Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

WhatsApp grupları düzenimizi bozuyor

03 Mart 2020 - 07:36 - Güncelleme: 03 Mart 2020 - 08:42

Buca Kaymakamlığı, yine başarılı bir etkinliğe imza attı. Kaymakamlığın SGK Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen söyleşide, dijital çağda insanlarımızın karşılaştıkları tehlikelere ve zararlara dikkat çekildi.
"Farklı Yönleriyle Sosyal Ağlar ve Dijital Oyunlar" adını taşıyan söyleşinin konukları, Türkiye'de en yüksek öğrenci sayısına sahip Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ertan Çomaklı, üniversite bünyesinde kurulan ve dijital alanda önemli araştırmalar yapan, bu arada FETÖ'nün bir dijital terör örgütü olduğunu ortaya çıkaran SOGİDEM yöneticileri ve konunun uzmanları oldu.
Buca Kaymakamı Faik Arıcan'ın sunuş konuşmasından sonra uzmanlar söz aldı.
Doç.Dr. Yusuf Levent Şahin, dijital sektörün dünyada film ve müzik sektörünün de önünde olduğunu, sadece Witcher III adlı oyunun yapımı için 270 milyon dolar harcandığını söyledi.Şahin, İyi planlanmış dijital oyunların, aslında öğrenme döngüsü yarattığını ve karar alma mekanizmasını çalıştırdığını da vurguladı.
Prof.Dr. Levent Eraslan, Türkiye'nin bir online toplumu olduğunu ve 7.5 saat ekran karşısında durarak dünya rekorunu elinde tuttuğunu belirtti.
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Şafak Ertan Çomaklı,cep telefonunu "hayır" demeyen bir arkadaşa benzetti ve sadece şarzı bittiğinde devre dışı kaldığına vurgu yaptı.
Doç. Dr. Fuat Güllüpınar, siber saldırıların neden olduğu ekonomik kayıpların 2019'da 3 trilyon doları bulduğunu söylerken; Türk Ceza Kanunu'nun 125'inci maddesine atıfta bulunarak böyle saldırılara karşı kişisel hakların korunabildiğini belirtti.
Ferhan Odabaşı da giderek yaygınlaşan WhatsApp gruplarının düzenimizi bozduğunu, özellikle okullarda kurulan veli gruplarının yarar yerine zarar getirdiğinin altını çizdi. Odabaşı, çocukların 02.00-05.00 saatleri arasında bilgisayar ya da telefonlarını kullanmaktan kaçınmalarını, "Kriminal saatler" olarak bilinen bu zaman diliminde zararlı sunumlar ve paylaşımlar yapıldığını belirtti.Odabaşı, kabristandan bile canlı yayın yapıldığını, bu paylaşımlarda "ARE" gibi açılımı "Allah rahmet eylesin" olan kısaltılmışmesajlar geçilerek ölümün bile hafife alındığını söylerine ekledi.

Güney Korelilere dikkat

Türk askeri, Birleşmiş Milletler'e girebilmek için 1950'li yılların başında Güney Kore'ye gidip; Komünist Kuzey Korelilerle savaşırken, koruduğu ülke bir toplu iğneyi bile yapamıyordu.
Pasifik'in en gariban ülkesiydi Güney Kore ve kılıçtan başka da silahı yoktu.
Yüzlerce kayıp verdiğimiz savaşta kurtardığımız bu ülke, şimdi dünyanın teknoloji devleri arasında belki üçüncü-dördüncü sırada. Ünlü markaları, aynı zamanda kalite ve güvenin de birer temsilcisi.
Ve bize en çok teknolojik ürün satan ülkeler arasında.
Ama Güney Koreliler, bununla da yetinmiyor. Bugün Türkiye'deki sinema sektörü yüzde 95 onların elinde. Üç yıl öncesine kadar Amerikalıların hakim olduğu sektöre bir şekilde girdiler ve bütün sinemaların işletme hakkını elde ettiler. Bir-iki Türk ve Amerikalı ortakları var ama onların esamesiokunmuyor.
Hangi sinemada hangi film gösterilecek, onlar karar veriyor.
Bu sinemalarda oynatılmaya namzet hangi Türk filmi çevrilecek; onlar senaryoyu görüyor, inceliyor, onay vermeden rejisör "Motor" demiyor.
Ülkelerine deve yükü para götürüyorlar.
Aynı Güney Koreliler, şimdi de zeytinyağı sektörüne el attılar. Urla'da satın aldıkları büyük bir çiftlikte kaliteli zeytin yetiştirdiler ve Köstem Zeytinyağı Müzesi'nde bunları sıktırarak ülkelerine götürdüler. Orada; palm yağı yerine zeytinyağını tüketme alışkanlığı elde edecek tadım testleri yapacaklar.
Ama sonra, sanmayın bizden zeytin alacaklar. Tam aksine yine büyük zeytinlikleri satın alıp kendi yağlarını kendileri sıkacak.
Belki de devasa gemilerde fabrikalar kurup, tıpkı otomobil üretiminde yaptıkları gibi, yolculuk boyunca bu sıkma işlemini gerçekleştirecekler.


İnşallah doğru değildir

 Bir af söylentisidir, gidiyor.
İstiap haddini aşan cezaevleri, tutuklu ve mahkumların devlete getirdiği mali yük ve sosyal beklentiler, bu söylentileri daha da güçlendiriyor.
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Buca Cezaevi'nin kaldırılması için kendisinden ricada bulanan Buca heyetine, "Hele biraz bekleyin" diyerek belki de dolaylı olarak bu mesajı verdi.
Türkiye, ikide bir çıkarılan af kanunları dolayısıyla büyük sorunlar yaşadı. Örneğin "Rahşan Affı" diye bilinen ve çapulcuyu bile cezaevinin önüne bırakan af uygulamasının; sonraki yıllarda ülkede kapkaç ve benzeri olaylarda patlama yarattığını unutanlar var mı?
Affı devlet çıkarır. Devlet, ancak kendine karşı işlenen suçları affedebilir. Kişilere karşı işlenen suçlarda af, sonuçta bir "İnsan hakları ihlali" olur.
Adamcağızın sekiz yaşındaki kızına tecavüz edip öldürmüş; böylesini af etmek vicdanları rahatsız eder.Bu noktada rıza mekanizması işletilmeli ve ona uygun hareket edilmeli.
Uzman hukukçular, affın hukuk sistemini zayıflattığında, millet vicdanında yaralar açtığında ve suç oranlarının uzun vadede artmasına neden olduğunda hemfikirler.
Cezaevlerinin durumu gerçekten fecaat.Kapasitesinin birbuçuk iki misli üzerinde faaliyet gösteren tutukevi ve cezaevleri var.Bu tablo, 15 Temmuz sürecinde daha da sorunlar yüklü hale geldi.
"Kader mahkumu" deyimi, bize has bir deyimdir ve suça ve suçluya kılıf bulmaktan başka bir şey değildir. Irz düşmanı, katil, kapkaççı, dolandırıcı, nasıl kader mahkumu olabilir?
Bu acıma duygumuzu, empati kurarak frenlemeliyiz.
Özetle; af beklentilerinin ve söylentilerinin bir rivayet olduğunu umuyoruz.
Devlet, kendine karşı suçları affetmekte serbest. Bundan büyük bir rahatsızlık da duyulmaz. Ama terör suçları hariç tutulmak kaydıyla.
Aksi halde, her af gibi bu da bir Rahşan Affı'na dönüşür ve ülkede onarılmaz yaralar açar.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Kepenk kapatan dükkanlarardı sıra...BATIK cephesinde yeni bir şey yok !
***
Birikimini ne dolara, ne de altına yatır. Karton karton sigara al. Durmadan zam geliyor çünkü!
***
Sanal ağlarla ördük Anayurdu dört baştan!
***
Haklı olan değil, aklı olan kazanıyor bu dünyada!
***
Hatun öyle bir resim atıyor ki sorma gitsin. Dişisel verilerine rahatlıkla erişebiliyoruz !..
***
Kelebeğin ömrü bir günmüş derler ya. Sevgi kelebeği oldum. Bir saat bile sürmedi!
***
İnsana saygısızlığın, hoyratlığın vücut bulduğu ruha, GÜRUH diyebiliriz!
***
Türk öğrenciler karmaşık soruları çözemiyormuş. Karmakarışık bir ülkede yaşadıklarından olmasın sakın?


 
 
 
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum