Eyalet var, federatif sistem var, özerk bölgeler var falan.Başkanlık sistemi demokrasinin özüne aykırıdır Türkiye için."
...
Sohbet bitti, Demirel gitti. Turgut Özal'la da Demirel'in liderliğini yaptığı ve sonrasında Çiller'e teslim ettiği DYP'de de politika yapan ve başkanlık tartışmalarını yakından izleyen Işılay Saygın yanıma yaklaşarak "İyi ki bu soruyu sordun. Bende meraklar içindeydim. Sayın Demirel'le aynı fikirdeyim." dedi.Nahit Menteşe de "Beyefendi"nin kendisini rahatlattığı ifade etti.
Böyle bir anı işte.

Katılımcı bütçe belediyeciliği

Sosyal Demokrasi Derneği İzmir Şubesi Başkanı Cengiz Onur, dostumdur.
Bu dostluğa sığınarak kendisine biraz sitem edeceğim.
Onur, dernek başkanı sıfatıyla, yanına yönetimden bir arkadaşını alarak Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç'ı ziyaret etmiş.
Geçen dönem Levent Piriştina'nın siyasi danışmanlığını yapan ve seçimlere altı ay kala görevinden ayrılan Cengiz Onur, sosyal medyada bu ziyareti duyururken,"Buca belediye başkanı Erhan Kılıç'ı ziyaret ettik ve kendisiyle katılımcı bütçe belediyeciliği konusunu konuştuk" demiş.
İzmir belediye meclisi üyeliği yaptım,ilk defa böyle bir deyim duyuyordum:
Katılımcı bütçe belediyeciliği.
Cahilliğime sığınıp, bu konuda uzman olan ve belediyeciliğin kitabını yazan dostum Sedat Turan'ı aradım, nedir bu belediyecilik diye.
Cevabı net oldu:
"Katılımcı bütçe belediyeciliği tabiri diye bir şey yok.Kim katılım sağlayacak, anlamış değilim."
Sitemim bu.
Aynı Cengiz Onur, bugün hala vicdanlarda ukde olan geçen dönemin hesabını sormayı kendine görev edinmezken, belediyecilik literatürüne anlamsız icatlar katıyor.
Sayıştay raporlarında Buca Belediyesi'nin Piriştina dönemi, o vicdanları çok yaralamış acı gerçeklerle doludur.İsrafın tepe yaptığı sergilenen bu raporun içeriğini iyi bilen Cengiz Onur ve onun gibi sivil toplum örgütlerinin yöneticileri görev edinmeli, gereğini yapmalıydı.
Kaymakamlığın re'sen harekete geçerek sorguladığı geçen dönem şu an yargıda. Ama başkan ve taifesi imza atmadıkları usulsüz harcama eylemlerinin sorumluluğunu gariban bir memura yüklemişler.O yargılanıyor.
CHP ve sivil toplum örgütleri, geçen dönemin sorgulanmasını ve gerçek rakamların ve özellikle bankamatik baronlarının kimler olduğunun açıklanmasını isteselerdi, bugün Erhan Kılıç'a en büyük iyiliği yapmış olacaklardı.
Çünkü biliyorum ki, Kılıç, tamtakır kuru bakır bir bütçe ile teslim aldı belediyeyi ve haklı olarak kıvranıyor.
Katılımcı bütçe belediyeciliği değil, sorgulayıcı ve bilgiyi paylaşımcı belediyeciliği yeğlerdim Cengiz Onur.

Duvar Yazıları-İbrahim Ormancı

Ben de doğarken zaman öldürmüşüm Orhan Baba !....
***
Nasrettin Hoca bu devirde yaşasaydı '' Sen de haklısın '' demezdi. '' Sen de halt yemişsin cııız '' derdi kesin !..
***
Üzümün sapı, armudun çöpü deyip kimseleri beğenmedin. Odunun tekine kaldın şaşkın kız !..               
****
Yaşlı bir adamın genç bir sevgili bulması gayri ihtiyari bir durumdur !...
***
Kim demiş düşenin dostu olmaz diye....Mini etekli bir kız düşşe, kaç kişi kaldırıyor bakalım yerden !...
***
Karıma kredi kartını verdim...O kadar çok şey aldı ki  ; dükkan kepenk indirdi Mağaza-llah!...
***
Aşk evliliği yapanların kaçınılmaz sonucu depresyon, cinnet ve psikiyatristtir !...
***
Eskiden hasretinle yanıyordu gönlüm...Sana kavuşunca hararetten yandığımı fark ettim birden !...



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum