Yıl 1957...Çankaya Köşkü
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Yıl 1957...Çankaya Köşkü

27 Temmuz 2019 - 06:42

Yıl 1957...Çankaya Köşkü
Çankaya Köşkü, Recep Tayyip Erdoğan'dan öncesine kadar; 1921'den başlayarak başlayarak cumhurbaşkanlarının ikametgahı idi.
Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Kenan Evren,Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, devletin en üst makamını bu konutta temsil ettiler.Dışişleri Konutu'nda kalmayı tercih eden Abdullah Gül, burayı çalışma ofisi olarak kullandı ve 2014'te Çankaya Köşkü tarih oldu.
Bugün Erdoğan, 1025 odalı Külliye'de, binlerce personeli ve söylentiye göre binleri aşan korumasıyla aynı görevi ifa ediyor.
Yani devletin en üst makamını işgal ediyor.
Şöyle 62 yıl öncesine gidelim.1957 yılına.


Celal Bayar, cumhurbaşkanı. O da devletin en üstündeki kişi.Bayar ve eşi Reşide Hanım, 1950 ila 1960 yılları arası, Çankaya Köşkü'nde yaşadılar.
Temizlikçi hariç topu topu dört personelle.Kahya olarak Emin Efendi. Kont lakaplı aşçı başı Recep Usta, şoför Niyazi Efendi ve vaktiyle Atatürk'ü de tıraş etmiş olan berber İsmail Efendi.
Beşinci kişi yok.
Ha bir de müştemilatta konuşlanan; Bucalı Albay Osman Köksal'ın komutasındaki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı.Her şey o kadar mütevazı ki..
Celal Bayar ve eşi Reşide Hanım, genelde saat 08.00'de kalkardı ve Celal Bey, bu ekibi küçük bir teftişten geçirir, kahvaltıya oturulurdu. Kahvaltıdan sonra berber İsmail Efendi, onu tıraş ederken Cumhurbaşkanı, Emin Efendi'ye hangi elbiseyi giymek istediğini söylerdi.Topu topu dört takım elbisesi vardı ve iki kat da kravatı.

Öğle yemeği, 13.30'da yenir ve sofrada ızgara, enginar ve Ali Paşa pilavı yer alırdı.
Akşam yemeğinde Celal Bey, eşi Reşide Hanım, kızları, damatları ve torunları, aynı masa etrafında oturur, lahana dolması bu sofrada mutlaka yer alırdı. Eğer misafir gelecekse menü zenginleştirilir, haşlama balık, piliç ve sebze çorbası yenirdi.
Celal Bayar, bir yere gidecekse; Polis Müdürlüğü'ne telefon edilir, oradan sağlanan bir eskort otomobil, yolu açardı.
Bu dört kişilik personel, aileleriyle birlikte Çankaya Köşkü'nün misafirhanesinde yaşardı.Celal Bey, bazen onlara ziyarete gider, kahvelerini içerdi.
Çankaya Köşkü'nün ilk yıllarda yedi odası vardı.
resimaltları
Emin Efendi, Recep Usta ve Şoför Niyazi Efendi, bir sohbet anında.
 
Atatürk'ü de tıraş eden Berber İsmail Efendi.
Mutfakta yemek kontrolü. Tencere kap kacağın haline bakar mısınız?


Lay laylom günleri
Belediyelerde hala hizmet mesaisi başlamadı.
Hizmet nedir?
Hizmet, kültür faaliyetinden yol yapımına, su temininden temizliğe, ulaşımdan vatandaş mutluluğuna; pek çok konuyu kapsar.
Ama hizmette öncelikler vardır.
Öncelikler kültür faaliyetiyle olmaz.
Konser, anma, etkinlik gibi ihtiyaçların önünde ulaşım, yol, sağlık, su, temizlik gibi konular gelir.
Mevcut belediyelerin çoğu hala bu modda.
Ülke konserden geçilmiyor. Ve üstelik konser denen şey, belediyecilikte en şaibeli konulardan biri.Geçmişte örnekleri görüldü. Belediyeler, bütçe açıklarını konserlerle kapadılar. Üç kuruşluk sanatçıya beş kuruş vermiş gibi mahsuplaşarak bütçe dengi sağladılar.
Birçok belediyede şu günlerde konser harcamalarını sorgulayan müfettişler harıl harıl çalışıyor.
Laylaylom günleri geride kalmalı.
Hala yeni park açmayan, yol asfaltlamayan, temizlik işyeri filosuna bir yeni araç katmayan ama iki tane festival gerçekleştiren belediyeler var.
Konserlerin albenisi, çöp arabasının kokusuna her zaman tercih edilir gibi görünür ama gerçek hiç de öyle değil.
Bir de belediye başkanları artık şu ziyaretlere bir son versin.
Hangi belediyeye gitsem; başkanlık makamının önü, elinde çiçek, çikolata kutusu bulunan insanlarla dolu.
Böylelerinin yolu daha girişten kesilmeli ve başkanlara rahat nefes alacak, onlara hizmet imkanı sunacak ortam sağlanmalı.

Hesap ortada
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, çok geniş bir alanı kapsıyor. Bünyesinde 40'a yakın bölüm var ve bu nedenle Ege Bölgesi'nin en büyük sağlık merkezlerinden biri.
Hal böyle olunca insanlar buraya akın ediyor ve kapasite zirve yapıyor.
Tıp Fakültesi Hastanesi'nin hekim ve çalışanları var ve onun belki on katı, belki yüz katı da hasta veya yakını.
Hepsi araçlarıyla geliyor ve gerçekten bu araçlarını park edecekleri yer bulmakta zorlanıyorlar.
Tıp alanında yüz akımız olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin bu otopark sorununu halletmeden özelleştirmesi yeni bir sıkıntı yarattı. Yer yok bir.İkincisi tarife yüksek.Kısa süreli parklar için 6 lira alınıyor ama 12 saatten fazlası için rakam 16 lira.
Hastasının niteliği itibariyle her gün gelenler için bu bir yıkım olmaz mı?
Hastane alanına günde rahat 10 bin araç giriyordur.
Varın hesap edin.


İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları
Yokuş çıkarken yoruluyorum. Hani benim dinçliğim nerede anne?
***
Okurken en çok fırçayı resim öğretmenimden yedim. ‘’Böyle bir resim olur mu?‘’ diye  !...
***
Hayatımı yazsam ROMAN olur. Ama o kadar kalın bir roman olur ki, kimse okumaz !...
***
Ben yârime GÜL demem. Gülünce, dişleri çok pis sırıtıyor !...
***
Kuyumu kazan insanlara sesleniyorum. Bunca emek verdiniz. Bari kuyudan sus çıkarsaydınız  !...
***
Yoksulların iftarlarına gelen politikacılar, yoksullara icra gelirken de gelseler güzel olmaz mı hani ?
***
Liselerde matematik seçmeli, din dersi zorunlu olacakmış. Nihat Hatipoğlu İN, Aziz Sancar OUT anlayacağınız !...
***
Necip milletimizin konuştuğu en KAPSAM’lı konu, cep telefonlarının KAPSAMA  ALANI !...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum