Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Siyaset okulları

25 Ocak 2020 - 08:10

Siyaset okulları

Türkiye'nin ihmal edilen en önemli sorunlarından biri, çoğu işi, ehlinin yapmamış olması.
Siyaset, bunun en bariz örneği.
Siyaset, çoğu kere; siyaseti bilenler değil, gücü olanlar tarafından yapılıyor.
Sonuç malum.
Liyakat kavramı, ayaklar altına alındıkça da bu manzara değişmeyecek.
Turgut Özal, bunu ilk farkedenlerden biri oldu. Gerçi o da siyasetin o hale gelmesine katkı verenlerden biriydi ama zararın neresinden dönülürse kardır deyip, ANAP Siyaset Okulları açtı.
Parti kadrolarında görev alacaklar, belediye meclislerine, il genel meclislerine girecekler, bu eğitimi alıp layık olduklarını kanıtladıktan sonra siyaset sahnesi onların olabilecekti.
Kaliteli bir toplumun, kaliteli siyasetçiye her zaman ihtiyacı vardır.İkisi birbirini tamamlar.Özal, bunu zamanında görmüş, gereğini yapmak istemişti ama kendi kurduğu bu düzeni kendi yönetemedi.Aradan çıkan prensler, Papatyalar, bu güzel projeyi darmadağın ettiler.
Aynı yolu CHP de izledi. CHP'nin siyaset okulu da deneyimli siyasetçilerin verdikleri derslerle devam etti.
Ama ne oldu?
Seçim zamanı gelince, liyakat kavramı akla geldi mi?
Bu okuldan mezun olanlara daha çok mu şans tanındı?
Hayır.
O bildik düzen devam etti. Sonuç ortada.
Aynı denemeyi şimdi AKP yapıyor. Siyaset Akademisi'ne kayıtlar başladı bile.
Benim gördüğüm; siyasette liyakata en çok önem veren parti AKP. Adayı asla şansa bırakmıyorlar ve meclis oluşumlarında da çok dikkatli davranmaya çalışıyorlar.Bu akademinin, şimdi açılmasının, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin gelecek seçimlerde elini güçlendireceğine hiç şüphe yok.Reis'in sıkça dillendirdiği liyakat, ancak bu akademide eğitim görenlerin giyeceği elbise olacak.
Ülkenin böyle şeylere ihtiyacı var. Ülkenin eğitimli ama lekesiz, genç ama bilgi yüklü, mutlaka ve mutlaka, böyle süzgeçlerden geçmiş politikacılara ihtiyacı var.
Muhtarlıklardaki ihtiyar heyeti üyeliklerinden belediye meclis üyeliklerine,parti yönetimlerinden Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerine kadar her katmanın içine sindirdiği siyasi aktörlere ihtiyacı var.
Kalkınmanın, gelişmenin yolu budur.


Buca Cezaevi'ni unutun

Buca Cezaevi ile ilgili çok anım var.
İlki, açılış günüyle ilgili. Dönemin İçişleri Bakanı Namık Gedik-ki 1960'da Yassıada'da intihar etmişti-kendisini buraya davet edenlere "Bana cezaevi açtıramazsınız" diyerek kızmış, tören alanını terkederek, natamam SSK Hastanesi'ni açmıştı.
Cezaevi 1957'de faaliyete geçti.O yıllarda Adliye, Konak'ta idi ve buradaki katil, hırsız, soyguncu türü bütün mahkumlar, iki jandarma eşliğinde cezaevinden buraya belediye otobüsleri ile taşınırdı. Otobüse elleri kelepçeli binerler, şoförün uyarısı üzerine de o kelepçeler çözülürdü.
Firar eden olurdu.
Gazetecilik yıllarımda bu otobüs yolculuklarında; mahkum yakınlarının konuşmalarına da kulak vermeye başlamıştım.Bir ara yoğun olarak, cezaevinde kalan yakınlarının, iyi ısıtma olmadığından romatizmaya yakalandıklarından yakınıyorlardı.
Sadece bu duyduklarıma dayanarak Ege Ekspres'te bir haber yapınca; tiyatro faaliyetleriyle de tanınan ve bu vesileyle tanıştığımız Başgardiyan Hasan Mutaf aradı, cezaevine gittim. Savcı ve Müdür oturduk. Meğer kalorifer projeleri varmış ve bunu hayata geçirmeleri de eli kulağındaymış.
Neyse ki, bir kaç yıl sonra Buca Cezaevi kaloriferine kavuştu ve beton zeminde risk altında yaşayan tutuklu ve mahkumlar kurtuldu.
İl İnsan Hakları Komisyonu'ndaki üyeliğim sırasında da cezaevlerindeki aşırı istiabın nelere yol açtığını gözleme imkanı buldum. Şimdilerde tutuklu evi olarak hizmet veren bu binalardaki koğuşlarda ranzalar arasına hamaklar gerilerek iki kat, bazen üç kat insan barındırılıyor.
Hal böyle ama her seçim öncesi sağcısı da solcusu da bu cezaevinin kaldırılacağına dair vaatte bulunuyor ve oy toplamaya çalışıyor.
Ama hem ihtiyaç, hem gizli bir güç bunu önlüyor. Hele şimdi cezaevindeki kantinin hemen arkasına yapılan iki katlı büyük bir hizmet binası, cezaevinin kaldırılacağı umudunu da söndürüyor.
Onun için Bucalılar; siz siz olun bir süre cezaevini unutun.

Buyrun, buradan yakın

Milli Eğitim, gelecek eğitim sezonunda ilkokul son sınıflarda resim, beden eğitimi ve müziği seçmeli ders olmaktan çıkarmayı planlıyor.
Bunun yerine de din derslerini zorunlu olarak müfredata alacak.
Bu, şu demektir;Bakanlık, imam hatip lisesi uygulamasını imam hatip ilkokulu modeliyle zenginleştirmeyi planlıyor ki, büyük tepki göreceği şüphesiz.
Çünkü liselerin neredeyse tümünü imam hatip lisesi modeline dönüştürmeyi planlayan hükumet, velilerin direnmesiyle bu uygulamayı kısıtlı biçimde hayata geçirebilmişti.
Bekleyip göreceğiz.

Hacker'lar trollerle birleşti

Bilgisayarda site sahipleri bilir.Hacker'lar, hep onlara sorun olmuştur.
Hele haber sitelerinde; ciddi haberlerin arasına korsan linkler oluşturup eskort şirketlerinin reklamını yapmak o kadar yaygın hale geldi ki.
Şu günlerde troller de yani,kendi görüş ve düşüncelerini, yine korsan şekilde bilgisayar ortamında yayarak beyin yıkayanlar; teknik anlamda hacker'lardan destek alarak çalışıyorlar.
Sonuçta siteleri yönetenler bu adamlarla başa çıkacak teknik donanımlarını oluşturmak zorunda kalıyorlar.Bu anlamda bizzat hacker'ların kendilerinden ortak çalışma teklifi alıyorlar. Hem de garantili olarak.
Büyük bir bankanın, vaktiyle sistemlerini çökertme noktasına getiren hacker'larla masaya oturup onları istihdam etmek zorunda kaldıklarını unutmayalım.
 

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Gemilerde talim var. Her limanda sevgilisi olan bir yarim var  !...
***
İşsizlik o denli korkunç boyutlarda ki, durumdan vazife bile çıkaramıyoruz artık  !...
 
***
Nazar etme ne olur. Yılış senin de olur !...
***
Umut fakirin ekmeği.  O da bir günde  hemen bozuluveriyor  !....
***
Siz siz olun asla BİÇARE olmayın. Bir çare  bulunur mutlaka !...
***
Çarşamba'yı sel aldı. Alt yapı yine sınıfta kaldı  !...
***
Nkahına beni de çağır sevgilim. Seninle evlenen salak kimmiş ben de göreyim  !...
**
Karımla ilişki durumum. Bir dargın, bir yılışık  !...
***
Karı koca kavga edince evde harp çıkıyor. Hiddetli anlaşmazlık  !...
***
Gündüzüm seninle, gecem seninle. Bırak arkadaşlarıma  balığa çıkayım hafta sonu  karıcığım  !...
 


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test