Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Şükretmenin gücü

28 Ocak 2020 - 07:34

Şükretmenin gücü

Büyük işadamlarının yaşam öykülerini okuduğumda satır aralarında fazlaca vurgu yapılmayan bir detay hep ilgimi çeker.
İşadamları, başarılarının sırrını sıralarken Yüce Yaradan'a şükretmeyi ihmal etmedikleri bu anlatımlarında asla din sömürüsü yapmazlar.
Vehbi Koç, Sakıp Sabancı,Nejat Eczacıbaşı...Hep bu geleneği sürdürdüler.
Geçenlerde -Allah sağlık ve uzun ömür versin-Selçuk Yaşar'ın da eski bir mesajında şükretmenin kendisini güçlü kıldığı cümlesi beni etkilemiştir.
Prof.Dr. Mehmet Öz, Prof.Dr. Osman Müftüoğlu, Dr. Ender Saraç gibi tıp alanında popüler olmuş isimler, uzun ömrün sırrını sıralarken şükretmeyi asla ihmal etmiyorlar.
Şükretmek, dinsel bir ritüel değil, ruhsal bir terapidir. Bir dine mensup olsanız da olmasanız da sizi bir yaratan olduğuna inanmak ve sahip olduğunuz her şeyi, onun eşsiz hidayetine ve kadrine bağlıyor olmak, zaten şükretmenin de ta kendisidir.
İzmir'de uzun yıllar Siemens'in Bölge Müdürlüğü'nü yapan kadim dostum Aykut Güsar, rahmetli Vehbi Koç'un manevi oğludur. Koç, genç Aykut'u Almanya'da okutmuş, sonra da şirketlerinde istihdam etmiştir. Aykut Güsar, şimdi Koç Ailesi'nin İzmir'deki taşınmaz varlıklarının kontrolünü elinde bulunduruyor. Güsar, pek çok kereler yanında olduğu Vehbi Koç'un sıkça şükür namazı kıldığını anlatır.
Ömrünün sonuna kadar her gün bir kadeh viski içen Vehbi Koç'un aslında çok inançlı biri olduğunu ondan öğrendim.Buca'da çocuk yıllarımda protestan azınlıkla birlikte yaşadık diyebilirim. Hepsi devasa köşklerde oturuyorlardı ve bir kaç akşam yemeklerine katıldığımı hatırlıyorum.
Bütün aile masa başında ve önce uzun bir şükür duası.
Biz onlara aklımız erinceye kadar hep "Gavur" dedik, durduk.
Ne kadar yanlış yapmışız.
Şükretmek, güçlü bir şey. Sizden bir şey almıyor, aksine size çok şey veriyor.
Deneyin, göreceksiniz.

Ayhan Işık'ı unutmayın

Bu gelenek, Aziz Kocaoğlu ile başladı. Büyükşehir, İZDENİZ Şirketi için satın aldığı her körfez gemisine, halkın oylarıyla belirlenen isimleri verdi.
İhsan Alyanak, Attila İlhan, DarioMoreno ve pek çok da futbolcu ismi.
Yöntem doğru mu bilmiyorum.Örneğin bazı futbolcu isimlerinin verilmesinde taraftar lobilerinin rolü çok etkin oldu.
Ama unutulan, dikkate alınmayan, es geçilen o kadar çok isim varki.
Sayayım:
Ayhan Işık.
İzmir'de doğdu. Doğduğu ev, Karataş'ta hala ayakta.
Nice filmlere imzasını attı, Yeşilçam'ın gerçek kralı ilan edildi.
İzmir'in duayen sinemacısı, çocukluk arkadaşım Tarık Vardar, Ayhan Işık adının bir körfez gemisine verilmesi için iki bin imza toplayıp Aziz Kocaoğlu'na teslim etti.
Tık yok.
Seferihisar'dan kadim dostu Tunç Soyer'e söyledi. Yine tık yok.
Ancak Tarık Vardar, peşini bırakmıyor bu işin. Ayhan Işık'ın bir İzmirli olarak Türk sineması için ne kadar önemli olduğunu birilerine anlatmaya kesin kararlı.
Bir gemiye DarioMoreno adı verilmişse şimdi yeni satın alınan ve denize indirilen gemiye hayda hayda verilebilir.
Devamı var:
Sezen Aksu,Çolpan İlhan, eskilere gidelim; Kazım Dirik.
Ki Kazım Paşa, İzmir'e Alyanak'ın sunduğu hizmetin belki yüz katını sunmuştur.
Ama bu isimlerin arkasında lobiler yok. Olmayınca da Tarık Vardar kahroluyor, tek başına savaş vermek zorunda kalıyor.
Kulak verin bu sinema adamına. Dediğini yapın, İzmir'in vefasını gösterin.

Hey gidi Kübana

Geçen hafta bir Kültürpark turu attım. Kübana'nın yıkılışını izledim.Keza, Ada Gazinosu'nun ve Golf'ün…
Ama en çok da Kübana'ya üzüldüm diyebilirim.
Kübana, gençliğimizin en gözde mekanı idi. Gökdelen palmiyelerin gölgesinde kavurucu yaz mevsiminde bile matinelerde sıcaktan şikayet etmeyen insanların doldurduğu bu kulüp, sahibi Mehmet Ulutanır ve oğlu Ali Ulutanır, sunucu Gürhan Gözaydan,menajer Mösyö Garo, şef Remzi Ağabey…  Hepsi de birer efendilik timsaliydi.
Dünyanın en ünlü sanatçıları, birer ikişer sahne aldılar burada. Los Paraguayos'tanDarioMoreno'ya, Maya Casabianca'danDalida'ya… Ve bizimkiler..Ajda pekkan, Gönül Yazar, Muazzez Ersoy, Müzeyyen Senar, İbrahim Tatlıses, beyaz piyanosuyla Ferdi Özbeğen ve daha niceleri.
Bir gün bile olay çıkmadı, bir gün bile müşteri memnuniyetsizliği yaşanmadı. Türkiye'nin en ünlü müzik gruplarından Üstün Poyraz Set Orkestrası eşliğinde sosyetenin birbirinden zarif hanımları, şık erkekleri sahneyi doldurur, geç saatlere kadar keyifle dans ederdi.
Gazinolar, ömürlerini tamamlarken Ahmet Buluntekin kiraladı Kübana'yı. Ne zaman karşılaşsak "Eski günleri yeniden yaşatacağım" diyordu ama olmadı.Hep düğün salonu olarak kiralandı. Bir köşede de tost makinası konup milletin karnı doyar oldu.
Kübana'nın yıkılmasına bu nedenlerle üzüldüm.Eğlence sektörünün saygın bir örneği daha tarih oldu.
Kübana, temiz siciliyle hep anılacak. Tabii sahipleri de.
resimaltı
1970'li yıllar. Üstün Poyraz Set Orkestrası çalıyor, sosyete dans ediyor.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Atın ölümü keşke arpadan olsa. At arabasına kamyon çarpmasından bu ülkede !...
***
Ben sevdim keller aldı. Demek ki  saçlarımı kazıtmam gerek  !...
***
Bir dulunu cok sevdim o beni hiç sevmiyor. Kalbimi ona verdim bana yüz vermiyor  !...
***
Düzgün insanların olmadığı dünyayı üzgün insanlar doldurur !..
***
Dam üstünde saksağan. Hadi kedi yakala onu  !...
***
Karım şans oyunları oynamama yasak getirdi. Bildiğin LOTO-SANSÜR anlayacağınız !..
***
Mantığın bittiği yerde kadın kaprisleri başlar !.
***
Vjeteryanı  mangal partisine davet etmek bence bir HAKAR- ET  !...
 
***
Parti gözetmeksizin, belediye başkanlarının münhal kadrolara atadığı akrabalara, biz akbabalar da diyebiliriz!...

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum