Kıyı Yasası'nda belirsizlik
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Kıyı Yasası'nda belirsizlik

29 Haziran 2019 - 06:31

Kıyı Yasası'nda belirsizlik
Türkiye'de sahip olduğumuz en büyük zenginliklerimizden biri, herhalde kıyılarımız.
Zamanla talan edilmiş, halktan koparılmış, çıkarcılara sunulmuş kıyılarımız.
04.04.1990 yılında çıkarılan 3621 sayılı Kıyı Yasası, açık ifadeler içermeyen maddeleriyle ne yazık ki, bu sürece kapı açtı.Kıyıdan 50 metre mesafeye kadar yapılaşmayı engelleyen yasa, muktesep hak sahiplerini korumayı da ihmal etmedi.Ama bu muktesep hak sahipleri, deniz kıyısında yıpranan evlerini yıkıp yeniden inşa etmeye kalktıklarında yapı izni alamayacaklar.
Bu anlattıklarım, kıyıların yapılaşmaya karşı korunması ile ilgili.
Ama bir başka konu var. Kıyıların halka açık olması ile ilgili."Sahiller herkesin"mesajı da içeren Kıyı Yasası, ne yazık ki, bu konuda o kadar açık değil.
31 Mart seçimlerinden sonra belediyeler, ilginçtir, yasayı okunması gereken şekilde okuma yarışına girdi. Sahillerin halka açılması konusunda önemli adımlar attı. Kiralık şezlonglar kaldırıldı, plaja paralı girişler sonlandırıldı, kısacası halkın asli sahibi olduğu kıyılar, yine halkın hizmetine tek kuruş alınmadan sunuldu.
Burada tartışılan tek konu,yasada(Madde 6) muğlak bir ifadeyle geçiştirilen otel plajları. Bu plajlardan halk yararlanabilecek mi? Çünkü oteller, dışarıdan giren olmasın diye tel örgülerle plajlara dışarıdan girişi engelliyor.
Bunu yapmasa plaja dışarıdan aşırı giriş olacak. Bu insanlar, belki otelin duşlarından da yararlanacak.Böyle bir tablo, hiç bir işletmecinin kabullenebileceği bir şey değil.Duşu ayrıca ücretli yapsa, bunu takip etmek zor.
Yani çözümü kolay değil.
Hem halkı, hem işletmecileri kollayacak bir ortak yol bulunabilir mi, onu da bilmiyorum.
Ama denemeye değer.


Nasıl olacak ki?
Duyduğuma göre, Fuar'daki mini tren geri geliyor. 1980'li yılların başlarına kadar çalıştırılan tren, şimdiki tartan pistin bulunduğu güzergahta tur atıyordu ve pek de fazla ilgi gördüğü söylenemezdi.Tren daha sonra seferden kaldırılıp lokomotif ve vagonları ile Anadolu'da bir belediyeye satıldı.
Öğrendiğimize göre, orada da beklenen ilgiyi görmüş değil. Bu kez, DDY'nin desteğiyle mini treni geri getirme çabaları var. Bunun nasıl olacağını merak etmek hakkımız. Tartan pistin yerine yeniden ray döşenecekse bu, büyük hata. Yürüyüş yapanlar ne olacak? Bu bir. İkincisi tartan pistin dışında bir güzergah belirlenecekse Kültürpark'ın estetiği bundan zarar görmeyecek mi?
Artıları ve eksileriyle yeniden ele alınması gereken bir konu.


Neşter vurma zamanı
Çocuklarımız için en büyük tehlikelerden biri, internet bağımlılığı.
Bilgisayar, artık telefonlarla bize her türlü teknolojiyi sunarken, bu bağımlılık önlenemez boyutlarda çocuklara zarar veriyor.
Milli Eğitim Bakanlığı, bunun farkında.Bu Yaz, böyle bir mücadele programını devreye koymaya hazırlanıyor Bakanlık.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da projeye destek veriyor. Kaymakamlıklar, kendi bölgelerinde çalışma takvimi oluşturacak ve özellikle 9-20 yaş arası çocuk ve gençleri, onların sağlığını olumsuz etkileyecek bu bağımlılıktan kurtarmak için çalışacak.
Aslında neşter vurmanın tam zamanı. Ebeveynleri zaman zaman zorlayan ve onları etkisiz hale sokan bu bağımlılık, üçüncü dünya ülkelerinde çok yaygın.Bilgisayara ve internete kolay erişim, işi daha da kolaylaştırıyor.
İnternet, görünüşte insana dünyayı sunuyor ama onu kullananı dünyadan soyutlayan bir sosyal etki de yapıyor.
Sonuçta gününü, hayatını sadece bilgisayar ve internetle geçirenleri göz, kalp, beyin gibi organ harabiyetlerinin yanısıra obezite gibi bir tehlike de bekliyor.


TRT
Günün konusu:
TRT, kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan'ı ekrana çıkardı.
Kıyamet koptu.
Yeni yapısıyla TRT'nin ilk ve tek vukuatı değil ki bu.
Seçim propagandası süresince sürekli yandaşlık sergileyen ve İmamloğlu'na en küçük bir ekran şansı bile tanımayan TRT,artık Türk halkının kanalı değildir.
Ki o Türk halkı, elektrik faturalarındaki önemli bir pay ile bu kurumun ayakta durmasına destek veriyor.
İyi Parti, Osman Öcalan ile yapılan röportajın yayınlanmasında sorumlu olanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. Barolar, sivil toplum örgütleri ve hatta CHP de hukuk adına bir adım atmalı ve TRT'yi dava etmelidir. TRT'nin elektrik faturalarından kesilen payı hak etmediğini haykırmalıdır, kestirmelidir.
Bugün Osman Öcalan'ı ekrana çıkaran TRT, yarın neler yapmaz ki.
Türk halkı,bunu bekliyor ve istiyor.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları
Kadehinde zehir olsam ben içmem ama yine de bana getir. Afrodizyaklı kadehle değiştireyim!
***
Haydar Dümen'e birisi '' Sevgilimle aramda hiç bir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu. Ama fark edemedik. Sevgilim hamile midir ? ''diye yazsa ne yanıt alır acaba ?
***
Beraber yürüdük biz bu yıllarda. Seni evine bırakmak için kapına kadar gelen bu centilmen erkeğe bir kahveyi çok gördün ya helal sana !..
***
Şahsen ben evrime inanmıyorum. Evrim diye bir şey varsa henüz evrimini tamamlayamamış mahluklar da neyin nesi?
 
***
" Asmayalım da besleyelim mi? " diyen Kenan Evren'e rahmet okutan bir sosyal medya!
***
Canan Karatay " Meyve de yemeyin " diyor. Vatandaş olarak sürekli ayvayı yiyoruz. Onu ne yapacağız Canan Abla?
***
Ne olduysa bize azar azar oldu. Sosyal medyada bir şeyler karalayan yazar oldu !
***
Üreticiden 2 liraya çıkan mercimeği tüketici 9 liraya alabiliyormuş. Merak ediyorum. Mercimeği kim fırına veriyor acaba?
 

 
 



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum