Yıldız Kenter'li bir anı
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Yıldız Kenter'li bir anı

19 Kasım 2019 - 09:34


Yetmişli yılların sonu. Yeni Asır'dayım. Bir sabah Yıldız Kenter, eşi Şükran Güngör'le gazeteye geldi.
Dertli ve öfkeliydi. Konuya girdi:
"Fuar'da sahneye çıktığımız bahçe, Lunapark'a çok yakın. Buranın gürültüsü yüzünden repliklerimiz anlaşılmıyor. Sanatımızı layıkıyla icra edemiyoruz. Böyle giderse pılımızı pırtımızı toplayıp bir daha gelmemek üzere İzmir'den gideceğiz."
Köşemde yetkilileri göreve davet eden bir yazı yazdım.
Tık yok.
Ayarını biraz artırarak yeniden yazdım.
Yine tık yok.
Üçüncüsünde Zabıta Müdürü'nü hedef alan daha sert bir yazı yazıp "Siz herhalde Lunapark'tan rüşvet alıyorsunuz" dedim.
Yine tık yok.
Neden tık olmadığını düşünürken Yıldız Kenter, erken saatlerde yeniden gazeteye geldi. Bu kere ağlıyordu:
"Ne olur yapmayın. Benim yüzümden başınız derde girecek" dedi.
Yatıştırdık ama sorunun neden çözülemediğine de yanıyordum.
Üyesi olduğum İzmir Belediye Meclisi'nde arkadaşlara bunu sordum. Şöyle dediler:
"Zabıta Müdürü, iyidir hoştur ama ilkokul mezunudur. Okumayı zor söker. Gazete de okumaz"
Anladım ki, boşuna onları yazmışız. Konuyu dönemin Belediye Başkanı İhsan Alyanak'a aktardım, anında çözdü.
Yıldız Hanım yine geldi. Elinde zarif bir çiçek vardı. Gözleri parlıyordu. Ama kendisini de nedense suçlu hissediyordu. Şöyle dedi:
"Benim yüzümden neler yaşadınız. Ama ne yapayım, ben bu kenti ve insanlarını çok seviyorum. Onlara sanatımı sunmak beni mutlu ediyor."
Bir kaç yıl önce Fahrettin Altay semtinde bir banka şubesinde karşılaştık. Çok çökmüştü. Ama gözlerindeki o parıltı, etrafa öyle bir ışık saçıyordu ki.
Mekanı cennet olsun.


Bayraklı’nın trafiği

Gökdelenler burada, adliye binaları burada, hastaneler burada.
İzmirlilerin adeta buluştukları bir ilçe Bayraklı.
Daha düne kadar Karşıyaka'nın bir semti iken bugün Karşıyaka'yı bile geçen yoğunluğu gün boyu yaşayan bir ilçe Bayraklı.
Ama ne yazık ki altyapısı zayıf, yolları dar, trafik adına bir master plan geliştirilmemiş. Kaosun zirvesi yaşanıyor burada.
Altınyol, Karşıyaka yolcusunu alıp götürüyor; tamam ama Anadolu Caddesi yetmiyor. Adnan Kahveci Kavşağı açılmasaydı, trafik daha da içinden çıkılmaz hale gelebilirdi.
Özellikle büyük binalar, kalabalıklaşan kente adeta çanak tutarken; kafeler, barlar ve etkinlik merkezleri, bu cazibeyi daha da artırıyor ve Bayraklı, trafik adına atılacak yeni bir adımı bekliyor.
Özellikle sabah ve akşam saatlerinde iyice kilitlenen trafik S.O.S. veriyor.
UKOME'ye büyük iş düşüyor. Bu ilçe trafiği mercek altına alınmalı ve bir an önce çözüm yolları üretilmeli.
Altyapı eksikliği büyük engel biliyoruz ama bir çözüm yolu bulunmalı diye de düşünüyoruz.
Yeter ki irade sergilensin.

Güle güle otursun
Buca, onun yüzünden talihsiz bir 5 yıl geçirdi.
Levent Piriştina'dan bahsediyorum.
Eğer belediyeyi 400 kusur milyon lira borçla terk edip gitmeseydi ve aldığı halde teslim etseydi; hakkında söylenen hiç bir şeye inanmayacaktık.
Ama öyle olmadı.
Bizi hep şaşırttı, hep düş kırıklığına uğrattı.
Şimdi İmar Affı ya da imar barışı gibi uygulamalardan yararlanıp yasal hale getirilen Kaynaklar'daki kaçak villayı inşa ettirip annesi üzerine göstermeyecekti. Bir belediye başkanı nasıl olur da kaçak bina yapar? İmara açık olmayan yerde böylesine gösterişli bir inşaatın ayıbını üstlenir.
Şimdi "Kanada'da ev aldı", "Miami'de villası var" gibi söylentiler, referansı falsolu bir kaynağın eseri olsa da milletin kafasını karıştırmaya yetiyor.
Sen 650 bin nüfuslu bir kentin belediye başkanı olmuşsun. Yedi düveline onurla anlatacağın bir kimliğin var. Sen, Derviş Piriştina'nın torunusun. Bucalıların gönlünde taht kurmuş bir ismin.
Tamam; belediye başkanı seçildiğinde beş parasızdın. Maaşın aylarca hacizliydi. Ama o badireleri atlattın.
Giderken "Eğlence dünyasından geldim, eğlence dünyasına dönüyorum" demiştin.
Hata.
Tamam eğlence dünyasından geldin, Öküz Bar'ın ortağıydın ama beş yıl Buca Belediye Başkanlığı yaptıktan sonra oraya dönme.
Senin; AKP'lileri bile etkileyen bir sevimliliğin vardı.
Şimdi bu haline bakıp ne diyeceğiz Levent Bey?
"Güle güle otursun" dedirtme bize.

İBRAHİM ORMANCI DUVAR YAZILARI
Umut fakirin ekmeği ama onun da gramajından çalıyorlar !..
***
Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner. Yani olma yanar döner!
***
Bir siyasetçi geçse de köprüde intihar şovu yapsam diye düşünen kişiye şöhret budalası da denebilir!…
***
Aydın insan ile cahil arasında fark şudur. Aydın insan okudukça, hiç bir şey bilmediğini, cahil insan ise her zaman her şeyi bildiğini iddia eder !...
***
Milletçe, ümmetin parçalanmasına değil de atomun parçalanmasına kafayı yorsaydık azıcık iyiydi !...
***
Ağlarsa anam ağlar. " Böyle bir evladı niye verdin Allah'ım? " diye!...
***
Mülk Allah'ındır ama devre mülk parası olanlarındır !...
***
Egosu tavan yapmış kişileri görünce, tabanları yağlayıp kaçmak gerekir!...


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum