Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Nerede o günler?

11 Nisan 2020 - 07:22

Nerede o günler?

Bir video izliyorum. Yıl 1991. Genel seçimlere 9 gün kala(11 Ekim ) TRT'de Can Okanar'ın yönettiği ve siyasi parti liderlerinin katıldığı bir açık oturum var.
Açık oturuma; ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Mesut Yılmaz,Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Sosyalist Parti Genel Başkanı Doğu Perinçek, Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Erdal İnönü katılıyorlar.
Türkiye, tarım ve hayvancılıkta iyi durumda ve bir anlamda dünyada kendine yeten ülkeler arasında. Ama global etkenler yüzünden istikrar bir türlü sağlanamamış. Koalisyonların ömrü bir yıl bile değil. Kısacası ülke sıkıntılı bir tempoda yönetiliyor.
Ve liderler, böyle bir ortamda;TRT'nin açık oturumunda bir araya gelip, ülke meselelerini medenice konuşabiliyorlar. Doğu Perinçek'in “Vehbi Koç'un mal varlığına el konulup fakir fukaraya dağıtılması” gibi saçma fikrine bile tahammül gösterebilecek olgunlukta her biri. Konuşurken, rakiplerinin kişiliklerini değil, icraatlarını ve düşüncelerini eleştiriyorlar.
Moderatör CanOkanar, parti liderlerine ve izleyicilere; açık oturumun süresi hakkında bir kısıtlama getirilmediğini de açıklıyor.
İnanılmaz medenice, inanılmaz efendice, inanılmaz memleketsever duygularla dolu bir açık oturum.
Bu gelenek, TRT'nin ilk yıllarında başlamıştı ve izleyiciyi ekrana kilitlerdi adeta.
Bugün böyle bir açık oturum neden yapılmaz mesela?Örneğin siyasi parti liderleri, Corona'yı, siyasallaştırmadan ve polemiğe girmeden niye tartışmazlar?
Birlik ve beraberliğe, morale en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde...
Niye?

Diyanet göreve

Bulanık suda balık avlamayı seven tipler var.
Tıpkı bugünkü gibi.
Güzel dinimizi, zan altında bırakan, insanları İslamiyet'e karşı soğutmayı amaçlayan, sapıkça beyanlar, paylaşmalar.
Din adamı kisvesine bürünerek her türlü haltı yiyenlere karşı Diyanet niye suskun kalır, anlamak mümkün değil.
Diyanetin kendi içinde de sorunlar var. Özellikle Fetva Kurulu'nun amaçlı sorulara amaçlı cevaplar vererek insanları zıvanadan çıkaran icraatı gözden kaçmıyor.
Bildik Uzak Doğu ülkelerinde bile bu cevapların içeriğini yaşatan sapkınlıklara rastlayamazsınız.
Diyanet, bu günler için var.
Dinimizin sağlam temeller üzerinde tutulması, bu kurumun başlıca görevidir. Doğru sunulması, doğru yaşatılması ve bu gibi sapıklara karşı zırh görevi görmesi, Diyanet'in boynuna borçtur.
Hala var mı, bilmiyorum. Bir zamanlar Diyanet'i Din Yüksek Kurulu yönetirdi.Çatlak sesler, daha kaynağında kısılırdı.
Ne oldu bu kurula?

Sen yapma Başkan!

Kızılay, Corona'da pasif antikor tedavisiyle ilgili bir çalışma başlattı. Corona'ya yakalanıp iyileşen hastalardan alınan kandan ayrılan plazma, bir şekilde bu antikora dönüştürülüyor.
Biz de televizyondan öğrendik. Kızılay Başkanı Dr. Kerem Kınık, böyle bir bağışçıyla tedavi gördüğü hastanede görüştü. Bu ekranlara yansıdı. Ne başkanda maske var, ne hastada. Sanki köy kahvesinde sohbet ediyorlar.
E hani, ülke çapında bir maske kampanyası başlattık. Hani, kapalı alanda kimse maskesiz dolaşmayacaktı.
Bu ne perhiz...
Başkanın bu cesur hali, eminim bütün izleyicileri şaşırtmıştır.
İnsanın aklına başka şey geliyor:
Dr. Kınık, yoksa Corona'ya karşı şerbetli mi?

Bu işte bir terslik var

Bu süreçte devletin; sosyal devlet olma konusundaki refleksine ülke olarak tanığız. Aynı şekilde belediyelerin de.
Ancak, bu güzelim hizmetler, E-Devlet sistemi kullanılması şartıyla veriliyor.
İyi de gıda talebinde ya da maske talebinde bulunacak garibanın E-Devlet'i kullanma becerisi var mı? Kaç kişide bilgisayar var ve kaç kişi bu bilgisayarı, devletin istediği biçimde kullanabiliyor?
Örneğin PTT, maske dağıtımında devreye sokuldu. Ama gelin görün, çark bir türlü istendiği gibi çalışamadı.
En iyisi, seçimle iş başına gelen mahalle muhtarlarının devreye girmesi. Onlar, mahallelerinde kimin yoksul olup olmadığını en iyi bilenler.
Teknoloji, hele dijital teknoloji, bugün Prof.Dr. Mehmet Öz'ün sağlıklı kalabilmemiz için bize adını sanını bilmediğimiz Güney Amerika meyvelerini önermesine benziyor.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Pazarda seçmece olmadığı için meyve sebzelerin çürüklerini dolduran manavı 112'ye '' Bu adamda Coronavirüs varmış '' diye ihbar ettim. Hak etti ama!
***
Ülkemizde bilim yok.  Bol bol toplantı yapan Bilim Kurulu var. Neyinize yetmiyor!
***
İzolasyona harfiyen uymana… ÖlüremTürkiyem !
***
Hayatımı yazsam ROMAN olur. Ama 2020 yılını yazmaya kalksam KABUSNAME olur  !
***
İndim yarin bahçesine. Kendini karantinaya almış  !
***
Coronavirüs bir tek Antartika'ya uğramamış. Şimdi Antartika'da olmak vardı anasını satayım  !
***
Mahallede top oynayan çocuklara kızan 70'lik dede, şimdi sokağa çıkamadığı için onlardan yardım istiyor !
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test