Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Sağlam bina sağlam toplumlarda bulunur

04 Şubat 2020 - 09:41 - Güncelleme: 04 Şubat 2020 - 10:02

Sağlam bina sağlam toplumlarda bulunur

Fotoğraftaki binanın Türkiye'de olup olmadığını bilmiyorum.
Belki değildir ama benzerinin yurt sathında yüzbinlercesinin olduğunu tahmin ediyorum.
İzmir'de onbinlercesinin.
Her deprem sonrası binaların fiziki durumu tartışılır.Ama yıkılıp dökülenleri yapanların suçu da yanında kalır. Göstermelik bir-iki soruşturma, sonra devreye birileri girer ve sonuç sıfıra sıfır elde var sıfır.
Gecekondusu en çok olan ülkelerden biriyiz. İmar affı çıkaran nadir ülkelerdeniz. Bu fotoğraftaki binanın benzerine bile bu imar affıyla ruhsat verilebildiğine kalıbımı basarım.
Gecekonduculuk bizde sosyal ve vicdani bir malzemedir.Garibanın başını sokacak ev yapmasını, şartlar ne olursa olsun mübah sayan bir toplum anlayışına sahibiz.
Yine bir Buca örneği vereceğim.
1960 yılların sonlarına doğdu bu kentte özel mimarlık, mühendislik ve hukuk yüksek okulları açıldı.68 kuşağının uyandığı yıllar.Doğu'dan göç eden vatandaşların Kuruçeşme'de yapmaya çalıştıkları gecekonduları belediye yıkmaya çalışırken, bu okullarda okuyan ve ileride hukukçu, mimar ve mühendis olacak gençler, gecekonducuların yanında yer alarak yıkıma karşı çıkıyor ve belediye ekipleriyle çatışıyordu.
Hemen hepsi benim yaşımda ve bugün "Ne kadar yanlış yapmışız" diyebiliyorlar.Oysa aynı yıllarda İmar İskan bakanlığı, cezaevinin üstünde geniş bir alanda gecekondu önleme bölgesi kurmuş ve vatandaşa çok ucuza 15 yıl vadeyle arsa dağıtırken, yapacakları sağlıklı evlerin planlarını bile bedava vermişti. Ama almadılar, inadına gecekondu yaptılar.
Öyle gün geldi ki, gecekonduya su ve elektrik bağlamak kolaylaştı. Evini düzgün yapanlar, belediye koridorlarında işkence çekerken, hizmet oy uğruna onların ayağına geldi.
Bu anlayışın süregelmesidir sorun.
Kafaların değişmemesidir.
Deprem sonrası evin yıkıldığına değil, bu anlayışımıza ağlamalıyız.



Çözümün böylesi

Trafik magandaları, her şekliyle her zaman var oldular.
Onlarla kolluk kuvvetlerinin mücadelesi o kadar kolay değil.
İçlerindeki toplumu rahatsız etme içgüdüsü ve sürekli seyir halinde olmaları, mücadeleyi zorlaştırıyor.
Yerli üretimle birlikte; araç sayısının birden çoğalmaya başladığı 1970'li yılların başlarında İzmir yolları çekilmez hale gelmişti.
Çünkü çılgınca bir klakson çalma hastalığı sarmıştı ortalığı.
Sanki bir üçüncü dünya ülkesinde yaşıyorduk.
Polis, bunlara yetişemiyordu. Her tarafta klakson çalma yasağını bildiren uyarı levhaları ama dinleyen kim?
İşte tam o sıralarda; çok erken yaşta kaybettiğimiz gazeteci arkadaşımız Tuncay Atilla'nın haberi imdada yetişti.
Tuncay, dönemin ünlü psikiyatristlerinden ŞemşettinYaşatan'la yaptığı bir röportajında öğrendi ki, "Klakson çalan sürücüler iktidarsız!"
Çalıştığı Yeni Asır'da bu haber, birinci sayfadan büyük olarak yayınlandı ve İzmir'de klakson sesi şıp diye kesiliverdi.
Yeni Asır'ın iyi sattığı, hemen her eve girdiği yıllar. Haberdeki mesaj, bizim erkekliğe toz kondurmayan en azılı trafik magandalarını bile pes ettirmişti.
O yıllarda Bornova'da ikamet eden ve Konak Beyler Sokağı'ndaki muayenehanesine her gün arabasıyla gelip giden Şemsettin Yaşatan'ın bilimselliği konusunda çok emin olduğu bu görüşü doğrusu işe yaramış, millet rahat nefes almıştı.
Bugün magandaların her türlüsüne böyle bir formül işe yarar mı? Oturup düşünelim.




‘Bir artı bir'ler

İnşaat sektöründe son on-onbeş yılın getirisi en parlak modeli bir artıbir'ler oldu.
Neden? Çünkü bu tür evlere talep çok. Ucuz, hesaplı, kullanışlı ve küçük aileler için ekonomik olduğu kadar dertsiz de.
Ama yaygınlaşan moda, bu çerçevede kalmadı. Maalesef pek çok bir artı bir evler,başka amaçlarla kullanılmaya başlandı. Mesela uyuşturucu kullananların, fuhuş pazarlıkçılarının tercih ettikleri mekanlar haline geldi.
Polis,teyakkuz halinde. Böyle mekanlarla ilgili ihbar aldığında gereğini yapıyor. Sadece bir kaç hafta içinde Buca'da 30 tane bir artı bir daire, benzer sebeplerden mühürlendi.
Bu evlerin eşyalı olarak günübirlik hatta saatlik kiralandığı tespit edildi.
Polisin soruşturmasından kurtulmak için bir saatlik kiralama için bile kontrat düzenleyenler var,ama yine de kaçamıyorlar.Sivil ekiplerin sıkı takibi sayesinde yakayı ele veriyorlar.
Yüksek okulların ve üniversitelerin yoğun olduğu Buca ve Bornova gibi ilçelerde öğrencilere pazarlanan ve eğitim yılı başında kiralanan bir artı bir'ler dışında diğerlerinin genel durumu bu.
Polis-belediye elele vererek bir kalıcı çözüm bulacak, bulmak zorunda.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Egosu TAVAN yapan insanlardan TABAN'ları yağlayıp kaçın hemen !...
***
Çok bahtsızım çok. Aynı cinayet romanını on defa okudum. Hepsinde de katil UŞAK çıktı !...
***
Türküm , doğruyum, çalışkan olduğuma o kadar eminim değilim ama.
Hep işten kaytarmanın yollarına bakıyorum   yahu !...
***
Bugünün işini yarına bırakma… Sürümcemeye  bırak gitsin  !...
***
Kırtasiye masrafları , anne ve babalarının defterini dürecek yine  !...
***
Eskidenelalem ne der diye düşünürdük. Şimdi sanal alem ne der diye düşünüyoruz  !...
***
Az veren candan, çok veren vergiden düşüyor  !...
***
Büstüme iyilik sağlık. Heykeltraş olacakmış benim oğlan !...




 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum