Siyasette sürpriz isimler
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Siyasette sürpriz isimler

08 Ocak 2019 - 06:27

Siyasette sürpriz isimler
Bence İzmir adına siyasette iki sürpriz isim öne çıkıyor. Biri İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Celil Anık, diğeri de milli sporcumuz Semra Aksu.
Öğreniyorum ki, şimdiye kadar siyasetle hiç ilgilenmemiş olan Celil Anık'a CHP'den bir teklif gelmiş. O da Menderes Belediye başkan aday adayı olmuş. Bendeki izlenim Celil Atık'ın aslında sağ tandanslı olduğu ve de Menderes'te siyasi ağırlığın AKP'den yana seyrettiği.
İkisi de doğru değilmiş.

İzmir şoför esnafına gerçekten iyi hizmetler veren Anık, belediye başkanlığını da aynı kalitede sürdürebilecek kabiliyette bir isim. Üstelik CHP, ona seçilmediği halde dönüş garantisi de vermiş. Daha doğrusu bunun kulisini yapmış.

İkinci isim de milli sporcumuz Semra Aksu.
Semra Aksu, 1980'li yıllarda yıldızı parlayan bir isim. O da bir adaylık süreci yaşadı ve sonunda Burhan Özfatura, kendisini belediyenin spor müdürlüğüne götürerek sahiplendi. Aksu, Çiğli'de CHP'den başkan aday adayı olarak bir kere daha şansını denemek istiyor. Çiğli'de hanım aday adaylarının da çokluğunun dikkat çektiğini vurgulamak gerekir.
Renkli isimleri siyasete sokma taktiği AKP'nindir diye bilirdik, yanılmışız, aynısını CHP de yapıyor.

Fayton sefası
 
AKP'nin İstanbul Büyükşehir Adayı Binali Yıldırım, "Seçildiğimde kenti fayton rezaletinden kurtaracağım" demiş.
Yani faytonları tümüyle kaldıracak. Büyükada'da, Kınalıada'da ,Burgaz Adası'nda,Heybeliada'da herbiri birer güzellik olan bu keyif araçlarını yok etmek demek, bilmiyorum ama İstanbul'un tarihine zarar vermektir.
Fayton, İzmir'in de bir güzelliğidir. Özellikle Kordon'la sınırlandırılan bu keyif aracına Rumlar karaço derlerdi.Sürücülerin çoğu da Rum asıllıydı. "Vardey!" diye bağıran sürücünal seslerini melodiye çeviren atları ustalıkla yönetir, yolcularını denizin kenarında bir güzellikten bir başka güzelliğe taşırdı.
Çocukluğumuzda faytonlara takılmak, sonra da faytoncunun kırbaç sallayışıyla kaçmak ayrı bir keyifti.
İzmir'e başkan seçilecek kişinin, Binali Yıldırım'ın hatasına düşmeyeceğini umarım.
Faytonların İzmir için de tarihi ve nostaljik bir değeri vardır. Yaylı adıyla anılan bazen tek bazen çift atla çekilen bu araçların çok lüks olanları da vardı. Özellikle levantenlerde lüks yaylı arabası, zenginliğin bir göstergesi sayılırdı.


Balın tadı
Türkiye'de bir bal tartışması yaşıyoruz.
Diyorlar ki, arılara şeker yerine glikoz veriliyor.
Diyorlar ki, bala şeker katılıyor.
Ve son olarak da diyorlar ki
"60 liradan aşağıya satılan balı alma."
İyi de biz bunun uzmanı değiliz ki.
Nereden bilelim şeker yerine glikoz verildiğini?
Nereden bilelim bala şeker karıştırıldığını?
Bildiğimiz iki şey var; hakiki bal soğukta şekerleşiyor ve ayrıca bir tahta aparatla tuttuğunuzda uzantı kopmuyor.
Gerçekten bal, bu hassasiyetler nedeniyle çok pahalı bir metah.
Balın kilosu 60 lira ise hakikidir tezine biraz mesafeliyim. Çünkü Van'dan bildiğim yerden zaman zaman kilosu 20 liraya petek balı getirtiyorum.Hem de ilk elden.Çünkü Van, balın perde arkasındaki merkezi Anadolu'da. Marmaris çam ormanlarının yanmasından sonra Yerkesik balı adeta gündemden düştü. Çam balı diye sonradan Yerkesik markasıyla satılan balların da başka yerlerden geldiği tespit edildi.
Şu anda Türkiye'de bal üretiminde dünya ikincisi ve en çok bal da sırasıyla Muğla, Ordu ve Adana'da çıkıyor.
Ama balda hile diz boyu.
Anzer balı yılda 500 kilo üretiliyor, iki ton pazarlanıyor.
Balla ilgili bu tartışmaların sürüp gideceğinden şüphe yok. Ama ne zaman gerçek bal yiyebileceğimiz konusunu balcılara sorsam da öğrenemiyorum.
Geçenlerde Kaynaklar'da 80 kovanı olan bir aile ile konuştum. Arıcılık Enstitüsü'nden bir ilaç vermişler.  Kullandıklarında 40 kovandaki arıların tümü ölmüş.Bunun sırrı çözülse de şu bal işi tatlıya bağlansa.


Bu nasıl taktik?
 CHP, İzmir adaylarını, muhtemelen 15 Ocak gibi açıklayacak. Seçim için geriye ikibuçuk aylık süre kalacak.
Aslında hiç de iyi bir taktik değil. İlçe adayları için neyse de büyükşehir adayını açıkladığında o aday, ikibuçuk ay içinde 30 ilçeyi nasıl dolaşıp kendini anlatacak?
Aslında CHP, AKP'nin, AKP de CHP'nin adaylarını bir an önce açıklamasını istiyordu. AKP, cesaret gösterdi, daha önce açıkladı.
Eskiden "Seçim sath-ı maili" diye isimlendirilen bu süreç, daha uzun tutulurdu. Adayların gerçi, bugünkü gibi ellerinde teknolojik imkanlar yoktu ama kendilerine tanınan propaganda süresi yetecek kadar uzundu. Bugün teknolojiye sığınan bir anlayış, CHP'yi böyle bir yanlış karara sürüklemiş görünüyor.Eğer taktik diye sunulacaksa hiç de iyi bir taktik değil.
Günahı, bu kararı verenlerin boynuna.


 


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum