Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Sosyal yardımda Buca farkı

09 Haziran 2020 - 07:00

Sosyal yardımda Buca farkı

Buca, Türkiye'nin en kozmopolit ilçelerinden biri. 550 bin resmi nüfusuyla bir küçük İstanbul adeta.
Her kentten, her bölgeden insan yaşıyor burada.
Buca, büyük anlamda sanayisi de olmadığı için bir otel kent konumunda.
Sözün özü, her babayiğidin yönetemeyeceği bir ilçe.
Özellikle bu salgın döneminde sosyal devletin bütün fonksiyonlarıyla devreye sokulması konusunda refleks sergilemek ve enerji tüketmeden tempoyu korumak; hiç kolay değil.
Ama Buca'da bu zorluklar aşıldı.Kaymakam Faik Arıcan başkanlığında oluşturulan Vefa Grubu, ilçede aç açık bırakmamak için gece-gündüz çalıştı.
Yardım bekleyenlere üç faz halinde hizmet iletildi. Birincisi devamlı yardım alanlar, ikincisi gerektiğinde yardım edilenler.
Bunu; üyesi olduğum ve her salı dirayetli Kaymakam Faik Arıcan'ın başkanlığında toplanan Buca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı zaten sunuyor.
Üçüncüsü ise salgın süresince darda kalıp yardım talebinde bulunanlara biner lira ve gıda yardımı yapmak.
Üç fazlı bu çalışmalarda 30 bine yakın aileye ulaşıldı. Bu da 130 bin kişi demek. Yani Buca'da her dört kişiden biri devletten yardım aldı.
Çalışmalarını yakından izlediğim değerli idareci Faik Arıcan, "Bu öyle bir konu ki, evi ve arabası olanlar bile dara düşebiliyor. İşte biz sosyal devlet olmanın ayrıcalığıyla bunlara da ulaştık ve yardım ettik" diyor.
Kaymakam,önceden ziyaret ettiği ve çoğu yaşlı olan hemşehrilerini bizzat arıyor, bir ihtiyaçları olup olmadığını soruyor. Varsa gereğini yapıyor.
Faik Arıcan'ın ailesi Antalyalı. O, Bayındır'da doğmuş ve Hukuk Fakültesini bitirmiş. Masterınıda Buca'da Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yapmış. Son görev yeri Cizre'de kayyum olarak belediye başkanlığı da yaptığı için her konuda çok deneyimli.
Sayın Arıcan'ı ben, Buca için büyük bir şans olarak görüyorum. Bu zorlu süreçte sergilediği hizmetler asla unutulmayacak.
Tıpkı diğerleri gibi.
 
Buca İlçe Kaymakamı Faik Arıcan, her sabah Vefa Grubu personeliyle bir toplantı yapıyor ve onlara direktifler veriyor.

Aklımıza gelmeliydi

CHP İzmir milletvekili sevgili dostumuz Atila Sertel'in; Meclis'te milletvekillerine; Tunç Soyer'in hediyesi olarak Türk bayrağı ve Atatürk motifleri bulunan maske dağıtması, sonrasında bir tartışmayı kamuoyuna taşıdı.
Bu maskelerin çöpe atılması halinde ortaya çıkan tatsız tablo.
Haklı bir tespit ve konuya global bir gözle bakmak gerek.
Gazetelerde, kitaplarda, takvimlerde yer alan Atatürk fotoğraflarının neredeyse tamamı, aynı kaderi yaşıyor.
Ve gözümüzden kaçıyor.
Buna bir disiplin getirilebilir. Örneğin Atatürk fotoğrafları, özenle yayınlanabilir. Kalıcı ve saklanıcılığı olan bir standarda dönüştürülebilir.
Atatürk'ü sevmek, tanımakla mümkün. Büyük kurtarıcıyı yeni kuşaklara tanıtırken, bu duyarlılığı da göstermek, onlara iyi örnek olmak anlamına gelmez mi?
Bunun bir kuralı, kaidesi ve tabii yaptırımı da olsa, ne dersiniz?
Eminim, buna en büyük desteği yine Atila Sertel verir.

Yasak-tedbir kargaşası

Gerçi Ahmet Hakan, yönettiği gazetesinde; kazı yanmasın diye çevirmeye çalıştı ama kazın yine de içi çiğ kaldı.
Konu, hafta sonu sokağa çıkılacak mı, çıkılmayacak mı ile ilgili.
Sağlık Bakanı Koca’nın, kesin olmayan ifadesini, kesinmiş gibi manşete taşıyan Hakan, oysa haberin iç sayfadaki içeriğinde böyle bir netliğe yer vermedi. Konunun hala tartışıldığını bildirdi.
Neyse, gazetenin yayınlandığı gün bunu yasak kalktı diye yorumlayanların gece yarısı Sağlık ve İçişleri bakanlarının ortak açıklaması ile bir sürprizle karşılaşmaları, elbette tepki çekecekti. Nitekim öyle oldu ama neyse ki ertesi gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böyle bir duruma razı olamazdık" diyerek sokağa çıkma yasağının kalktığını duyurdu.
"Rıza" bir ölçüt olmamalıydı.
Salgının ciddiyetini bilenlerdenim ve en az kayıpla atlatılmasından yanayım. Ama 65 yaş üstüne de rahatlık getirecek bir uygulamanın hayata geçirilmesini savundum.
Eziyet veren 100 kusur günlük karantina, aslında "rıza" duygusuyla kaldırılmak yerine, 65 yaş üstünü korumaya yönelik başka tedbirlerle kontrol altında tutulabilirdi.
Ahmet Hakan'a gelince; kazı çevirmesi lehine oldu, o kadar.
Yasak ve önlem gibi kavramlar, ne kadar net ve açık sunulursa o kadar net sonuç alınır. Halka yasak gibi sunulan önlemlerdir eza gibi algılanan.

 

Lobicilik

Göç alan kentlerin doğal olgusudur lobicilik.
Güç, kudret, birliktelik gibi değerler, lobicilik ortamında daha verimli oluyor.
Türkiye'de bir gerçek var. Lobiciliği Anadolu insanı daha iyi beceriyor.Öyle kentler, öyle ilçeler var ki, lobicilik dehası sayılır.
Atıyorum; Van'ın Erciş ilçesinden büyük kentlere göç edenler, birbirlerinden hiç kopmazlar. Kurdukları dayanışma dernekleri ile tek yumrukturlar hep.
Erzurumlular, Erzincanlılar, Mardinliler, Karslılar ve de Karadenizliler, büyük kentlerde bu örgütlenmeleriyle kendilerini asla yalnız hissetmezler.
Ne yaparlar? Bu dernekleriyle; yeni gelen hemşehrilerine destek verirler, iş bulurlar.
Ne yaparlar?
Siyasete girerler.
Bakarsınız, aynı aileden pek çok kimse, başka başka partilerde siyaset yapmaktadır.
Belediye meclislerine girerler, sivil toplum örgütlerinde boy gösterirler vs.
İzmir, böyle örneklerle doludur.
Ama bir İzmir gerçeği de şudur:
İzmir, en çok göçü Manisa'dan almıştır. İzmir'de Manisa kökenli, yaklaşık 300 bin kişi yaşamaktadır.Ama bu büyük kentte; Manisalılar lobilerini oluşturamamıştır.
Keza Aydınlılar, keza Muğlalılar.
Doğup büyüdüğüm Buca da en çok göçü Manisa'dan aldı, ama bir tek Manisalının siyasette kendini öne çıkarmaya çalıştığına tanık olmadım.
Lobicilik onlara göre değil demek.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Sokakta kız oğlana çıkışıyordu ''Bütün dünya bizi kıskanıyor. Sen beni niye kıskanmıyorsun Ercü?“ Kıza '' Haberleri izleme bence '' deyip yanlarından uzaklaştım!
***
Denizde Heidi KLUM ben de para olsa ah keşke!
***
Kamuda çalışanlara 3600 ek gösterge sözü verildikten sonra neredeyse 3600 gün geçti. Hala tık yok!
***
Yarim eskiden mektubun ucunu yakıyordu, Şimdi mailimi '' Geri Dönüşüm Kutusuna'' yolluyor!
***
Salgının en olumsuz yönlerinden biri de duygusal açlıkmış. Hayır, hanımın dırdırından kaçacak bir yer yok üstelik!
***
Kız istemeye giderken çikolata yerine bir kilo sarımsak götürdü. Damat zengin diye hemen kızı verdiler!
***
Bir insan bahtsız olmaya görsün. Sokağa çıkma yasağında balkondan içinde 1000 TL olan cüzdanı düşürdü. Sokağa çıkıp cüzdanı alırken polise yakalandı. 3150 TL ceza  ödedi bu kez!
***
Ben güzele güzel demem. Mazallah kocası vardır, abisi vardır yamultur insanı!



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum