Teşekkürler Fikret Aktaş
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Teşekkürler Fikret Aktaş

17 Ağustos 2019 - 06:30

Buca'da Çevik Bir Meydanı'nın Işılay Saygın Meydanı olarak değiştirilmesine hep karşı çıktım.
Pek çok Bucalı gibi.
Bu meydan, Buca'nın yetiştirdiği önemli bir askerin, Genel Kurmay İkinci Başkanı'nın ve Somali'de Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün Türk Komutanı'nın adını ölümsüzleştiren bir meydandı ve Çevik Bir, bir Bucalı olarak bunu hak ediyordu.
Meydan'da Levent Piriştina zamanında yapılan rezil bir düzenlemede Çevik Bir levhası karambole getirildi ve kaldırıldı.
AKP'lilerin kendilerince savunacakları saçma bir tez vardı ama sonuçta istedikleri oluyordu. Levha bir türlü yerine konmuyordu.
Bucalılıkla ilgisi olmayan birileri, Işılay Saygın'ın ölümünden sonra buraya adının verilmesini gündeme getirdiler. Hem de organize bir şekilde.
AKP'liler yine ön saflardaydı ama hemen arkalarından CHP'liler geliyordu. Hatta Başkan Erhan Kılıç bile"Gönlüm bu görüşten yana" diyerek o gruba destek veren bir açıklama yapmıştı.
Konu sürüncemede kaldı.
Ancak; bence Buca ve İzmir siyasetinin parlak isimlerinden biri olan Fikret Aktaş, konuyu Büyükşehir Belediye Meclisi'ne taşıdı. Güzel bir konuşma yaparak; bu meydanın Çevik Bir adıyla kalmasını, Işılay Saygın'ın adının da uzun süre oturduğu evinin önündeki Kasaplar Meydanı'na verilmesini önerdi. Işılay Hanım da böyle bir isteğini Aziz Kocaoğlu'na iletmişti.Tunç Soyer, "Böyle bir isteği yerine getirmek boynumuzun borcudur"dedi.

Ve Fikret Aktaş, Buca Belediye Meclisi'nin Cuma günkü toplantısında bir önerge vererek bu konuda düğmeye basılmasını sağladı.
Buca Belediye Meclisi kabul edecek, Büyükşehir Belediye Meclisi onayacak.
Bu kadar basit.
Buca'ya ve Bucalılara da bu yakışır.
Teşekkürler Fikret Aktaş.


Bulgaristan'da hayat
Geçtiğimiz haftalarda; Buca Çiftçi Mallarını Koruma Meclisi ile Karacaağaç Köyü Muhtarlığı'nın ortaklaşa organizasyonuyla Bulgaristan'ın Smolyan ili Gövrenköyü'nden gelen 40 kişilik halk oyunu ekibini ağırladık.
Ekiptekilerin hepsi Türk ve ilk kez bu organizasyonla yurt dışına çıkıyor.
Eğitmenleri ve başkanları İsmail Terzi'den öğreniyoruz ki,bir Avrupa Birliği ülkesi olan Bulgaristan'da bizim gözleyemediğimiz bir yaşam var.
Türkler askere alınıyor ama onlara asla silah verilmiyor. Türk gençleri, askerde alabildiğine sanat öğreniyorlar. Kadınlar 63, erkekler 65 yaşında emekli oluyor.Kadınların en az 35, erkeklerin en az 37 yıl çalışmış olması şartı da var.
Bulgaristan artık Komünist bir ülke değil ama komünizmin pek çok kuralı hala yürürlükte.
Bu ülkenin biberini, domatesini, patlıcanını biz gönderiyoruz. Ama Bulgaristan'da bamya yetişmiyor. Türklerin en sevdikleri yemek de bu.
Bu ülkeyi görme şansımız oldu.Ağır insanlar. Tez canlı değiller.Avrupa Birliği'ne katkı verdikleri yok. O yüzden bir türlü Euro'ya geçemiyor, yaramaz çocuk muamelesi görüyorlar.
Bulgaristan, yeşil bir ülke, turizme önem veriyor ve tarihi eserlerini koruyor.
Görülmeye değer.


Mizahın dumuru
Son 15 yılda mizahımızın ciddi bir dumura uğradığını görüyor, yaşıyoruz.
Ne yeni mizahçılar yetişiyor, ne gönül rahatlığıyla mizah yapılabiliyor.
Cem Yılmaz, bu alemin özel ismidir, çünkü sahnede asla politik mizah yapmıyor ve bir anlamda sanat yaşamında bu vesile ile ömrünü uzatıyor.
Akbaba Dergisi bugün olsaydı, ayda bir kapatılır, toplanırdı.
Gırgır öyle Fırt öyle.
O dergilerde yetişmiş bir avuç kahramanın ayakta tutmaya çalıştıkları günümüz mizah dergilerinde de ne yazık ki, suya sabuna dokunulmadan iş çıkartılıyor.
Aziz Nesin yaşasaydı, hafta başı birilerinden dayak yerdi.
Levent Kırca, yaşıyor olsaydı; "Olacak O Kadar"ın yayını sürebilir miydi?
Devekuşu Kabare ayakta kalsaydı, nerede sahne alabilirdi ki?
Bakmayın Ferhan Şensoy'a; o da "Haddini bilerek" mizah yapıyor.
Ankara Sanat Tiyatrosu'nun altın devri, 20 yıl önce bitmiştir.
Reis, Nejat Uygur'u severdi.Severdi ama hastalık döneminde severdi. Nejat Uygur, hayatta olsaydı o da Reis'in gözünde tu kaka olurdu.
Mizahımız dumura uğratılmıştır.
Mizahçımızda "Siyasi malzeme"yi yabana atmama içgüdüsü vardır.O içgüdü bugün iyice bastırılmış, baksanıza ekranlara; en başarılı komedyenlerimiz şimdi kötü adam rolünde sanat icra ediyor.O hale getirilmişler.
Mizahımızın dumura uğratılmasıyla, suya sabuna dokunmama geleneği, belli ki iyi bir yerde buluştular, yollarına devam ediyorlar.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları
14 yaşındaki oğluma '' Gel seninle kaliteli zaman geçirelim çocuğum '' dedim. '' Ben seninle geçireceğim zamanın ikinci eline bile razıyım babacığım '' dedi. Yeminle kendimden utandım!
***
Son zamanlarda bir kez daha idrak ettim ki ; devletimizin ismi Türkiye olmasaydı eğer Abartistan olurdu kesin !.
***
Türk halkı kitap okumaz. Okusa okusa ancak niyet okur !..
***
Hayal kuran obez oluyormuş. O da bir şey mi hayal kurmayıp gerçekçi olan da balataları sıyırıyor !..
***
Elimi sallasam zır delisi bu devirde artık  !...
***
Haydan gelen huysuza gidiyor be artık gülüm !...
***
Kadın kocasına '' Senin için saçımı süpürge ettim '' dedi. Kocası ''Galiba bu yüzden her yemekten kıl çıkıyordu.'' Maç devam ediyor !...
***
Kepenk kapatan dükkanlar ardı sıra...BATIK cephesinde yeni bir şey yok !...
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum