Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Ünlülerin dokunulmazlığı

12 Haziran 2020 - 07:30

Ünlülerin dokunulmazlığı

Benim bildiğim, sokakta maskesiz dolaşmak yasak. Araçlarda maske bulundurulacak, marketlere de mutlaka maskeyle girilecek.
Cezası 3 bin kusur lira. Peşin ödersen 2 bin kusura iniyor vs.
Ama bu yasak kime?
Ayırım mı var?
Bakın ünlülere; fiyakaları bozulmasın diye maskesiz uluorta dolaşıyor, medyanın önüne çıkıyorlar.
Acun Ilıcalı,İstanbul'da özlem turu atarken hayranlarıyla selfi yapıyor. Yakın temasta oluyor; maskesiz.
Nebahat Çehre bir durumu nedeniyle izin alıp sokağa çıkmış ama o da kafeye gidip, arkadaşıyla laflıyor; maskesiz.
Oyuncu Yetkin Dikinciler, "Maske de neymiş?" havasında, kafede arkadaşıyla sohbette.
Derya Baykal ve Ferhan Şensoy'un evliliğinden olan kızları Ferhan Şensoy, maskesiz kafede adeta yasaklara meydan okuyor.
Bunların ne ayrıcalıkları var ki?
Polis, bu arkadaşların; medyada çıkan fotoğraflarını ihbar kabul edip işlem yapamaz mı?
Bu sinir bozucu tablolara son veremez mi?
...
Pazar günü turlarken, trafik ekipleri, yanlarından geçen 50 araçlık konvoya ses çıkarmazken; bir garibanın aracını durdurup, vizesini geçirdiği için işlem yapıyorlardı.
Hani 65 yaş üstü için vizede ek süre tanınmıştı.
Bir de bu var.

Okunacak kitap

Okunacak kitap, kapağından bellidir.
Taa 1969 yılından beri gazetecilik yapan, sporla içiçe olan, hem sporda, hem yaşamın her alanında "Fairplay"i önemseyen değerli kardeşim AvniErboy'un "Fair Play Kervanı" adlı kitabını, keyifle okudum.
Böyle sondan da okuyabileceğim kitapları seviyorum. Sıkılmıyorsunuz.
Avni, anılarını,tespitlerini, önerilerini, hikayeleştirerek anlatmış.
Korona günlerimde büyük bir destekçim oldu.
Avni, dört dörtlük bir gazeteci. Hala mesleğini sürdürüyor.Dopdolu yaşamını bir anlamda 167 sayfalık kitabına sığdırmaya çalışmış.
Tekrar ediyorum; okurken bir daha okuyacağınız geliyor ve asla sıkılmıyorsunuz.
Değerli kardeşimi gönülden kutluyorum. Yeni kitabını da şu günlerde yayınlayacağını duyurduğu için de mutluyum.

Petrol istasyonları

Öğrenemediğim, anlayamadığım konudur petrol istasyonları.
Hani şu "para basıyorlar" diye bellediğimiz işletmeler.
Bunlar nasıl kurulur, nasıl çalışma izni verilir, öğrenemedim gitti.
Kime sorsam, önce "İstasyon açmak zor. Öyle bir prosedürü var ki, saymakla bitmez." diyor.
Prosedürün en önemli maddesi, çevreye tehlike oluşturmaması. Ama pıtrak gibi nice petrol istasyonu konutların arasında faaliyet gösteriyor.
İzmir'de yan yana üç tane benzin istasyonu vardı, unutmayın.
Ruhsat alanlara bakıyorsunuz, zenginler, etkinler, mimliler.
Konu, mademki, güvenlikle ilgili. Yani bu işletmeler, çevreye tehlike saçabiliyor. O zaman faaliyetlerine nasıl izin veriliyor. Onlara izin verilirken, şartlara uysa da yenilerine izin verilmiyor?
Ve bir başka konu; bu işleri çözmede uzman bir zevatın ortada fink attığı.
Çok kazanıyorlar; evet. Hatta hükümet, kar hadlerini yüksek tuttukları için bu arkadaşların kulağını çekmişti geçtiğimiz günlerde. Onlar da benzinde litre başına 15 kuruşluk indirim yapmışlardı.
Demek ki, böyle bir indirimi de yapabiliyorlar.
Kısacası ballı iş. Ama muamma bir yanı da var.

Lobicilik

Göç atan kentlerin doğal olgusudur lobicilik.
Güç, kudret, birliktelik gibi değerler, lobicilik ortamında daha verimli oluyor.
Türkiye'de bir gerçek var. Lobiciliği Anadolu insanı daha iyi beceriyor.Öyle kentler, öyle ilçeler var ki, lobicilik dehası sayılır.
Atıyorum; Van'ın Erciş ilçesinden büyük kentlere göç edenler, birbirlerinden hiç kopmazlar. Kurdukları dayanışma dernekleri ile tek yumrukturlar hep.
Erzurumlular, Erzincanlılar, Mardinliler, Karslılar ve de Karadenizliler, büyük kentlerde bu örgütlenmeleriyle kendilerini asla yalnız hissetmezler.
Ne yaparlar? Bu dernekleriyl ; yeni gelen hemşehrilerine destek verirler, iş bulurlar.
Ne yaparlar?
Siyasete girerler.
Bakarsınız, aynı aileden pek çok kimse, başka başka partilerde siyaset yapmaktadır.
Belediye meclislerine girerler, sivil toplum örgütlerinde boy gösterirler vs.
İzmir, böyle örneklerle doludur.
Ama bir İzmir gerçeği de şudur:
İzmir, en çok göçü Manisa'dan almıştır. İzmir'de Manisa kökenli, yaklaşık 300 bin kişi yaşamaktadır.Ama bu büyük kentte; Manisalılar lobilerini oluşturamamıştır.
Keza Aydınlılar, keza Muğlalılar.
Doğup büyüdüğüm Buca da en çok göçü Manisa'dan aldı, ama bir tek Manisalının siyasette kendini öne çıkarmayı çalıştığına tanık olmadım.
Lobicilik onlara göre değil demek.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Beni bu hayatta bir kişi anladı. O da sonradan kişiliksiz çıktı!
***
Allah seni inandırsın, ateistlik de üstüme kimseyi tanımam bu dünyada!
***
Türk erkeklerinin geneline göre, karısından gayri bütün diğer kadınlar bacısıdır. Ama çirkin olanlar!
***
Çocuk kitaplarını güncellemeli. Karantinalı Köyün Kavalcısı kitabı çok yakında kitapçı raflarında!
***
 Kırk yıllık Kani. Coronavirüs bulaştı oldu fani!
***
Karım bazen beni dırdırıyla çok bunalttığında '' Felsefe yapma Özlem. Kalk çay yap bana'' diyorum !...
***
Kedi olalı bir fare tuttu. O da oyuncak fareymiş. Ne beceriksiz bir kedidir bu!
***
Örümcek Adam’a karşı öneriyorum biz de Görümce Kadın filmi yapalım. Kesin çok tutar!

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum