Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Sıradışı gazeteciler

22 Mayıs 2020 - 07:08

Sıradışı gazeteciler

Geçtiğimiz günlerde köşemde sevgili meslektaşım, kardeşim Avni Erboy'la ilgili ilginç bir anımı aktarmıştım.
Hafızamı kurcalayınca, ayrıca çok ilginç gazeteci dostlarla çalıştığımızı da hatırladım.
Kuyucak muhabiri bir arkadaşımız vardı. İlçesinden hemen her gün gazeteye bir haber gönderirdi. Diyelim ki, Şubat ayındayız. Aşırı soğuklarla ilgili ve donma olayı bolca haberler. Bayramlarda, yılbaşında hep basmakalıp haberler.
Bir gün nasıl olduysa bir şeyin farkına vardık.Delikanlı, her yıl, aynı günde hep aynı haberleri gönderiyordu.
Bir şekilde bölge haberleriyle ilgili arkadaşımızı Kuyucak'a gönderdik. Arkadaşımız, büro olarak kullandığı yerde muhabir gence ait sayfaları çevrile çevrile kirlenmiş, yırtınmaya yüz tutan bir defter bulmuş.Bu defter, 365 sayfadan oluşuyor ve her sayfada güncele uygun asparagas  bir haber var.
Delikanlı, bu sayfaları açıyor, haberi kopyalıyor ve gerekirse bir-iki ismi değiştirerek bize gönderiyormuş.
Sonucunu söylemeye gerek var mı?
Yine Akhisar'da muhabirlik yapan ve motosikletiyle ilçenin altını üstüne getiren Eren Kat isimli bir muhabir arkadaşımız da; bize bolca haber gönderenlerden biriydi. Ama Eren Kat, haberi hem gerektiği gibi veriyor, hem de duygularını katarak kaleme alıyordu. Haber hırsızlıkla ilgiliyse Eren, haberin içinde hırsıza söylemediğini bırakmıyordu. Bir keresinde çobanın biri kızı dağa kaçırmış, onunla ilgili haberde çobanın altından girdi, üstünden çıktı. Adam, aldığı adli cezadan çok Eren'in küfürleriyle ıslan olur diye düşünmüştük.
Kemal Ormancıoğlu, 500 nüfuslu Kemalpaşa'dan her gün bir haber çıkarmasını bilirdi. Ama en çok da Nif Dağı'nda dolaştığını iddia ettiği kaplan haberlerini gönderirdi.
Kuşadası Muhabiri Hidayet Selçuk, dünyanın okuma yazma bilmeyen tek gazetecisiydi.Ama ana dili gibi Felemenkçe konuşurdu. Müthiş bir hafızası vardı. Haberlerini telefonla geçer ve özellikle maçlardaki takımları eksiksiz sayar, faul ve gol dakikalarını dakikası dakikasına iletirdi.
Foto muhabirlerinin ustası Şahap Mete, futbol maçlarında, kale arkasında maçı izlerken genelde uyur, gol anını ilginç bir refleksle yakalar ve hep en iyi fotoğrafı o çekerdi.
Hüseyin Baradan, 1 Nisan şakaları ile meşhurdu. 1 Nisan şakalarında fotomontaj yoluyla ilginç fotoğraflar oluşturururdu. Mesela Saat Kulesi'ni ters yerleştirir, Fuar'daki kadınlar heykelini yok eder, denizde otobüs yüzdürür, fotoğrafların yayınlandığı gün İzmir halkını bu olayların geçtiği yere adeta akın ettirirdi.
İnsanlar, gördükleri karşısında rahat nefes alır, Hüseyin Baradan'ın şakasına da 1 Nisan'ı hatırlayarak gülmeden edemezlerdi.
Yaşayanlara uzun ömür, kaybettiklerimize rahmet diliyorum. 

Cibali Karakolu gibi

Tamam, anladık, görüyoruz; herkes gergin, herkes dertli, herkes kuşkulu. Ve herkes burnundan soluyor.
Süreç bu. Aksi zaten beklenemezdi.
Ama vatandaş, bu süreçte; her zaman olduğu gibi Devlet Baba'ya sığınmak ister.
Ondan yardım talep eder, derdini ona anlatır, deva bulmasını ister.
Ama bazı devlet dairelerinde durum çok farklı.
Bazı yöneticiler ve memurların vatandaşa, beklenmedik şekilde davrandıklarına dair çok şikayet alıyorum.
"Ben ilgilenmiyorum?"
"Kim ilgileniyor, oraya gönderin"
"Bilmiyorum. Git başımdan!"
Bu üç diyalog, öyle çok yaşanıyor ki, bunu tek parti döneminin jandarması bile yapmadı.
İzleyenler bilir;sanki Muammer Karaca'nın Cibali Karakolu'nu izliyoruz.
Her yerde "Vatandaş muamelesi."
Dilekçe yasası diye bir yasa var. Vatandaş, her şartta devletine dilekçe vermekte serbesttir. Devlet de bu dilekçeyi kabul etme ve süresi içinde cevaplamakla yükümlüdür.
Bu da çoğu yerde yapılıyor.
"Git başımdan!"
Yapma be Devlet Baba.
Vatandaşı üzme.

Pürüze bak

Geçen yıl Temmuz ayında kaybettiğimiz Işılay Saygın'ın gençlik yıllarında oturduğu Alsancak'ta, şimdi kendi adının verildiği sokaktaki evin bulunduğu beş katlı apartmanı, diğer daire sahipleri ile Işılay Hanım'ın varisleri yıktırıp yerine bina dikmek istiyor.
Bununla ilgili temaslarda bulunan varisler, hiç beklenmedik bir pürüzle karşılaşmışlar.
Meğer beş katlı apartmanın en üst katındaki daire, Türkiye ile ABD arasında geçen yıl siyasi ve ekonomik krize yol açan rahip Bronson’aaitmiş.
Daire, iddia edildiği gibi bir misyoner tarafından satın alınmış, daha sonra Bronson'a satılmış.
Bronson rıza gösterirse bina yıkılacakmış.
Ama ara da bulasın Rahip Efendi'yi…

Ramazan davulcuları

Ramazanların tadının kaçtığına dair genel bir kanaat var.
Doğruysa; bence iki geleneksel güzelliğin bu Yüce Ay'dan uzaklaştırılışıdır.
Birincisi Karagöz, ikincisi Ramazan davulcusu.
Çocukluğumuzda; o aklımızla Ramazan'ı iple çekerdik. Çünkü her akşam radyoda Hayali Küçük Ali, Karagöz programı sunardı. Karagöz, Hacivat ve diğerleriolmak üzere en az altı-yedi kişiyi konuşur, bizi gülmekten kırar geçirirdi.
Sadece o ve yamağı.
İki kişiyle kocaman yüreklerimize sevgi doldururdu.
Ramazan'ı bize bir de davulcular sevdirirdi. Onların, insanları sahura kaldırmak için mahallere aralarında dolaşıp çaldıkları davul, ritmi ne olursa olsun bizi bambaşka bir aleme götürürdü.
Oturduğum mahallede davulcu, ilk gün geldi, bir iki vurdu davuluna, sonra yok oldu.
Sebebini öğrendim; meğer apartmanlarda oturanlar bahşiş vermiyormuş. Bazıları da "Çocuk uyuyor" diye azarlıyormuş davulcuları.
Çocukluğumda; karşımızdaki evde oturan Sıtkı Öğretmen de davulculara çok kızar, onlara söylemediğini bırakmazdı ama davulcular yine de bildiğini okurdu.
Çalsınlar, hep çalsınlar. "Teknolojik çağdayız" diyenlere inat. İnletsinler ortalığı.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Keşke sizin aile en az elli kişiyi doyursaydı. Maske verse o da kabulümüz hanımefendi!
***
Eeee artık insanlar başka şeylerle övünür oldu. Hadi oğlum göster amcalara PC'ni!
***
Tütünsüz uykusuz hatta karantinada kaldım. Terk etmedi sevdan beni!
***
A'dan Z'ye Depresyon Tedavisi diye bir kitabı baştan sona değin okudum ama en son tümcede ''Türkiye'de yaşıyorsan bu kitabı boşuna okudun '' yazıyordu!
***
Un gelmiş markete bu kez maya yok. Bir maske 25 lira satılıyor, insanlarda haya yok!
***
Bugünlerde evde beni görseniz '' Kılıbığın hası lan bu '' dersiniz. Hanımı kızdırıp evden mi atılayım canım?
***
Artık şapkasız değil, maskesiz çıkmam abi!

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum