Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Sayın Valim…

06 Nisan 2021 - 07:30

Sayın Valim…

Siz, bu güzel kentin en büyük mülki amirisiniz.
Güç koşullarda; sağlığınızı tehlikeye atarak bu kentin insanına hizmet ediyorsunuz.
Vefalı İzmir halkı, bunu çok iyi gözlüyor ve emin olun size minnettar.
Ama bu kentte; 65 yaş üstü olsa da mesleğini sürdürmek zorunda olan gazeteciler, avukatlar var.
Onlar, engin tecrübeleriyle sektörlerinin kalitesine katkı koymak için çalışıyorlar, geçimlerini sağlıyorlar. Biraz da mecburlar.
Pandemi, her biri halka hizmet için yola çıkan bu insanların hareket kabiliyetini önemli ölçüde kısıtladı. Çalışamaz hale geldiler.
Ve sonuçta bu sektörlerin örgütleri size başvurarak çözüm istediler. Örneğin toplu taşım araçlarında sorun yaşamamaları için. Siz de 12/01/2021 tarihinde “Çalışan gazetecilerin kısıtlamalardan muaf tutulmaları” hakkında ilgili kurum ve kuruluşlara hitaben bir genelge yayınladınız.
Dediniz ki “65 yaş ve üzeri gazetecilerin yaşları nedeniyle kısıtlamaya tabi tutulmamaları, sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu cumartesi ve pazar günlerinde ise mesleki kimliklerini ibraz etme koşuluyla sokağa çıkma  kısıtlamalarından muaf tutulmaları İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 20/11/2020 tarih ve 20076 sayılı genelgesi kapsamında olumlu değerlendirilmektedir”
Bu genelgeyi; İzmir'in iflah olmaz bir kurumu olan ESHOT'a da gönderdiniz.
Ama gelin görün; bu iflah olmaz kurum, sizin genelgenizi “Anlamam ben şu veya bu” gibi biraz da amiyane tepki veren şoför personeline söz geçirtemiyor.
Uyarılara, şikayetlere rağmen ESHOT, bildiğini okuyor, bizim o okuduğumuz kadarıyla da size ve tabii Bakanlığınıza da saygısızlık ediyor. Bu genelgenizin gereklerini inadına yerine getirmiyor. Otobüslerden indirilen meslektaşlarımızın şikayetlerini sonlandıramıyor.
Lütfen bu işe el atın ve bu kanun tanımazlığının önüne geçin. Bunların hakkından gelin.
Meslektaşlarımız, her gün bu personelin asi tavrı yüzünden toplu taşım araçlarında hedef haline getiriliyor ve mağdur ediliyor.
Dilerdim bu talebi cemiyetimiz yapsın ama ne yazık ki onların gündemi çok farklı.
Yine de bu mesleğe 60 yılını vermiş biri olarak beni dinlersiniz umuyorum.
En derin saygılarımla.

