Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Müjde Ar'ı tanır mısınız?

08 Eylül 2020 - 07:40

Müjde Ar'ı ilk kez 1979'da tanımıştım. Yeni Asır'da iken.
Bir tarafta siyah beyaz ekranlarda bir kolonya reklamındaki kırmızı bikinili Müjde Ar, diğer yanda milyonları ekrana kilitleyen Aşk-ı Memnu dizisindeki Bihter. Yani yine aynı Müjde Ar.
Onu da Fuar'da sahneye çıkardıklarında fırtına dolu yaşamını tefrika etmeye karar vermiştik.
Ne yaşamdı ama...
Annesi Aysel Gürel'in onu ve kardeşi Mehtap'ı babasız büyütürken çektikleri sıkıntılar. Söz yazarlığıyla ve çılgınlığıyla milyonların gönlünde taht kuran rahmetli Aysel Gürel'in yemeyip içmeyip kızlarını mutlu etmeye çalışması.
Bir domatesin öğün niyetine üç kişi tarafından paylaşılması.
Daha neler...
Sahnede değil ama sinemada iyi bir çizgi yakaladı Müjde Ar.Asıl adıyla Kamile Suat Ebrem.İlk evliliğini yaptığı Samim Değer de iyi dostumdu.Onunla nice fotoroman çevirdik.
Müjde Ar, sadece sinemada değil, düşün dünyasında da önemli bir isimdi artık. Hem bir aktivist olarak, hem de ülke sorunlarını tartışacak düzeyde bir sanatçı sıfatıyla.Ama bir özelliği de vardı; yatırımcı danışmanlığı da vardı. Sezen Aksu'nun parasını har vurup harman savurduğu günlerde, arkadaşının aklını başına almış, kazandığı onca parayı doğru yatırımlara yöneltmişti.
Aynı Müjde Ar, bugün Türkiye'de yeni bir kimliğiyle sahneye çıkıyor:
Gürültüyle mücadele eden bir aktivist olarak.Yanında değerli bir politikacı eş var:Ercan Karakaş.
Bodrum, Çeşme, Kuşadası, Didim ve benzeri tatil beldelerinde insanı zıvanadan çıkaran eğlence merkezlerindeki gürültüye kulak tıkayan, göz yuman insanlarla, yöneticilerle savaşıyor.Aslında tek başına gibi görünse de milyonlar onun peşinde...
Arşivimde Müjde Ar'ın iki fotoğrafına rastladım. Biri 1958, diğeri 1964 yılında çekilmiş.Birincisi portre, diğerinde Müjde Ar, kardeşi Mehtap ve bir yakınıyla plajda...

Askıda kitap olur mu?

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bir APİKAM'ı var. Bu kurum, Oktay Gökdemir'in döneminden başlayarak kent belleğine büyük değer katan kitaplar yayınlamak suretiyle Türkiye'ye örnek oldu.
Bugün gelinen noktada APİKAM, gerçekten öncü ama ona destek veren bir yayın kurumu da devreye girdi:Heyamola Yayınları.
Bu yayınevi geçtiğimiz yıllarda; İzmirli 100'e yakın yazara; kentin ilçe ilçe, mahalle mahalle, semt semt anılarını yazdırarak başka boyutta bir kent belleği oluşturdu.
Bu da İzmir için büyük bir kazanç. Ama benim de "Bir Kara Tren Efsanesi-Alsancak-Buca-Alsancak" kitabıyla katıldığım bu projeye belediyelerin çoğu destek vermedi. En başta da Büyükşehir Belediyesi.
Projeyi adeta yok saydı.
Ama aynı belediye, şimdi "Askıda Kitap" kampanyası başlatıyor.
Askıda ekmek, askıda pide, askıda oyuncak olur ama askıda kitap olmaz.
Kitap, başka bir emeğin ürünüdür ve onun hakkı verilmelidir.
Emeğin sahibine sormadan, onun iznini almadan ve telif hakkı gibi bir olguya saygı duymadan askıda kitap demek...Hiç de olmadı.
"Olmadı" diyenlerin başında, "İzmirim" serisi kitapların yayınlanmasında İzmir ayağı olarak görev yapan, bir zamanlar APİKAM'da hizmet veren Fergül Hanım var.
Kitap sevgisini önemsiyorum.
Sayın Soyer'in de çok okuyan bir başkan olduğunu biliyorum. O yüzden kendisine iki kitabımı da takdim ettim. Toplam sayfa sayısı 1600...Okumak için fırsat bulur mu bilmiyorum. Çünkü"Bunları yazmaya bir ömür zor yeter" demişti.
Okumaya da öyleyse vay halimize.
Sonuçta bu uygulamadan vazgeçilmesini bekliyor yazarlar. Ve haklılar da.

Din elden gidiyor

Sapık mesajlarıyla adeta birbiriyle yarışan düzenbazların ne yazık ki sonu gelmiyor.
Uşşaki Tarikatı'nın sözde liderinin son marifeti, kamuoyunda bu kadar yankılanmasaydı ve medya bunu defalarca gündeme taşımasaydı; emin olun azmaya devam edeceklerdi.
Diyanet, bunlara göz yumarak,kulak vermeyerek, onların salyalarından sıçrattıkları melanetleri, güzel dinimize kötülük ediyorlar biçiminde yorumlamayarak sürece biraz da katkı sağladı.
Bunlara inananlar, kananlar var oldukça "Din elden gidiyor" vehametine katılmak yanlış olmaz.
Dinin sahibi Diyanet'se bunlar uluyacak meydan bulamaz,dinimizin adresi Diyanet'se bunlar hak ettikleri cezayı bulur.
Hangi tarikatın bu güzel ülkeye ne faydası dokunmuştur; söyleyebilir misiniz?
Hepsinin din sömürüsünden başka derdi yok.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Bir kendini beğenmiş kadın arkadaşım ''Beni çekemeyenler var '' deyince dayanamadım ''Lan seni kim çekemeyecek kızım, bak akıllı telefonla şıppadak çektim seni işte'' deyiverdim. Ama hak etmişti hani!
***
Evde hanım bana bakıp imalı biçimde ''Ben yoruldum hayat. Gelme üstüme'' şarkısını söylemeye başlayınca ''Cep telefonuyla oynamayı bırak da git yat hadi dinlenirsin'' dedim. Yatmadı ya!
***
Bana ''Bardağın boş tarafını değil dolu tarafını gör hacı'' diyen çakallara sözüm var. Dediğinizi yaptım yapmasına ama o bardağın içindeki sıcak su üzerime döküldü, yaktı beni!
 
***
Medeni hali DUL, ruh hali ise FO-DUL!
***
Baba ALKOL BAĞIMLISI, anne KUMAR BAĞIMLISI, ağabey SİGARA BAĞIMLISI ve en küçükleri de, NASİHAT BAĞIMLISI!
Bazı havayolu şirketleri rötarlarıyla TEHİR EFSANESİ oldu!
***
Kimi kadınlar her işi yapar. Kimi kadınlar aklını kullanır, sadece kapris yapar!

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test