Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Sayın Valim; yetki sizde...

21 Aralık 2019 - 06:29

Sayın Valim; yetki sizde...

Bu kentte 77 yıldır yaşıyorum ve bu mesleği de 59 yıldır yapıyorum.Gördüğüm o ki, İzmir'de ciddi bir çekici terörü sergileniyor ve ne yazık ki, buna göz göre göre seyirci kalınıyor.
Bir vakıf, İzmir trafiğine hizmetten çok, sırf para kazanmak için bu kentte araç sahiplerine resmen işkence çektiriyor.
Lütfen, metropol ilçelerin siyasi partilerinin başkanlarına sorun; vatandaştan gelen en yoğun şikayetin bu olduğunu öğreneceksiniz.
Bu araçları, trafiğin gerçekten sıkışmadığı ana arterlerde göremezsiniz. Hep; trafik parklarına yakın çalışırlar. Eğer araçları kullananlar, prim usulü çalışıyorsa bu daha da vahim.
Siz; vatandaşın önünde diz çökerek derdini dinleyen bir vali sıfatıyla anılacaksınız İzmir'de. Ama bir o kadar da bu terörü önlemiş olmakla anılın.
Kurunun yanında yanan yaşın haddi hesabı yok.
Bu işin bir yasal yöntemi var. Bu araçlar, trafik ekibi eşliğinde çalışır ve trafik memurları, yanlış parkeden aracın sahibini ya da sürücüsünü iki kez anons ederek uyarır. Sonuç alamazsa fotoğrafını çeker ve çekim işlemini başlatır.
Bu, öyle olmuyor. Çekici sürücüleri kafalarına estiği gibi çalışıyor. Sabahın 07.00'sinde işe başlıyorlar.Ama hep araçları kolay çekebilecekleri yerlerde faaliyet gösteriyorlar.Buca Belediyesi önünde heyecana kapılan bir çekici sürücüsü, aracı sürücüsüyle birlikte çekiyordu ki, her nasılsa oradan geçmekte olan bir trafik ekibi uyardı.
Elbette büyük kentlerin önemli sorunu trafik. Elbette çözüme ulaşmak için böyle polisiye tedbirler de gerekiyor. Ama keşke öyle olsa.
Olmuyor.
Olmuyor.
Olmuyor ve kentin sevilen, en büyük mülki amiri olarak sizin müdahalenizi bekliyor.
Yapın bunu lütfen. Soruna bir eğiliverin.

Tren kaçtı

Urla Belediye Başkanı Burak Oğuz'un, FETÖ terör örgütü ile ilişkisi olduğu iddiasıyla görevden alınıp, yerine ilçe kaymakamının kayyum atanması,CHP içinde yeni bir tartışma başlattı.
Oğuz, bu görevden, önceleri yönetiminde yer aldığı bir işadamları derneğinin, terör örgütü ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle alınmıştı ve perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Yani bununla ilgili süreç, çok önceden başlatılmış, iddiaya göre de CHP Yerel yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Meclisi Üyesi Seyit Torun'un bundan haberi vardı.
Tartışmayı başlatanlar, "Madem Seyit Torun'un bundan haberi vardı, neden gereğini yapmadı. Yapması gereken, Oğuz'u başkanlıktan düşürtmek yoluyla uzaklaştırıp, yerine bir başka CHP'liyi getirmekti. Bunu yapmadı, meydan AKP'ye kaldı, Hükümet de Doğu'da uyguladığı gibi kayyum sistemini devreye soktu.Yüzde 67'le kazandığımız bir ilçeyi şimdi AKP’nin kucağına bırakmış olduk” diyorlar.
Bunu kanıtlayan şey de Burak Oğuz'un; tutuklanmadan önce sosyal medyadan bir veda mesajı yayınlaması oldu. Yani tutuklanacağı biliniyordu. Bunu Genel Merkez'in de bilmesi doğaldı.
Bakalım tartışmalar, nereye gidecek.

 

Sabahları iyi uyanıyorsanız...

İkinci Dünya Savaşı'nın depresyona soktuğu milyonlarca insanı; Amerikalı iletişim uzmanı ve hatip Dale Carnegie, yazdığı kitaplarla adeta motive etmişti.
Özellikle savaştan hemen sonra yazdığı kitaplar, 30 milyondan fazla satış yaparak rekor kırdı.
"Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak” isimli kitabı nice umutsuz insan için şifa oldu.
Bu kitap, 1955 yılında ölen Carnegie'nin en büyük mirasıydı. Adı geçen kitap, Amerika'da yeniden yayınlandı. Aynı ilgiyi toplayıp toplamayacağı bilinmiyor ama günümüz insanının ruh haline uyarlanan bir önsözü var. O önsöz, şöyle bitiyor:
"Kaliteli yaşamın göstergesi, insanın sabah uykusundan mutlu uyanmasıdır."
Ne dersiniz, günümüzde mutlu uyanabiliyor muyuz?
Kaçımız,Dale Carnegie'nin bu kitabını yollar sonra okumak için can atacağız?

Harcandı, bitti

Milli Eğitim Bakanlığı, öğrenci sayısına ve fiziki durumuna bakarak okullara para dağıttı.Paralar gönderilirken, bir de not düşüldü:
"Bunu bir hafta içinde harcayın."
Güzel bir hareket.
Hükumetin, Milli Eğitim'e katkısının artması nasıl kötü olur ki?
Ancak gelin görün; bir haftalık süre, pek çok okul yöneticisinde telaşa neden oldu. Nasıl ve nereye harcayacaklarını bilemediler.Okullarının ihtiyacı için alışveriş yapacakları yerin, vergi borcu olmadığına dair belge vermesi şartı gerekiyordu. Bunu aştılar diyelim. Kısa süre içinde yarısını harcayıp kalanını iade etseler, bu defa müfettişler gelip hesap soracak. Hatta tamamını harcamayanlar bile müfettişlik olacak.
Neyse ki, genel anlamda böyle bir şey olmadı görüldüğü kadar. Paralar, bir şekilde harcandı.
Aslında süre konmasaydı ve o para, geniş zamana yayılarak harcansaydı, belki daha uygun olurdu.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Kul olam klavyede coşan ellere. Katip arzuhalimi yaz sosyal medyaya böyle !..
***
Kendi düşen ağlamaz tabii. Beni de düştüğüm zaman bir güzellik abidesi tutup kaldırırsa niye ağlayayım ki?
***
Bu inek böyle sağılır mı hiç? Olmamış. ‘’Baştan sağma‘’ olmuş yavrum !.
***
Biz eskiden eskiden, su içerdik testiden. Bir şişe suya 1.5 lira vermezdik harbiden !..
 
***
Eskiden kadının adı yoktu. Şimdi sosyal medyada takipçisi çok!
 
***
Aman neme lazım başıma bir şey gelir diye diye ÜRKEK EGEMEN bir toplum olup çıktık !
 
***
Bugün yediğim yemekten sonra dedim ki '' Ve Allah kadınbudu köfteyi yarattı''  !...
 
***
Bir hamam açtım. İşler de oldukça iyi. Kurnayı gözünden vurdum sonunda  !...
 



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test