Milli hastalığımız:Resmi araç
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Milli hastalığımız:Resmi araç

16 Kasım 2019 - 06:24

Milli hastalığımız:Resmi araç

Çok incelenen, gündeme getirilen konu; biliyorum.
Ama unutturmaya da gerek yok.
Çünkü deşildikçe, eleştirildikçe inadına sorunun boyutu artıyor, büyüyor, kangren halini alıyor.
Şatafata, rahata, lükse, fiyakaya düşkünüz; kimse aksini iddia etmesin.
Rakamlar ortada:
Bu yıl itibariyle ülkemizde kamu aracı sayısı 115 bin. Yani siyah plakalı araç sayısı. Ama bir de kiralanan ve emrine şoför tahsis edilenler var. Onun sayısı da 417 bin.
Fransa'da 26 bin kamu aracı var. Şoförlü kamu aracı sayısı da sadece 600.
İtalya, kamu aracı sayısı bakımından bizi geçiyor ama Japonya 10 bine yakın kamu aracı kullanıyor.
Bütün bunlar,elbette hazineyi zorluyor ve bütçe dengelerini altüst ediyor.
Ama bir de yerel yönetimlerdeki makam aracı ve kamu aracı savurganlığı var ki, sormayın.Bütün günü büroda geçen müdürlerin bile özel şoförlü makam aracı var. Sabah evinden alınıyorlar, araç parka çekiliyor; şoförü de bir yandan elindeki bezle aracı silerken, Kordelya FM'yi açıp Zeki Müren şarkıları dinliyor. Akşama kadar bir yere gitmiyor, mesai bitiminde yine müdür eve bırakılıyor, araç parka çekiliyor.
Masrafın bini bir para.
Ayranımız yok ama nedense bu keyiften taviz vermiyoruz.
Hatırlarım;1960'lı yıllarda Buca'da Belediye Başkanlığı yapan Av.Süha Göksel, modeli eski makam aracı arızalanınca, onarıldığı sürece belediyeye ait cenaze aracıyla dolaşıp durmuştu.
Tabii Külliye, elbette Külliye, örnek oluyor. Külliye'yi gören"Ben niye eksik kalayım ?"deyip acımıyor paraya, en lüksüne, en pahalısına kavuşmak için can atıyor.
Ecevit, yerli araçları kullandı hep. Koskoca Vehbi Koç, kendi ürettiği Murat marka otomobille gezdi.Onların egoları yoktu.
Demek ki örnek alınamamışlar.
Şimdilerde; özellikle yerel yönetimlerde araç kiralama sistemi yaygın. Araç envantere işlenmiyor ama kiralanıyor, plakası da beyaz kalıyor. Ama bunlar da sayıya vurulması gereken araçlar. Onlar için de para harcanıyor. Gizlemenin anlamı yok. Daha hesaplı görünse de sonuçta makam aracı olarak kullanılıyor.
1980'lı yıllara kadar "Makam aracı" ve "Hizmet aracı" ayırımı vardı, şimdilerde yok. İkisi de aynı kefede.
Güle güle kullansınlar.
 

Söz konusu CHP ise

CHP'de delege seçimleri son hız devam ediyor.
Kavga gürültü, gırla.
Bu arada Buca'daki delege seçimlerinde kendine buyruk hareket eden Başkan Yardımcısı Serkan Kalmaz'ın bu görevi elinden alındı, yetkileri diğer başkan yardımcıları arasında paylaştırıldı.
Serkan Kalmaz'la ilgili farklı söylentilerin gerçekle ilgisi yok.
Tek neden siyaset.
Tek neden CHP'nin iç işleyişi.

 

Bu da neyin nesi?

İzmir'de İranlı sayısı giderek artıyor. Gelenler, varlıklı ve eğitimli kişiler. Üstelik kökenleri Şii değil. Onlara Kaşkai deniyor. Daha modern yaşıyorlar ve peçe falan da takmıyorlar. Hıristiyanlar ve Katolik mezhebine mensuplar. Atıl durumdaki Katolik kiliselerini sahipleniyorlar. En yoğun oldukları ilçe de Buca. Zaten Dom kilisesionların denetiminde.Kadınları süse düşkün ve aşırı parfüm kullanıyorlar.
Çoğu kez onları toplum içinde farketmek kolay olmuyor ama sayıları artıyor.

Türküyü sevdiren adam

Bizim kuşak, türküleri Muzaffer Sarısözen'in derlemeleriyle, Ahmet Gazi Ayhan'la, Nida Tüfekçi ile Ahmet Sezgin'le, Nuri Sesigüzel'le, Belkıs Akkale, Bedia Akartürk ve daha niceleriyle sevdi.
Günümüzde bu sevgiyi tattıracak kaç isim kaldı ki?
Türküler, bizim Anadolu'muzun güzel sesidir. Yanıktır, coşkuludur, kıvraktır ama buram buram Anadolu kokar.
Bir umutsuzluk noktasında; Kaynaklar'daki etkinlikte sanatçı Özcan Deniz'in amcası Halit Deniz'i dinlemek nasip oldu.
Daha ilk türküde umutsuzluğumun yok olduğunu farkettim.
Halit Deniz, zarif bir sanatçı. Repertuvarını özenle seçmiş ve o türküleri o kadar muhteşem yorumluyor ki, içinizden "Yaşasın" diyorsunuz.
Özcan Deniz'in amcası ama bir çevirmede genç sanatçının üzerindeki silahı kendi silahıymış diye tanıtıp yeğeni uğruna beş ay hapis yatan Halit Deniz'in Özcan Deniz'le hiç ama hiç ilgisi yok.
Kendi tarzını belirlemiş, o ufak bedeniyle sahneyi dolduruyor ve insan, sahnesi bitsin istemiyor.
Türküleri özlediyseniz, yeniden sevmek istiyorsanız, ne yapın yapın Halit Deniz'i dinleyin, izleyin. Pişman olmayacaksınız.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Anladık kaçan kovalanır kovalanmasına ama biraz da bana acı. Nefesim tükendi cadı !..
***
Beraber ıslandık yağan yağmurda. Sonra şemsiyesi olan bir adama tav oldun da, ben dımdızlak ortada kaldım !..
***
Bazı kadınlar çok hamarattır, gömlek ütüler. Bazıları ise yalnızca kafa ütüler !...
***
Kadınlar küpe gibi hediyelere bayılırlar. Kulağına küpe olsun çocuğum !...
***
Cebinde beş kuruş para olmadığı halde ; dolardaki, altındaki iniş ve çıkışları dakika dakika izleyecek kadar bilinçlidir yurdum insanı !...
***
Ağustos ayında yaşanan aşka YAZ AŞKI, Ocak ayında yaşanan aşka da AYAZ AŞKI denir !..
***
Attan inip eşeğe binenleri söylüyorsunuz da, eşekten inip Ferrari'ye binenleri neden es geçiyorsunuz azizim?  Vurun varsa yoksa garibana azizim !...
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum