Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Kurumlar savaşı

17 Nisan 2021 - 07:35

Kurumlar savaşı

Malum, nüfusu 30 bini aşan belediyeler, göreve başlarken ve periyodik dilimlerde stratejik plan hazırlamakla yükümlü.
Stratejik plan, belediyenin; mevcut kaynaklarını nasıl kullanacağının hesabını verdiği bir uygulamadır ve üst makamlara iletilir. Makamlar, onu inceler, gerekli bilgiye ulaşırlar ve uygulamaların da takipçisi olurlar.
Stratejik planlarda çoğu belediyenin merkezi yönetime göndermeleri vardır. Bu göndermeler daha çok merkezi yönetime bağlı kurumlarla diyalog kurmakta yaşanan sıkıntıları yansıtır.
Mesela belediyeler, en çok Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden bazı bilgilere ulaşmak isterler, ulaşamazlar.
Bürokrasi engeller. “Sırdır, vermem” der, geçer.
Oysa “Sırdır” dediği aslında “Sır değildir”
Ama gel de anlat.
Herhangi bir belediyenin böyle bir starejik planına ulaşırsanız; görürsünüz ki, örnekleri çok ve hepsinde bir inatlaşma vardır.
Aslında merkezi yönetimin kurumları arasında da böyle bir inatlaşma var.
Örnek: Buca'da SGK binalarının kaymakamlık olarak kullanılması girişiminin her seferinde geri çevrilmesi.
Kaymakamlık, İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir kurum. SGK, kendi  kurallarıyla işleyen bir yapıya sahip. Birbirleriyle zilliyetleri yok.
Fecri Fikret Çelik, Mehmet Sadık Tunç, Faik Arıcan, Mahmut Nedim Tunçer… Bütün kaymakamlar, kaymakamlığın, böylesine kendilerine yakışır bir mekana taşınması için can attılar, ama olmadı. Karşılarına hep o kimsenin anlayamadığı inat duvarı çıktı.
Buca'da yine artık işlevsiz hale getirilen cezaevinin üst kısmındaki bölüme kadar dayanmış yola geçit verilmesi talepleri de benzer inada yenik düşmüştür.
Buca'nın trafiğini kilitleyen bu inatlaşma, ne yazık ki merkezi yönetimin de  gücüne sanki isyan bayrağı çekmiştir.
Bakalım daha ne örnekler göreceğiz.

Bakın şu tabloya

Sanmayın ki Meclis'teki konuşmalarında birbirlerine övgü yağdırdılar.
Üslubuyla, nezaketiyle, sınırını hep koruyarak birbirlerini öylesine eleştirdiler ki…
Biri Garp Cephesi Komutanı, İnönü Savaşlarının destan yazan adamı kurt siyasetçi İsmet İnönü… Diğeri Türk siyasetine damgasını vurmuş bir lider: Süleyman Demirel.
Ortak paydaları Atatürk'ün manevi huzurundan ayrılmış, belli ki Meclis'e dönüyorlar. Ama kol kola. Sadece onlar değil, Ferruh Bozbeyli öyle, Dr. Sadettin Bilgiç öyle.
Onlar, bu tabloyu çizerek ulusa moral verdiler. Türkiye'nin en zor günlerinde bile onların kol kola girmesi, vatandaşın umutsuzluğunu bir anda yok etti.
Şu tablo, bugün de yaşanabilir. Göreceksiniz, etkisi geçmişteki etkisinden çok daha fazla olacak.

Sokak hayvanları

Hayvanları Koruma adı altında 5199 sayılı bir kanun var. Bu kanun, biraz da hayvanseverlerin tepkisiyle alelacele çıkarılmış izlenimi veriyor.
Şimdi bunu Hayvan Hakları Kanunu'na çevirme süreci yaşanıyor.
Kanun bu haliyle sadece kediyi köpeği değil, Tunceli'deki yaban keçisinin avlanmasını da, göçmen kuşları da kapsayacak.
Süreç yavaş işliyor. Yavaş işlediği için de kafalar karışık.
Ama bir de sokak köpekleri diye bir gerçek var. Sayıları artıyor, bazen agresif oluyorlar, çeteleşiyorlar, çevreye korku salıyorlar.
Bunun da tedbirinin acele alınması gerekiyor.
Köpeklerin doğal yaşamda olmaları fikri güzel ama bu doğal yaşamın bazen onlara uygun olmayan bir ortam olmadığını da kabul etmek gerekiyor.
Alsancak Gar civarı, köpekler için asla bir doğal yaşam ortamı değil mesela. Ama burada onlarcası var ve çoğalıyorlar da.
Bütün İzmir böyle.
Bazen zarar veriyorlar. Bazen ürkütüyorlar.
Suç onların değil, ortam onları bu hale getiriyor.
Kısacası şu yasa bir an önce yürürlüğe girmeli ve bunların hepsini bir çeki düzene sokmalı.

Vefa olmayınca

Çok sevdiğim değerli bir meslektaşımın geçenlerde bir yazısını okudum. Basın tarihini yazmış...1000 sayfa falan diyor.
Sonra da bu kitaptan alıntılar aktarmış.
Bir gazeteyi bir büyüğümüze, diğerini rahmetli bir arkadaşımıza kurdurmuş. Hiç alakasız bilgiler. Ama bunu gazetelerin ve gazetecilerin geçmişini çok iyi bilmekle yükümlü bir meslek gazetemiz yayınlamış.
Polemiğe girmek için isim falan vermiyorum.
Geçmişimizi bilmek zorundayız.
Yıllardır mücadele veriyorum, kimseye anlatamıyorum.
Her mesleğin bir duayeni vardır. O mesleğe büyük hizmet etmiş, büyüklerimiz. Yani kaybettiklerimiz.
Mesela bizim derneğimizi kuran insan: Şevket Bilgin.
Öleli belki 55 yıl oldu.
30 yıldır anmıyoruz. Anamıyoruz. Çünkü tanımıyorlar, tanımak da işlerine gelmiyor. Büyük, onurlu bir geçmişi olan derneğimizi kuran adama bu kadar vefayı bile gösteremiyoruz.
Nihad Kürşad, Sabri Süphandağlı…
Hepsi o kadar büyük hizmet ettiler ki cemiyetimize, mesleğimize. Onların haklarını ödeyemeyeceğimizi iyi bilenlerdenim.
Hepsini tanıdım, hepsiyle çalıştım.
Bu vefasız ruh hali içinde olursak o gazeteyi bu büyüğümüze, bu gazeteyi o kaybettiğimiz sevgili arkadaşımıza kurdurur, tarihimizi çorba ederiz.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Birisine birisine. Sosyal medyada karşılaşıyorum türlü delisine!
***
Eskiden iki duble içip vatanı kurtaranlar şimdi klavye başında aynı işi yapıyorlar!

***
Bir dostum, millet balataları sıyırdı diye balata işine girdi. İflas etti!

***
Sevgilisi başka DAM buldu. Bu kez gerçekten de pabucu DAM'a atıldı!
***
Zenginin malı züğürdü kapısına bekçi diktirir net!
***
Kırmızı soğan unutkanlığı önlüyormuş. İşe bak, hanım kırmızı soğan almayı unuttum diye basmıştı bana fırçayı!
***
Dünyanın bütün Şemsi Paşa Pasajında sesi büzüşesicileri birleşin!





 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test