Köy Enstitüleri
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Köy Enstitüleri

02 Mayıs 2019 - 06:24

Köy Enstitüleri
Köy Enstitüleri'nin her kuruluş yıldönümünde, bu kurumların kapatılması ile ilgili suçlama dolu yorumlar yapılır.
Köy Enstitüleri, zamanın en doğru, en isabetli projelerinden biri.
Bunu kimse inkar etmiyor.
Okuma yazma oranının çok düşük olduğu bir ülkede görsel eğitimin sağlanmasında Köy Enstitüleri,büyük işlev üstlendi.
Tonguç, bir gün bu projenin sona ereceğini tahmin ediyordu ama siyasi ve ideolojik bir malzeme yapılacağını aklına bile getirmemişti.
Kızlarla erkek öğrencilerin birlikte okumalarını başka okuyanlar, bu okullarda aşırı sol ideoloji aşılanıyor diyenler, aslında karşılıklı cephelerdeydi.
CHP'nin kurduğu Köy Enstitüleri'nin kapatılması kararı 1948 yılında yine aynı partinin iktidarında verilmişti.
Kapanışı 1952'lerde tamamlanır gibi oldu.
Ama onun yerine modern eğitim yapan sanat okulları açıldı. Çünkü okuma yazma oranı yükseliyordu ve görsel eğitimle birlikte yazılı eğitimin de yani kitaplı eğitimin de vakti gelmişti.
İzmir örneğini verirsek; Kızılçullu Köy Enstitüsü'ünün kapatılmakta olduğu yıllarda Mithatpaşa Sanat Okulu açıldı. Keza Kemer'de Motor Sanat Okulu eğitime başladı. Göztepe Kız Enstitüsü, Alsancak'ta Olgunlaşma Kız Enstitüsü, farklı konularda eğitim vererek gençlerimizi yetiştirdiler.
Aynı yıllarda lokal gibi görünse de Singer'in açtığı dikiş kursları sayesinde ev hanımlarının dikişi öğrendikleri ve pek çoğunun ünlü birer kadın terzisi olduğu unutulmamalıdır.
Köy Enstitüsü'nden mezun olan büyüklerimin pek çoğu artık bu kurumun işlevini tamamladığını, parlak geçmişinin bu şekilde anılması için kapatılması gerektiğini söylüyorlardı.
Galiba haklılar.



Kıyamet kopuyordu
İhsan Alyanak, 1973-1980 yılları arasında İzmir Belediye Başkanlığı yaptı. O yıllarda belediyenin sınırları, şimdiki Konak ve Karabağlar'ın bir kısmı ile Karşıyaka'yı kapsıyordu.
Caddeleri genişletme konusunda kendi yöntemleri olan ve bu bakımdan çokça da eleştirilen Alyanak, 1970'li yılların ortalarında Alsancak'ta Atatürk Caddesi'nin Talatpaşa Bulvarı'na dönüşünde yer alan İngiliz Protestan Kilisesi'nin caddenin genişletilmesi konusunda sorun çıkardığını gördü.
Yine kendi yöntemlerini kullandı. İşçilerine "Vurun kazmayı" dedi.
Ve kazmalar vuruldu.Kilisenin dibinde İngiltere'nin İzmir Konsolosluğu binası bulunuyordu. Görevliler, durumu acele Londra'ya bildirdiler. Londra da Vatikan'ı bilgilendirdi.
Vatikan, ayağa kalktı:
"İzmir Belediye Başkanı Protestan Kilisesi'ni yıkıyor."
Vatikan'dan yetkili din adamları geldiler.Başkan'la görüştüler.
Bunlar yaşanırken, Alyanak'ın selefi Osman Kibar, kendisini uyarmıştı, "Yanlış yapıyorsun" diye.
Sonuçta olay, büyük bir din kavgasına dönüşmeden kapandı, kazmalar birer birer toplandı, yıkım durdu.
Şimdi bu cadde tramvay hattı nedeniyle yine genişletilmek zorunda kaldı. Ama ne yapıldı? Büyükşehir Belediyesi, Tekel'in bahçelerinden ikibuçuk metrelik bölümü kiraladı. Kiliseye dokunma gereği kalmadı.



Büyüyüp de küçülmek
Dost sohbetlerinde sıkça gündeme gelen konulardan biri de; hasbelkader bir mevkie gelmiş olanların sergiledikleri garip durum.
Sayıları az değil.
Çoğu arkadaşınız, komşunuz, tanıdığınız biri.
Ve en önemlisi sıradan biri. Bizim gibi.
Selamınızı alıyor, sizinle oturup sohbet ediyor, çay içiyor vs.
Hiç bir ayrıcalığı, üstünlüğü yok.
Ve o kişi, bir gün bir göreve getiriliyor.
Size mesafe koyuyor. Yani ortaya, daha düne kadar sizinle konuşan, selamlaşan, çay içen bir adam değil de bambaşka birisi çıkıyor.
Hepinizin bu anlamda en az bir örneği vardır.
Ulaşamazsınız. Bir şey isteyeceksiniz, isteyemezsiniz.
Aranızda bir duvar örülür bir gecede.
31 Mart seçimlerinden sonra kimbilir nice örnek yaşandı geçmişte olduğu gibi.
Bu örneklerin azalması, toplum kalitemizin yükselmesi demektir.
Büyüyüp de aslında küçülenlerin bizden olmadığı bir ülkede yaşamak istiyoruz.

Duvar yazıları-İbrahim Ormancı
Merak ediyorum. Sorayım mı? Sade vatandaşlarının büyük kısmı ; trafikte neden sadist vatandaşa dönüşür acaba !...
***
Tanzim Satışlar seçimden sonra kapatılmış. Daha yaza karpuz kesecektik !...
***
İşsizlik had safhada. Hadi evladım, amcalara CV'ni göster  !...
***
Aşk bir sudur. Hatunu tavlayıp nikahı  basınca da aşk sulu köfte yaptırmaktır  !...
***
Bir gece ansızın gelebilirim. Kapıda merdaneyle bekleme  beni !...
***
Ev içinde çamaşır kurutanlar hasta olabilirmiş. Aman diyeyim. Hanımın kulağına gitmesin sakın. Ben onun çamaşır yıkadığına şükrediyorum !...
***
Botoks depresyona sokuyormuş. Sokar ağabeyciğim. Örneğin benim karım botoks yapsa, masrafın altından nasıl kalkacağım diye depresyona girerim kesin !...
***
Ooo bakıyorum çok duygusal takılıyoruz bugün. Hüznünden düşen bin parça !...
***
Zengin erkekler daha uzun yaşıyormuş. Vallahi de kuyruklu yalan. Zengin erkeklerin çoğu genç ve güzel kızlarla takılıyor. Kalp mi dayanır değil mi ama!...
***
Kavanoz dipli dünya. Kimisi bitter çikolata yer, kimisinin de saçlarında bitler !....


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum