Sarı Kışla neden yıktırıldı?
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Sarı Kışla neden yıktırıldı?

09 Temmuz 2019 - 06:17

Sarı Kışla neden yıktırıldı?
Hemen hepimiz, tarihi değerlerin korunmasından ve hep ayakta tutulmasından yanayız.
Ama söz konusu tarihi Sarı Kışla binası ise durum farklı.
1800'lü yılların başında Yeniçeri Ağası Katipoğlu'nun; Sultan Mahmut zamanında yaptırmış olduğu Sarı Kışla binası, 1950'li yıllara gelindiğinde 150 yaşını tamamlamış, bir harabe halini almıştı.
İzmir'in bütün fareleri burada ürüyor ve sonra da kente dağılıyordu.
1950 yılında;İzmir'de çok partili dönemin ilk Belediye Başkanı Rauf Onursal'ın hizmetlerini anlattığı Beyaz Kitap'ta Sarı Kışla'nın neden yıkıldığı şöyle anlatılıyor:
"...Şimdi bir harabeden, moloz yığınından başka bir kıymeti kalmadığı görülen Sarı Kışla binalarının, şehrin ve körfezin en güzel yerinde, halkın teneffüs ettiği havayı bile kaparcasına bu halde bırakılması, belediyecilik bakımından bir acizden başka mana ifade etmez.Sayın Cumhurreisi Celal Bayar ve büyük Başvekil Adnan Menderes'in-belediyenin bu husustaki mütalaası muvacehanesinde-işaretleri üzerine, alakalı makamlar nezdinde teşebbüslerde bulunularak şehrin muhtelif yerlerinde 1,2,3,4 ve 5 numaralı beş büyük askeri bina inşa ettirip teslim edilmek ve buna mukabil Sarı Kışla binalarıyla bu binaların kapladığı sahayı devralmak hususunda belediyemiz, eşsiz bir muvaffakiyet elde etti. Yıktırılacak bu binalar ve alınacak arsalar üzerinde mamur, Avrupai bir site doğacaktır…"
Yazı böyle devam ediyor.
O süreçte milletlerarası şöhreti bulunan Hollandalı Şehircilik Uzmanı Mr. Düdok İzmir'e davet edildi ve yıkılacak Sarı Kışla'dan boşalan alana kurulacak binaların projeleri kendisine gösterildi. Onayı alındı.
Sarı Kışla yıktırıldı, yerine daha sonra fonksiyonu kaldırılan Güney Deniz Saha Komutanlığı binası, Hatay'da Hastane binası, Konak'ta Bahribaba Parkı'nın yanında Astsubay Orduevi, Kemer'de Askerlik Şubesi ve Hatay'da hastane yanında süvari hayvanlarına ait fenni bir ahır yaptırıldı.
Bu binaların çok azı fonksiyonel olarak kullanılıyor.
Ancak şimdilerde Atatürk Meydanı demekten onur duyduğumuz eski Konak Meydanı, Sarı Kışla yıktırıldıktan sonra istenilen şekilde değerlendirilememiş, bir curcunaya çevrilmiştir.

Beyaz Kitap’ta yer alan, Sarı Kışla’nın yıktırılmadan önceki son fotoğrafı.

Dertleri ne?

Türkiye'nin yetiştirdiği ender siyasetçilerden Devlet Eski Bakanı Işılay Saygın, ciddi bir sağlık sorunu yaşıyor. Halen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü yoğun bakım servisinde tedavi görüyor.
Sağlık durumunu an be an takip ediyoruz ve elimizden geldiğince sosyal medyada onu sevenleri bilgilendiriyoruz.
Ancak bazı sorumsuz kişiler, "Işılay Saygın öldü" diye durmadan haber yayıyor.
Sosyal medya bu. Bilgi, elekten geçmiyor ki, yayılıyor ve insanlar buna inanıyor.
Gamlı baykuşların amacını anlamak mümkün değil. Ama bunun bir siyasi partinin kadın kollarında eskiden görev yapan birinden kaynaklandığı yolunda tespitler var.
Işılay Hanım'ın sağlık durumu gerçekten kritik ama hastanede çok iyi bakılıyor ve hayatta.
Onu öldürmek isteyenlerin derdi ne ki?
Bülent Arınç'ın Cumartesi günü saat 22.00 sularında maiyetiyle birlikte yoğun bakım servisine girip Işılay Hanım'ı sözde ziyaret etmesi de kabul edilebilir bir şey değil. Bunun da yansımaları olacak, olmalı da..

Siyasette üslup
Albaylar Darbesi 27 Mayıs'tan bir kaç hafta sonra, basına ilk resmi açıklamayı yapacak olan Milli Birlik Komitesi Basın Sözcüsü Ertuğrul Alatlı, Esenboğa Havaalanı'nda İstanbul dönüşü gazetecilerle görüşecekti. Ancak ayaküstü.
İşgüzar darbeciler, havaalanında gazetecileri sıraya dizdiler.
Albay Alatlı, uçaktan indi, gazetecilerin önüne geldi. Gazeteciler, sırayla önce çalıştıkları gazetenin sonra da kendi isimlerini söylediler.
Sıra Demokrat Parti yanlısı Zafer Gazetesi muhabirine gelmişti.
Gazeteci, mağrur bir şekilde kendini tanıttı. Albay Alatlı, genç adamın suratına nefretle bakıp "Terbiyesiz" dedi.
Gazeteci istifini bozmadı, "Bu sözü aynen size iade ediyorum" dedi.
Ortalık adeta buz kesti. Alatlı, ne diyeceğini bilemedi.Yürüdü gitti, açıklamayı falan da yapmadı.
Ama bu olay, kulaktan kulağa dolaştı.
O şartlarda bile gazeteciye kötü söz söylemenin karşılığı olabiliyordu.
...
Gazeteci bu, sorusunu soracak tabii.
Koskoca Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın cevabı:
"Şeyini şey ettiğimin şeyi."
Üslup sıfır.
Aynı Arınç, bugün maaşını soranlara da "Edepsizler" diyebiliyorsa bir yol alınmış gidiyor demektir.
Bereket sınırlı sayıdalar. Ama estirdikleri rüzgar çok kuvvetli. Haftalarca konuşuluyor, gündemi işgal ediyor.
Anlamsız, yersiz, çizmeyi aşmış laf ettikçe siyasetçinin kazanacağı bir şey olmaz.
Ama siyasetti üslubun, hem dilde, hem icrada bu olmaması gerekiyor.
O günlere dönmek istiyoruz.

Torpilli abiler
Anlamak, kabullenmek zor.
Trafiğin en yoğun noktalarında, örneğin Konak'ta, Çankaya'da, Basmane'de, Fahrettin Altay'da, kamyonetlerini olur olmaz yere parkediyor, kavun, karpuz, mısır, kiraz; Allah ne verdiyse satıyorlar.
Açıkta gevrek satan minnacık çocuğun peşine tam kadro takılan zabıta bunları görmüyor, hasta annesini evine bırakmak için flaşörleri açık tutan adamın aracına anında cezayı yapıştıran trafikçiler, bunları farketmiyor, oradan geçen onca görevli, sorumlu, yetkili "Adam sende" diyor ama bu torpilli abiler, milletin gözünün içine baka baka yasa dışı ticaret yapıyorlar.
Resmen trafiği hiçe sayıyor, resmen işportacılık yapıyor ve bunu yaparken de cesaretlerinden bir fedakarlıkta bulunmuyorlar.
Torpilli abilere kocaman bir aferin.


Duvar Yazıları-İbrahim Ormancı
Sinemada yanındaki koltuktaki adama dönüp ‘’Ben bu filmi görmüştüm, katil uşak‘’ dedi. Adam sakince  ‘’Yok hayır, uşak değil benim. Birazdan seni öldüreceğim ya‘’ yanıtını verdi !...
***
Anladık kaçan kovalanır kovalanmasına ama biraz da bana acı. Nefesim tükendi cadı !..
***
Seni kalbime gömdüm kadın.  İnsan ara sıra çiçek alıp ziyaretine gelir yahu !...
***
Adalet tecelli etmiyor günümüzde, ancak teselli ediyor artık !...
***
Dikil bir ağacım bile yok ama, bir sürü ağaçkakanım oldu şimdiden !...
***
Odun kazmaya sap oldum diye kendini bey oldum sanır. Ama bilmez ki odun hep odun, kazma da hep kazma kalır !...
***
Karım ikide bir bana küsüp duruyordu. Meğer hepsi de rolmüş. Barışma hediyesi geleneğini kestim artık bana küsmüyor !...



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum