Romanları seviyorum
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Romanları seviyorum

23 Kasım 2019 - 10:00

Sadece bu ülkenin değil; dünyanın en çok hor görülmüş, itilmiş kakılmış grubudur Romanlar.
Ancak memnuniyetle görüyoruz ki, onlar, giderek kimliklerini geliştiriyor ve hepimizi ön yargıdan uzaklaştıran noktaya hızla geliyorlar.
Geçmişte en çok yaptıkları işler hamallık, müzisyenlikti.
Şimdilerde okuyorlar ve istedikleri mesleği icra edebiliyorlar.
Eskiden Tenekeli Mahalle'de, Kuruçay'da oturuyorlardı, şimdi daha konforlu semtlerde ev kiralıyor, satın alıyorlar.



Şimdiki adı Ege Mahallesi olan Tenekeli Mahalle, gerçekten gaz tenekelerinden yapılmış evlerin peş peşe sıralandığı bir mahalleydi. Yoksulluğun dibe vurduğu bir yerdi burası. 1960'lara damgasını vuran İzmir Belediye Başkanı Osman Kibar, tenekeli evleri yıkıp yerlerine üç katlı binalar yaptı. Öyle ki; bu evlerde oturanlar, eşeklerini binanın üçüncü katına çıkarıp bağladılar, başına bir şey gelmesin diye.
Tercüman Gazetesi'nin matbaası, bu mahallenin bitişiğindeydi. Sekiz yıl boyunca bu insanlarla iç içe yaşadım. Hiç bir kötülüklerini de görmedik. Matbaada çalışan 18-20 yaşındaki kızlar, mahalleden geçerken, gece olsun, gündüz olsun, bir tek erkeğin yan bakmasına uğramamanın huzurunu yaşadılar.
İlginç biri vardı. Baskı saatine yakın iki şişe bira ile matbaaya gelir , beraberinde getirdiği tabureye oturarak, Rotatif adını verdiğimiz baskı makinasının o kulak tırmalayan sesinden keyif alarak biralarını içer, baskı bittiğinde de çeker giderdi.
Çoğu müzisyen olan Roman dostlarım var. Sanatlarını en iyi şekilde icra ettiler, Roman olmayan kızlarla evlendiler.
Onların, giderek farklılaşan kimliklerini topluma kazandırmalıyız. Romanlardan vatan haini çıkmadı, çıkmaz da. Hepsi de inançlı insanlar. Ege Mahallesi'ndeki cami, cemaati en kalabalık camidir.
Sevgili dostum Özcan Purçu'nun, İzmir Milletvekili olarak romanların haklarına ne kadar sahip çıktığını ve onların, devletle, toplumla daha iç içe olması konusunda nasıl gayretler harcadığını çok iyi biliyorum. Renkli yaşamlarını, özlediğimiz güzelliklere monte etmek hiç de zor olmamalı.


Nejat Uygur; duble komedyen...

Cumhuriyet döneminin komedyenleri, halkın içinden olmayı tercih ettiler. Naşit, İsmail Dümbüllü, bunların en iyi örnekleri.
Bu akımın zirveye ulaşmış bir başka örneği de Nejat Uygur'du. Uygur, entellektüellerin bile yadırgamadıkları ölçüde bir halk komedyeniydi. Onda Şarlo-Palyaço-Bulvar Komedyeni üçlüsünü bir arada potalayan bir kimlik vardı.
Ve buna eklenecek bir yeteneği daha: Karikatüristlik.
Sahnede hüznü gizliden sergileyen, vücut diliyle komedi hakimiyetini elden bırakmayan Nejat Uygur; gerçek şu ki, sanatını ter dökerek, enerji harcayarak icra eden bir adamdı.
1927'de Kilis'te doğmuş, babasının görevi dolayısıyla Anadolu'yu dolaşmıştı. Tire'de Ramazan topunu patlatma işini ona verdiklerinde topu her seferinde 15 dakika erken patlattığını; ailece kentten ayrılırken trenin penceresinden ilçe halkına itiraf ettiğinde ahali "Bre zındık" diyerek onu taşa tutmuş, Nejat Uygur, yıllar sonra bunun nedenini "Çünkü ben de oruç tutuyordum; eve vardığımda iftar saati ancak gelmiş oluyordu" diye açıklıyordu.
Nejat Uygur, gerçekten özel bir komedyendi. Asla siyasi bir komedi sergilemedi, ama sunduğu oyunlarda her kesimin mesajı alabileceği replikleriyle siyaset üstü kalmayı başardı.
İzmir Fuarı'nda; Kürt Beşir’in (Üge) Çamlık Senar Bahçesi'nde sahneye çıkıyor, hep ful yapıyordu. Kürt Beşir, gazinoya hep muharip gazi kıyafetiyle gelir, aynı kıyafetli Sarı Efe'yi yanından eksik etmezdi. Uygur için bu iki insan bir komedi kaynağı idi. Onlarla sohbet eder, onların sunduğu o komik malzemeleri beyninde sahneleştirir, aynı gece kullanırdı.
Yoksulun, ezilmişin yanında olmak bir hayat felsefesiydi.1974 yılında yine İzmir Fuarı'nda sahneye çıkarken, Kıbrıs Çıkarması olmuş, Ecevit'in yıldızı birden parlamıştı. Ekspres Gazetesi'nde bir söyleşisinde "Ben de Ecevitçiyim" diye hayranlarını test eden bir söz sarf edince tiyatrosu adeta seyirci hücumuna uğradı. Oysa böyle bir kimliği ve fanatikliği yoktu.
Karikatürleri siyah keçe kalemle çizer, yine renkli keçe kalemlerle renklendirirdi. Onda da yoksulun, ezilmişin hakkını savunan çizgilere öncelik verirdi.
Çok şık giyinirdi. Bir anısında; şık giyinmesiyle tanınan gazeteci Güneri Civaoğlu ile bir otelin asansöründe karşılaştıklarında Civaoğlu'nun, kendisine giyimiyle ilgili ne kadar çok iltifat ettiğini anlatmıştı.
Bu büyük sanatçıyı 18 Kasım 2013'te kaybettik. Nurlar içinde yatsın.

Araç muayeneleri
 
Yaklaşık yirmi yol önce özelleştirilen ve o tarihten beri Doğuş Otomotiv-Akfen ve TÜVSÜD Konsorsiyumu tarafından toplam 189 istasyonda yürütülen araç muayeneleri ile ilgili tek sıkıntı randevu almakta yaşanan karmaşa.
Bu istasyonların; donanımı ile güvenli bir trafik ortamı yaratma konusunda sergiledikleri irade, ne yazık ki, randevu aşamasında yaşanamıyor.
TÜVTURK'un kendi randevu sistemi var ama nedense bir yığın aracı kurum, tıpkı beyaz eşya servisleri gibi farklı kimliklerle öne çıkarak hem bir yığın para kazanıyor, hem de kafaları karıştıran işler yapıyorlar.
Buna TÜVTURK'un izin vermesi ve göz yumması ise ayrı bir muamma.
Bu aracı firmalar, telefon ya da internet yoluyla alınan her randevu için 30 TL alıyor. Ama böyle bir para talepleri işlem tamamlanınca deklare ediliyor. Siz o dakikaya kadar; gerçek TÜVTURK yetkilisi ile görüştüğünüzü sanıyorsunuz ve tabii gerçeği öğreniyorsunuz.
Bir ara Nihat Zeybekçi'nin bu istasyonların işletmesi ile ilgisi olduğu söylendi. Ne kadar doğru bilemeyiz ama tanıdığımız Zeybekçi'nin böyle olumsuzluklara meydan vermeyeceğini de bilenlerdeniz.
Sözün özü: TÜVTURK tek olmalı ve randevu sistemini bütünüyle kendi yönetmelidir.

İBRAHİM ORMANCI DUVAR YAZILARI

İnsana en yakın hayvan bence maymun değil su aygırıdır. Kendimden biliyorum. Yaz sıcaklıklarında, su, karpuz, çay !
***
Bir kadını bin kişi ister. İhale en safına kalır
***
Karımla uzun zamandır kavga etmiyorduk. Kulak tıkaçlarımı bulmasaydı aile saadetimiz devam edecekti!
***
Sen yağmur ol ben bulut. Şemsiyenin altında buluşalım!
***
Ben giderim açlığım kalır. Kaşarlı sucuklu tostlar beni hatırlasın!
***
Dişi kuş yuvayı yapmaz. Çünkü tanıdığım bütün müteahhitler erkek!
***
Artık dereler kurudu. İki arada bir AVM'de kalabiliyoruz ancak!.
***
Baklava kası yapacağına, baklavacı da işe başlasaydın ya evlat !

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum