Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Köylü, yeniden efendimiz

28 Nisan 2020 - 07:01

Köylü, yeniden efendimiz

Devlet, sokağa çıkma yasağı ilan ettiğinde insanımız,iPhone almak için elektronik mağazalarına değil, marketlere hücum etti.
Raflarda ne kadar pirinç, makarna, fasulye, yağ,peynir, patates, soğan varsa boşaltıp evine yığdı.
Hepimiz, birer zahire tüccarı ve kabzımal zenginliğine ulaştık.
Çoğumuzun evinde, köşedeki şarküteride bulunmayacak kadar peynir, zeytin vardır.
Ve sonuçta yine hepimiz, Ulu Önder'in "Köylü, milletin efendisidir" sözünün ne kadar haklı olduğu noktasına geldik.
Boğaz, hangi statüde olursak olalım, ortak paydamız.
Üretmenin, özellikle kendine yeten bir ülke olma bilincinin kafamıza dank ettiği bir sınav yaşıyoruz.
Kendi tohumumuzla çiftçilik yapacağımız, hayvansal zenginliğimizi artırabileceğimiz, gıdada dışa bağımlılıktan kurtulacağımız bir dönem var önümüzde.
Kurtuluş Savaşı'nda Celal Bayar,Mustafa Kemal'in talimatıyla;Galip Hoca kimliğiyle Anadolu'yu adım adım dolaştı ve savaşabilecek gençleri orduya katılmaları için ikna etti, savaşabilecek durumda olmayanları da tarımsal üretim konusunda yüreklendirdi, yönlendirdi.
Savaş, bu lojistik desteğin de etkisiyle kazanıldı.
Bu konuda toplu bir uyanışı gözlemek mutluluk verici.Ancak devlet, başta mazot ve gübreye sübvansiyon uygulamalı, yerli tohumu özendirmeli, tarım konusunda Avrupa Birliği diretmelerine karşı durmalı ve hepsinden önemlisi; Atatürk'ün o ünlü sözünü hatırlamalıdır:
"Köylü milletin efendisidir "


Bir dostu daha kaybettik

Fotoğraf, 1960'lı yılların sonlarına ait. Güzelyalı'daki Mehmetali Restoran'da, unutulmaz sanatçı Ayla Dikmen'i izliyoruz. Masada benimle birlikte 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in kayınbiraderi Ali Çetin Şener,dönemin Belediye Başkanı Osman Kibar'a "Asfalt Osman " lakabını kazandıran Belediye'nin Asfalt Şantiye Şefi İhya Nur Ülker, Avukat Güneş(Arkası dönük) ve onun yanında Ayla Dikmen'in hayat arkadaşı Enis Berki var. Ali ile Enis vasıtasıyla tanışmıştım. Enis'in çok yakın arkadaşıydı ve İzmir'e her geldiğinde, onun Mustafabey Caddesi girişindeki evinde kalırdı. Gazetecilikle ticaret arasında gidip gelen bir gençti ve yaşamayı çok seviyordu.Enis, bizi her gece Ayla Dikmen'in çalıştığı mekana götürür, bizim adımıza büyük çiçekler sipariş eder, sevgilisini onore etmek için elinden geleni yapardı. Ali, zaman zaman, sanatçının uzattığı mikrofona şarkılar da söylerdi.
Ali, ne yazık ki, geçtiğimiz günlerde Korona'ya yenildi ve çok genç yaşta aramızdan ayrıldı. O da eniştesi gibi Isparta'nın İslamköy ilçesinde toprağa verildi. Allah rahmet eylesin.


Maskeli mutluluk

Evlilik, mutluluktur, mutlu olmak için yapılan bir şeydir.
O gün için ki, genç kızlar nasıl hazırlanır. Gelinlikler, duvaklar, çiçekler…
Damat adayları, salon, davetiye, ikram telaşındadır.
Hepsi de tatlı telaşlar.
Ama bir şey var ki, ortak heyecanın yaşandığı andır: Fotoğraf çekilmek.Hele nikah masasındayken davetlilerin "Ayağına bastı-basamadı" nidalarını duymak. Ne büyük mutluluktur...
Pozlar özenle verilir, albümler düzenlenir. Ve sonra o fotoğraflar; mutluluğun her anında yıllarca tekrar tekrar incelenir, anılar tazelenir.
Ama şu hınzır Korona'ya bakın.
O zevki de aldı gençlerin elinden.
Artık şu günlerde evlenenlerin anılarında maske hep olacaktır ve mutluluklar, gölgelenmese de birazcık buruklaşacaktır.


Yine mi Tuncay Özkan?

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin; 23 Nisan kutlamaları ile ilgili bir projesi vardı. Haluk Levent, Körfez'de seyreden Bergama gemisinden yayılan olağanüstü ışık oyunlarıyla konser verecek ve İzmirliler, bunu dijital ortamda izleyeceklerdi.
Ancak nasıl olduysa; Tuncay Özkan'la ilişkili olduğu öne sürülen ANKA Ajansı'na bağlı,İzmir'i zerre kadar tanımayan bir organizasyon şirketi, bu projenin yürütülmesini üstlendi ve sonunda içine etti.
Amaçtan uzak, ruhsuz bir organizasyonla İzmir'in o enfes güzelliği ekranlara yansıtılamadı.
CHP'li belediyeler, daha ne kadar şu Tuncay Özkan diyeti ödeyecekler? Doğrusu merak ediyorum.
Hangi taşı kaldırsan altından hazret çıkıyor.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Öyle bir fotoğraf manyağı olduk ki, poz vermekten yaşamaya fırsat kalmıyor !
***
Elinde fotoğraf makinesi… Habire fotoğraf çekiyorum. Hayatımı yazsam roman olmaz ancak fotoroman olur!
***
Hızlı yaşa, genç de ölme... Botoks yaptır,  genç görün la lala !
***
Görmedik, duymadık, bilmiyoruz. Ama ha bire işkembeden sallayıp duruyoruz !
***
Hep birilerine sırtını dayayanlar SON KOLLANMA TARİHİNİZ gelmedi mi sizin?
***
Merak ediyorum ‘’Bütün kadınlar çiçektir ‘’ diyen erkeklerin acaba kaynanaları yok mu?
***
Dört kadınla evlenmeye karşıyım ben. Dört kadın demek, dört kaynana, dört kayınbaba, say say bitmez baldız, kayınço ve akrabalar demek yahu !
***
Bir yiğit gurbete gitse, kaparlar elinden kız Gönüüül !



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum