Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Olmadı da olmadı

11 Kasım 2020 - 04:01

Anlı şanlı gazetemiz taa tepelerden vermiş anonsu:
"Sadakatsiz, önceki gece yayınlanan bölümüyle hem AB hem de ABC 1  (Ne demekse) kategorisinde günün en çok izlenen yapımı oldu. Dizi, ayrıca sosyal medyada 4 milyon erişim aldı."
Ve hemen altında Cansu Dere'nin fotoğraf altı:
“Son bölümde Cansu Dere'nin canlandırdığı Asya karakteri, kendisini aldatan eşinden intikam almak için onun en yakın arkadaşıyla birlikte oldu."
Buyrun cenaze namazına.
Bu nasıl bir ahlak anlayışıdır. Bizi hangi ülkede yaşıyoruz sanıyorlar?
Ve bu filmi çekenler, bir arkadaşımın paylaştığı gibi böyle bir hayat mı yaşıyorlar,
O anlı şanlı gazete hiç de yabancı olduğum bir yayın organı değil.
O gazetenin anayasası olduğunu bilirim.
O anayasa,çapkınlığı destanlara dönüştürmüş Erol Simavi'nin patronluğunda çıkıyordu ve uygulanıyordu.
Mesela o yıllarda yasak aşk yaşayan Türkan Şoray-Rüçhan Adlı ilişkisi övülerek haber yapılmıyor, özendirilmiyordu. Fatma Girik-Memduh Ün birlikteliği keza. Çünkü her iki erkek de evliydiler ve ayrılmamakta ısrarları bir yana o eşlerini aldatıyorlardı.
Burası Türkiye. Biz mutaassıp bir toplumuz.Bizde böyle şeyler yaşanır ama her günah gibi gizli kalır. Toplum duyduğunda tepki göstereceği için.
"Sadakatsız" dizisinin bir sinema fenomeni olması değil, konusudur canımızı sıkan.
Bu kadar basit.


İnsanlığın dini yoktur

İzmir ve hatta Türkiye, son depremden sonra inanılmaz bir dayanışma sergiledi.
Aklıselim her insan ve kuruluş, kurum, depremzedenin yarasını sarmak için yarıştı.
Böylesini dünyada göremezsiniz.
Hani çok konuşulan şey "Tarikatler,dini kuruluşlar nerede?"
Gerçekten biri dışında hiç biri sahnede yoktu ve bir tek Müslüman Arap ülkesi de yardıma koşmadı.
Ama Buca'da cemaati Türklerden oluşan Protestan Baptist Kilisesi, daha ilk günden kolları sıvadı yardım için. Pastör Ertan Çevik, öncelikle kilise bahçesini korunaklar yaparak depremzedelere açtı. Sonra da yardım toplandı, bunlar Menemenli depremzedelere kadar ulaştırıldı.
Ertan Çevik"Biz acıyı paylaşmasını bilen bir toplumuz.Yaptığımız şey, bunun sonucudur" diyor ve bazı adreslere de anlaşılan büyük ders veriyor.



Hem de nasıl gülerdik
Gülmek çok güzel bir şey.
Ama güldürmek zor zenaat.
Herkese vergi değil.
Bugün Cem Yılmaz'ı bu konuda bir numara diye belliyoruz. Haklıyız da ama gelin bir de ona sorun.
Spontane espri konusunda özellikle çok usta olan Cem Yılmaz'ın; ürettiği mizah için bugün toplumun beğenisi tavan yapmış durumda.
Çünkü altyapısı var. Allah yapısı da var ama altyapıyı güçlü kurmayı başarmış Yılmaz. Düşünüyor, çalışıyor, belki strese de giriyor üretmek için ama sonunda başarıyor.
Gelelim yıllar öncesine.
Güldürü konusunda bir efsane isim var:İsmail Dümbüllü.
Kavuklu komedyen. Onun kavuğu günümüze dek o kadar el değiştirdi ki.
Dümbüllü, Orta Oyunu türünün en iyisiydi. Spontane espriler yapar, halk diliyle konuşur, biraz da iğneleme sunardı.
Döneminin en iyilerinden biriydi.
Ona gülerdik, çünkü gülme duyumuz henüz paslanmamıştı. Dümbüllü, sahneye çıktığı mekanda bir mekan çalışanının eline salatalık verir, bunu gösterinin sonunda sahneye atmasını isterdi. Sahneye atılan salatalığı eline alan Dümbüllü"Bir beyefendi kartvizitini göndermiş" dediğinde salon ya da bahçe gülmekten kırılırdı.
Bugün böyle bir espriye güler miyiz?Belki ama o kadar da değil.
O yıllarda yeni yeni çıkan Öztürk Serengil'e, Ateş Böcekleri Ercan ve Yalçın'a, Balarısı Özdemir'e de çok gülerdik. Hele Ali Sururi, Muzaffer Hepgüler, Celal Sururi, Toto Karaca.Hepsi fenomenimizdi.
Nejat Uygur, Şarlo-palyaço karışımı tarzıyla adeta bir numaraydı.1960 ve 1970'li yıllar,bizi güldüren o kadar sanatçı vardı ki…
Hem de nasıl gülerdik onlara.
Psikiyatrist dostum Bekir Grebene"Yolda kendi kendine gülen adam görürsen aklından şüphe et. İnsan böyle günde güler mi?" diyor ama biz, sadece Cem Yılmaz ve Ata Demirer'e talim eden duruma düşmüşsek galiba Grebene'ye hak vermemiz gerekecek.




Başkanlar risk altında
Korona önüne geleni vuruyor ama galiba en çok da belediye başkanları risk altında.
Önce İzmir'de Gaziemir Belediye Başkanı. Sonra Antalya Büyükşehir Başkanı. Derken Bayraklı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları.
Yeni haberler geliyor:
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar Covid-19 olmuş.
Ve şimdi de Ödemiş Belediye Başkanı.Enson da Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu  ve başka başkabelediye başkanları.
Bu risk, öylesine artmış durumda ki, eminim şu anda Türkiye'de en az 40 belediye başkanı karantinada.
Neden?
Çok dikkat ediyor ve görüyorum ki, maske takılmıyor.  Çoğu maskesiz durmayı tercih ediyor.Sigara içtikleri için maskeyi engel görüyorlar.
Ve önüne gelenle görüşüyorlar, önlem almıyorlar.
Bundan daha basit bir neden olabilir mi?

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Bazı kadınlar kırkından sonra şaşırdıkları bir olayda ''Bir yaşıma daha girdim'' demeyi bırakır. Neden acaba?
***
Her Türk'ün asker doğup doğmadığını bilemem ama her Türk'ün laf cambazı olarak doğduğu kesin bilgi!
***
CeHaPe döneminde "Hayırsız Cumalar" mesajı atardı kefereler! Zulme bakar mısınız?
***
Göz görmeyince Gönül fingirder!
***
Havalar çok sıcak. Soğuk şakalarını özledinmAriiiiiif!
***
Geçenlerde bir dükkanın kapısında yazıyordu çok güldüm. Yazı aynen şu. ''Depresyona uğradım geliyorum!”
****
Orhan Veli o şiiri bugün şöyle yazardı kesin ''Bir elinde cep telefonu / Diğer eli Allah için boş / Varsa yoksa Selfie / Umurunda mı dünya!”
***
Papatya falını hep sevmiyor çıktığı için bıraktım. Artık papatya çayı içiyorum. Aklımı seveyim!


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test