Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Selluka'yı yeniden keşfetmek

08 Haziran 2021 - 03:17

Selluka, belki de dünyanın en güzel çiçeği. Ama bir ayrıcalığı var. Ona “İzmir Sarmaşığı” da deniyor. Yani İzmir'le özdeşleşmiş bir çiçek.
Çeşme'nin, Karşıyaka'nın, Bornova'nın, Alsancak ve Güzelyalı'nın ara sokaklarındaki bahçeli evlerin çevreleri hep bu güzelim çiçekle doluydu ve mis gibi kokusu her tarafa yayılırdı.
Nadide, bakımı zor bir çiçek olsa da insanlar, onun huyunu suyunu bildiğinden özenli davranırlardı.
Ama ne oldu ve nasıl olduysa, selluka, İzmir'de görülmez oldu. Şimdi Bodrum, Muğla, Fethiye, Manisa'nın bazı ilçelerinde meraklılar, bu nadide çiçeği yaşatmak için sahiplenircesine yetiştirirken; İzmir'de selluka görülmez oldu.



Geçtiğimiz günlerde kısa adı ULUBALDEF olan Uluslararası Balkan Dernekleri Federasyonu Başkanı Ekrem Selimler ve Buca Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Halil Topaç ile birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanı Çiğdem Aşıcı'yı ziyaret ettik. Hepimiz bu çiçeğin yeniden hatırlanması ve bunun yayılması için bir hamle yapılmasını istiyorduk.
Selluka Kültür Sanat Bilim ve Edebiyat Derneği Başkanı Pelin Uğur da telefonla bu görüşmeye dahil oldu. Uğur, ne zamandır bu konuda çalışıyor ama Çiğdem Aşıcı da bir hayli yol almış. 3 bin fide yetiştirmişler. Bunları Kemeraltı'nda tarihi yapıların köşelerine dikmeye başlayacaklar. Hedefleri de 10 bin fide yetiştirip tüm İzmir'e dağıtmak.
Yani aslında başlamış bir hamle var.
Selluka, hassas bir bitki. Korunursa güzelliği yaşanıyor. Bu konuda da bilgi paylaşımı yapılırsa daha çok yol alınacağına şüphe yok.

‘İş Batırdım Geceleri’

Vehbi Koç'un “Manevi oğlum” diye bellediği değerli dostum Aykut Güsar'ın kızı Banu Güsar, nitelikli bir eğitim almasına rağmen uzun zamandır, farklı bir kulvarda faaliyet gösteriyor.
Buluş, bir Meksikalıya ait. Adam, yatırım yapıp iş kurduktan sonra bunu batıranları buluyor, meraklılarla bir mekanda buluşturuyor.
İşini batıran, o ortamda başından geçenleri samimi bir şekilde anlatıyor. Yani niye, nasıl battığını açık açık söylüyor.
Bu, dinleyenler için bir ders oluyor. Aynı hatalara düşmüyorlar, yoğurdu üfleyerek yiyorlar.
İşte Banu Güsar'ın yaptığı da bu. O da tıpkı Meksikalı Gonzales gibi güzelim işini batıran adamı, her biri iş insanı ya da iş insanı adayı olan toplulukla buluşturuyor. Adam anlatıyor, sorusu olan varsa soruyor, cevabını alıyor.



Bu çark, izlemeye gelenlerin belli bir katkı sağlamalarıyla dönüyor.
Ama çok da etkili oluyor. İnsanlar, oradan bir akşam içinde bir fakülte bitirmiş gibi ayrılıyorlar. Çünkü öğrendikleri bilgi, kısa ve öz.
Yalnız şu pandemi, Banu Hanım'ın hızını kesmiş gibi.
Hele bir geçsin, dinlenecek o kadar çok hikaye var ki…
“İş Batırdım Geceleri”, her yaşta herkese önemli mesajlar veren bir fırsat.

Sonuç?

Dümene geçmeler, direksiyonda ahkam kesmeler, elde kazma çukur kazmalar, sonra da beş kişinin tuttuğu ağaç fidanını “diktim” etmeler.
Dozer operatörü kesilmeler, sokak süpürmeler, cam silmeler, ayakkabı boyamalar. Siyasilerin her seferinde vazgeçmeyip yaptıkları ama her seferinde sırıttıkları tablolar bunlar. Yaptıkları bu deneme yarım dakikayı geçmez, bırakır vazgeçerler.
Ama medya “Dümene geçti, direksiyon salladı, sokağı pırıl pırıl etti” diye yazar.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da böyle bir kumpasa gelmiş. Demişlerdir ki:
“Efendim, şu zerzavatı siz satarsanız oy sayınız artar.”
O da dolduruşa gelmiş, takmış manav önlüğünü, salatalıkları doldurmuş poşete, sözüm ona o çileli mesleğin savunucusu olmuş.



Yılların politikacısı Ahmet Davutoğlu'na da, diğerlerine de böyle şovlar oy getirmez. Bu pozlar verildi diye oylar yerinden bile kıpırdamaz.
Önemli olan o mesleğin sorunlarını gerçekçi biçimde anlatmak, çözüm üretmek ve politikanın hakkını vermektir.
Bazılarına soyundukları bu işler öylesine yakışmıyor ve sırıtıyor ki, anlatmakla bitmez.
Siz hiç dünyada bir başka politikacıyı böyle işlere kalkışmış halde gördünüz mü?
Gördüyseniz amenna da; eminim o görüntü esaslı bir mesajla taçlandırılmıştır.

Halimiz duman

Yol Su Elektrik Genel Müdürlüğü, sadece Ege Bölgesi'nde 10 bine yakın kuyu açma başvurusunu reddetmiş.
Çünkü bu başvurular reddedilmeyip kabul edilirse biliniyor ki, devletin sulama imkanları sıfıra inecek.
Hatalı sulama, su kaynaklarını hoyratça kullanma gibi nedenlerden dolayı, suya ulaşılabilecek kuyu derinlikleri neredeyse bin metreye yükseldi.
Sulu tarım yapanlar, çiçekçiler, bu yüzden sıkıntıda olduklarını ifade etseler de yapacak bir şey yok.
Dereler kurudu, coğrafyalar değişti, göller kumsala dönüştü.
Su büyük sorunumuz.
Bazı büyük kuyuların da yer değiştirme talepleri kabul edilmiyormuş ve Genel Müdürlük bu işi çok sıkı tutuyormuş.
Eskilerin dediği gibi:
Ya herru, ya merru.

İbrahim Ormancı – Duvar Yazıları

Yunanistan'da eski bakan milletvekili olamayınca internete ilan verip iş arıyormuş. Bu kadar beceriksizi barındıran Yunanistan'ı kim AB'ye aldı hayret bir şey ya. Türkiye'nin hakkını yiyorlar hakkını!
***
Umut fakirin ucuza satılan bayat ekmeği!
***
Ülkemizde öcüler değişir ama korkutulanlar asla!
***
Bir baba hindi. ''Tek maaşla ayın sonunu nasıl getiririm?'' diye düşünür durur!
***
Bunca yıllık yaşamımda ''İnsanlık ölmüş'' lafını çok duydum. Acaba diyorum, bu insanlık ölüp ölüp yeniden diriliyor mu, durmadan insanlık ölüyor ne iş!
***
Hani bir zamanlar kapından kovduğun fakir ama gururlu bir genç vardı ya... Hala boş gezenin boş kalfası, işsiz!
***
Ben de doğarken zaman öldürmüşüm Orhan Baba!


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test