Suç makineleriyle aynı havayı solumak

Gazetelerin üçüncü sayfaları artın cinayetlere, vahşete, ihanetlere, magandalara, onların yaptıklarına rezerve edilmiş durumda.
Bazen bu sayfa yetmiyor, arka sayfalara da taşıyor birbirinden korkunç haberler.
Okurken insanın içi kalkıyor, nasıl bir dünyada yaşadığına şaşıyor.
Haberlerde cümleler arasında benzer bir vurgu hep dikkat çekicidir.
Sanığın, aynı suçtan 64 sabıkası olduğu falan.
85 olanı var, 60 olanı var, 40 olanı var.
Aynı suçu bu kadar kere işlemişler ama sonuçta bizim aramıza bırakılmışlar.
Aynı suçu bir kere daha işlesin diye.
Eminim, yargıçlar, böyle bir kararı gönül rahatlığıyla vermiyor. Cezaevleri dolu. On kişilik koğuşta 40 kişi kalıyor. Nereye tıksın bunca caniyi, magandayı?
Mecburen salıyor.
Yasalar böyle çünkü. Esnek bir durum var uygulamada.
Çok sevdiğim bir arkadaşımı gözümün önünde bıçakladı iki maganda.
Durduk yere.
Şimdi ikisi de içeride ama öğreniyorum ki, bıçaklayanın aynı suçtan 14 sabıkası var.
Bu nasıl adalet?
Bu nasıl şey?
İnsan, bu şartlarda sokakta güven içinde gezebilir mi?
Kimin size çatacağını bilemiyorsunuz. Çünkü adı maganda. Bir kaşınızı kazara kaldırsanız saldırıyor. Bıçaklıyor, öldürüyor.
Doğup büyüdüğüm ilçede bizim kuşağın hatırlayıp konuştuğu bir ya da iki cinayet, bir-iki bıçaklama olayı vardır. Dönüp dolaşıp onları hatırlarız.
Ama öğreniyorum ki, aynı ilçede artık neredeyse iki günde bir cinayet işleniyor.
Polis işini yapıyor, yargı keza. Ama bir gerçek var ki, bu ülkede gazetelerin üçüncü sayfası hiç boş kalmıyor, her gün doluyor. Lebalep.

Hobi bahçeleri dert olacak, dikkat!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yerinde bir politika izlediğini hepimiz görüyoruz, gözlüyoruz.

Bakanlık, hobi bahçelerine iyi bakmıyor. İyi bakmıyor ve yapılmasına izin verilmemesini, yapılanların da yıkılmasını istiyor.
Valiliklere bu konuda gönderilmiş, kesin ifadelerin yer aldığı tamimler var.
Valilikler de belediyeleri bu konuda bilgilendirerek; tamimin gereğinin yapılmasını, aksi halde sonuçtan kendilerinin sorumlu tutulacağını bildiriyor.
Yani bu aşamaya kadar gereken yapılıyor.
Ama gelin görün hobi bahçelerinin sayısı her geçen gün biraz daha artıyor. Her geçen gün, verimli tarım alanlarından bir parça daha çalınıyor.
Menderes'te, Buca'da, Bornova'da, Balçova'da, Urla'da ve tabii daha birçok ilçede.
Tarımdan kopuyoruz, çünkü ekecek, dikecek arazimiz kalmadı. Her taraf sera, her taraf hormonlu üretim merkezi.
Uçakla seyahat ediyorsanız, havalandıktan sonra şöyle bir İzmir siluetine bakın. Göreceğiniz tablo hiç de iç açıcı olmayacaktır. Öbek öbek kellikler, hep hobi bahçesidir ve artık neredeyse kırsal kesimin yarısına yakınını işgal etmiştir.
O yüzden Bakanlık genelgesini ciddi şekilde takip etmek ve gereğini yapmak zamanıdır. Bu görev, belediyelere düşmektedir.
Hobi bahçeleri gibi estetikten de uzak bir salgının önüne geçmek için tam zamanıdır.
Tren kaçtığında yiyecek ne biber, ne domates, ne de patlıcan bulabileceğiz.
Belki ekmek yapacak buğday, tadına bakacağımız üzüm bile…

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Ya göründüğün gibi ol. Ya da öngörüldüğün gibi ol muhterem !...

***
Kültür mantarı yemek dışında kültürle iletişimimiz yok milletçe hani  !...

***
Hak verilmez , satın alınır !....
***
Bir çocuğumun ismini Kadir bir çocuğumun adını Şinasi koydum. Yaşlanınca bana kadirşinaslık göstermedi keratalar !...
***
Bir kulunu çok sevdim Allah'ım. O cep telefonunu benden daha çok seviyor  !...

***
Beyler eşlerinize özel günler için önceden sakın hediye falan vermeyin. Sonra  unutup '' Unuttu öküz '' diyorlar  !...

***
Bir bal markasına isim babası olayım. Öz Hakiki Bal ismi...

***
Kız sen İstanbul’un neresindensin diye sordum ? Ben İstanbul’lu değilim ki, Suriye’den geldim deyiverdi !...

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test