Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Yetmişliklerin üstüne gitmeyin

21 Nisan 2020 - 07:02

Yetmişliklerin üstüne gitmeyin

"Yaş yetmiş, iş bitmiş"
Böyle dedik durduk.
Hele şu günlerde en çok da onları hedef gösterir olduk:
"Sakın ha. Maske tak. Dışarı çıkma. En çok risk altında olan sensin. Zaten bir ayağın çukurda. "
Amerika Maryland Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Şefi Dr. FaheemYounus'un Covit-19 ile ilgili bir twit'ini Psikolog Hasan Belli paylaşmış.
Bu paylaşımda,  ezber bozan pek çok bilgi yanında 70 yaş üstü insanlara yapılan haksızlığa da yer veriliyor.
Psikolog Hasan Belli, Dr. Younus'un önerileri üzerine bir değerlendirme yapmış.
Bu bölümü aktarıyorum:
"Bakın; alın 70 yaşında birini, her gün bu felaket haberlerini izletin, 'Sıra sana geliyoooor, sıra sana geliyoooor' mesajını verin; iddia ediyorum, bu insan bir kaç ay içinde ölür. Bu programlar, stres ve anksiyete yoluyla immun (bağışıklık) sistemimizi perişan ediyorlar. Deprem profesörlerine dönmüş tıp hocalarını da izlemeyin. Ben, bu sürecin başından beri sizlere bilimsel gelişmeler ışığında paylaşımlarda bulundum. Söylenecek fazla bir şey kalmadığını düşünüyorum. Artık bu salgınla ilgili bir şey paylaşmayacağım. Bu saatten sonra aynı şeyleri tekrar etmek, sadece yaşam kalitemizi yerle bir eder"
Belli, bunu diyor ve bir de fıkra aktarıyor.
O da şöyle:
Tüccarın biri bir gün yolda Veba ile karşılaşır. Endişeyle Veba'ya bakar ve "Nereye gidiyorsun?" diye sorar. Veba, "Bağdat'a" diye yanıtlar. "Kaç kişinin canını alacaksın?" diye tekrar sorar tüccar. Veba, "Çok değil 5 bin kişi" der.
Aradan zaman geçer ve tüccar, yolda yine Veba'yı görür. Fakat duymuştur ki, Bağdat'ta vebadan ölenlerin sayısı 60 bin olmuştur.
"Bana 5 bin kişi öleceğini söylemiştin. Oysa sen 60 bin cana kıymışsın" diye hiddetlenir Veba'ya.
Veba ise gayet sakin ve kendinden emin şöyle der:
"Ben 5 bin kişi öldürdüm. Diğerleri korkudan öldü."

Maskeden sınıfta kaldık

Bir:İlk defa maskeyle tanıştık. İyisini dandiğini karıştırdık.
İki:Ciddi bir önlem için 80 milyona da maske gerekli. Buna yetemedik. Kimse yetemezdi zaten.
Üç:Fırsatçıları tam tespit edemedik.
Uyandığımız şu günlerde, dandik maskeden geçilmediği ortada.Ama yine de kullanıyoruz.
Çünkü maskeyi devlet ücretsiz dağıtıyor. Parayla satışına henüz izin vermiyor ve maske yapımında bir standart uygulaması yok.
Maskelerin mutlaka pamuklu kumaştan yapılması ve yüze takılıp üflendiğinde çakmak ya da kibrit ateşini söndürmemesi gerekiyor.
Böylesi çok az var. Ama çaresi de yok değil. Maskenin arkasına bir kağıt mendil konduğunda işlevini tam gören bir maske haline geliyor.
Uygulaması kolay ama maskeli günlerimiz biraz daha devam edeceğine göre ille de standart diyorum.
Maskeden sınıfta kalmıştık. Bari bütünlemeden geçelim.

İşte bu kadar

Canı bizden kıymetli olanlardan söz ediyorum.
Kalbiyle sıkıntı yaşadığında Amerika'ya uçan. Dişi ağrıdığında, çektirmek için  İsviçre'nin yolunu tutan, çocuğunu ille de New York hekimlerine doğrultanlar, şimdi kös kös evlerinde oturuyor.
Çünkü; hafife aldıkları Türk hekimleri, dünyada benzeri olmayacak ölçüde onlara güven veriyor.
Geleneksel sağlık sistemimiz; Miami'de ev satın almak isteyenlerin hevesini kursağında bırakıyor.
Türkiye, bugün Korona'nın takibinde ve tedavisinde örnek gösterilecek ülkeler arasında yer alıyor.
Dünyanın dayısı Amerika'da sağlık sistemine dahil değilseniz, yani bir sosyal güvenceniz yoksa, hapı yuttunuz. Korona-morona demiyor, adamı kapı önüne koyuyorlar.
Önce zengin, önce nüfuz sahibi, önce ünlü demiyor, sadece sosyal güvence arıyor hastaneler.
Bizde öyle mi?
Geldik Atatürk'ün sözüne:
"Beni Türk hekimlerine emanet ediniz"
İşte bu kadar.
Eskidendi o:"Param var, istediğimi yaparım, istediğim sağlık hizmetini alırım."
Artık dünya duymuyor o mavalları.

Bravo spor servislerine

Bu süreçte çalışan gazeteci arkadaşlarımızın işi çok zor. Çoğu gazete sayfalarını evinde hazırlıyor. Muhabirlerin bir kısmı alanlarda, bir kısmı evlerinden haber üretiyor.
Elbette bilgisayar teknolojisinin sunduğu bir güzellik bu.
Aynı tabloyu, gazetelerin kurşunla hazırlandığı günlerde asla göremezdiniz.
Şu zor günlerin bir kahraman grubu da spor servisleri.
Hem gazetelerinde sayfa adedini azaltmadılar, hem de hiç karşılaşma, transfer, kongre falan yokken; o sayfaları tepe tepe dolduruyorlar.
Yeni Asır'da uzun yıllar birlikte çalıştığım, çok erken yaşta kaybettiğimiz Spor Müdürü Şevket Özçelik'e "Maç dışında bu sayfaları nasıl dolduruyorsunuz?"diye sormuştum. "Maçlar bahane" demişti Özçelik.
Evet, bugün de öyle anlaşılıyor ki; maçlar bahane.
O sayfaları keyifle okuyoruz.Koronalı, koronasız konularla nakış gibi işliyorlar vallahi.
Hepsine koca bir "Bravo!"

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Necip milletim bu gidişle fellik fellik maske ararken virüs kapacak korkarım !
***
Ülkede altının fiyatları her gün artıyor. Kuyumcular çeyrek altın alanlara maske verirse süper olacak!
***
Beleş maske baldan tatlıdır!
***
Coronavirüs günlerinde dışarıda hiç bir şey olmamış gibi gezenlere soruyorum. Canınızı sokakta mı buldunuz?
***
Aha olaya bak. Piyasada maske yok. Bu gidişle AKP maskeyi karneyle satacak !
***
Cehape döneminde insanlar ince hastalıktan ölürdü. AKP iktidarında ithal virüsten ölüyor. Farka bakar mısınız?
***
Mutluluğun sırrı, mutluluğun sırrını araştırmamak imiş ülen ya!
***
Bir daha dünya gelirsem ancak öyle reenkarnasyona inanırım !
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test