Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Resmen siyaset

20 Ekim 2020 - 07:30

Resmen siyaset

Tanıdığım ve hatırladığım rektörler; Prof.Dr. Yusuf Vardar, Prof.Dr. Sermet Akgün, Prof.Dr. Mehmet Füzün ve niceleri... Hangi siyasete mensup olduklarını, hangi partiye oy verdiklerini asla bilemedik, öğrenemedik.
Hepsi de, çeşitli siyasi partilerin kurdukları hükumetlerle çalıştılar ve imkanları oranında hizmet ettiler.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, AKP'nin kurucu üyelerinden biridir ve bir dönem de aynı partiden İzmir milletvekilliği yapmıştır.
Böyle bir kartvizit bile onu siyasetçi kimliğinden uzaklaştıramaz. Nitekim öyle olmuştur. Üniversiteyi eleştiren açıklamaları nedeniyle Prof.Dr. Hotar, CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel'in dokunulmazlığının kalkması için siyasetçilere baskı yapmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi, bizim övünç duyduğumuz bir eğitim kurumu.Ülkenin kalkınmasına hizmet eden nice gençleri mezun eden bir kocaman yuva.Ama elbette bunun yönetiminde aksaklıklar olabilir ve bir milletvekili de öğrendiği, bildiği konuları gündeme taşır.
Bunun sonucu onunla ilgili fezleke hazırlanması olmamalıdır.Hotar, Sertel'i ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti'ni de suçlayarak hareket etmiş ve kendisini siyasete çekmek isteyenlere izin vermeyeceğini ifade etmiştir. Oysa kendisi siyasetin içinde görünmektedir.
Duyumumun doğruluğunu bilmiyorum ama Prof.Dr. Nükhet Hotar, gelecek yıl, yeniden rektörlüğe talip olmayacak ve Cumhurbaşkanı'ndan kendisini, yurt dışında bir ülkeye konsolos olarak atanmasını isteyecek.Cumhurbaşkanı'nın bu isteği geri çevirmeyeceğini tahmin etmemek ise saflık olur.

Manila'da Türk dönerci

Cengiz Kurt, tam bir maceraperest. Hong Kong'da fuarcılık, Amerika'da barmenlik yapmış. Bir arkadaşının Filipinler'in günah şehri Angeles City'de bir çocuğu olunca onunla birlikte buraya gelmiş, kalmış.Filipinli bir polis müdürünün kızıyla evlenmiş.Şimdi ne mi yapıyor?
Manila'da yaşayan yaklaşık 1000-1500 kişi için ‘Turkishdöner’ üretiyor.Dönerin bizim tadımıza ulaştığını söylemek zor. Ama Türkiye'den getirttiği zeytinyağını da kullanıyor. O ülkedeki etler, bizimkilerden çok farklı.
Cengiz Kurt, Filipin insanının, Türklere göre 10 kat daha mutlu olduğunu savunuyor. "Hepsinin de sinirleri alınmış. İki bardak bira, biraz yemek onları çok mutlu eder" diyor.
Filipinliler, limonlu karides çorbasını ve balığı çok tüketiyor. Halkın yarısı dışarıda yemek yiyor. Muzun çok yetiştiği ülke ama pahalı. Çünkü hemen hepsini Çinliler alıyor. 6 bin Kore firması burada faaliyette. 25 milyon Filipinli de büyük yolcu gemilerinde çalışıyor. Şehirde hayat kısa. 45 yıl yaşayana zor rastlanıyor. Köylerde hayat süresi uzun. Ve Manila'daki hanım Türk Konsolosu, hiç bir Filipinli'ye Türkiye'ye girmesi için vize vermiyor."Vize versem, bütün Filipinler boşalır" diyor.

İki kitap, iki övgü

Geçtiğimiz günlerde iki güzel kitabı keyifle okuyup bitirdim. Biri değerli dost Efe Erginer'in "Bodrum'un Sevi Perisi", diğeri de yine eski dost Kadriye Selçuk'un "Patlıcanlı Yokuşu".
Birinde Bodrum'u yaşar gibi oldum ve onun insanı büyüleyen güzelliğini, yitik olmaması gereken romantik ağırlığını. Efe Erginer, kitap yazmaya geç başlamış gibi ama bence kısa zamanda öylesine yol almış ki. "Bodrum'un Sevi Perisi", sadece bir aşkı değil, tarihsel ve mitolojik ezgileri de içinde barındırıyor.
Kutluyorum ve mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
Kadriye Selçuk'un "Patlıcanlı Yokuşu" da aynı. Sanki olayların içinde siz de yaşıyorsunuz ve siz de Patlıcanlı Yokuşu'nun bir sakinisiniz. Duygu derinliği, anlatım tekniği, insanı sıkmayan stili ile Selçuk, inanılmaz başarılı.
Onu da kutluyor ve kitabını okumanızı öneriyorum.

Makam araçları

Geçenlerde bir yerde okudum; Japonya'da toplam 15 bin adet makam aracı varmış. İmparator'un, başbakanın, bakanların, müsteşarların, genel müdürlerin, yerel yöneticilerin falan toplam 15 bin makam aracı.
Bizde 300 bin civarındaymış.
Bizde makam aracı, hizmet aracı statüsüyle ediniliyor ve anında kimlik değiştiriyor. Çokluğu bundan.Bir yöneticiyi sabah evinden alıp makamına götüren, bütün gün kapı önünde bekleyip akşam aynı şekilde eve teslim eden makam aracı ve şoförü, bu ülke için biraz israf değil mi?
İsraf konusunda halkı uyaran Diyanet, başta kendisi bu kuralı çiğniyor ve tabii olarak da devleti yönetenleri uyarmıyor.
Batı ülkelerinde görevine metroyla giden bakanlar var. Zengin ülkelerde bile kemerler sıkılıyor, bizde tam tersi...

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Bazı insanlar için derim ki ''Bu denli SAF'lığa  el in-SAF!”
***
Osmanlı'da duvarlara ''O şimdi Kazasker '' diye yazılıyor muydu acaba? Benimkisi sadece bir merak!  ***
Bazı kadınlar yemek yapmasını bilmez ama çok güzel KİNAYE yaparlar!
***
Duyduğu aslı astarı olmayan her şeyi sosyal medyaya yazanlara  NÖBETÇİ YAZAN  denebilir mi acaba?
***
Lafa gelince herkes mükemmel arkadaş. O zaman bu dünyada gördüğümüz rezil insanlar kim?
***
Tahir olmak da ayıp değil, Zöhre olmak da. Yalaka, yandaş, trol olma da!
***
Bazı insanların gazeteye ''Utanma duygumu kaybettim. Hükümsüzdür '' diye ilan vermesi gerekir. O derece yani!
***
Masum değiliz hiçbirimiz. Kim sıraya kaynak yapmadı, kim torpil bulmadı yaşamında sahi?
 


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test