Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Kim bu adamlar?

23 Mart 2021 - 03:49

Yaklaşık kırk yıl, İzmir'de Mehmet Ali Akman Mahallesi'nde oturdum. Mehmet Ali Akman'ın kim olduğunu öğrenemedim.
Şimdi Google'u açıp sorguladığınızda; karşınıza İstanbul'da jinekolog olarak çalışan bir Mehmet Ali Akman çıkıyor ama hiç alakası yok.
Sadece isim benzerliği.
Mesela İzmir'de Hasan Özdemir Mahallesi'ne ismini vereni de merak ederim.
Şehittirler, amenna. Başımızın üstünde yerleri var ve onları zaten şehit sıfatlarıyla kullanmalıyız, kullanıyorlar.
Vurgulamak istediğim, bu isimlerin yersiz verilmesiyle ilgili değil. Gereğince tanıtılmamalarıyla ilgili. Önemli olan da bu.
Eminim Mehmet Ali Akman önemli bir isim. Ama kim?
Ben öğrenemediysem, orada oturanlar nasıl öğrenecek?
Ve o zaman bilinmeyen bir ismin o mahalleye verilmesi ne işe yarayacak?
Hasan Özdemir için de geçerli bu.
Ama hangi Hasan Özdemir?
Emniyet Müdürü Hasan Özdemir mi?
Futbolcu Hasan Özdemir mi?
Profesör Hasan Özdemir mi?
Doçent Hasan Özdemir mi?
Öğretmen Hasan Özdemir mi?
Eğer Emniyet Müdürü Hasan Özdemir deniyorsa: İzmir'de bir yıl emniyet müdürlüğü yaptı ve sonra politikaya atıldı, 23. Dönem Gaziantep Milletvekili seçildi.
Kastedilen herhalde o değildir.
Hata demeyim ama bu gözden kaçmalar sıkça rastlanıyor.
Şirinyer'de bir parka adı verilen kişi, CHP'den Buca belediye Başkanlığına aday adayı olmuş, ama elenmiştir. Onu teselli olarak parka adı verilmiştir.
Bunu da o semtte yaşayanlar bilmelidir, haklarıdır.
Bir kente hizmet edenlerin; o kentin mahallelerine, meydanlarına, caddelerine, sokaklarına isminin verilmesi kadar güzel bir şey yoktur. Ama şu unutulmasın: O isimleri tanıyalım. O isimleri hayırla yad edelim.
“Kim bu?” demeyelim.



Atatürk Lisesi

Hepimizin mezun olmakla gurur duyduğu bir eğitim kurumu.
İhsan Tutum'un eline bu konuda su dökemeyiz ama bildiğimiz kadarıyla zengin bir geçmişi var.
Okul, 1888'de Rüştiye mezunlarını kabul eden 5 yıllık İzmir İdadisi olarak kurulmuş. 1890'da 7 senelik idadi, 29 Ekim 1910'da da İzmir Sultani Mektebi olmuş.
1909'da aynı bünyede Yeni Rum Kız Okulu kurulmuş. Bu bina, işgal yıllarında Rum Hastanesi olarak kullanılmış.
1922-1923, yani Kurtuluş'u takip eden ders yılı sonunda sultanilerin adı lise olunca İzmir Erkek Lisesi adını almış. Sonraki yıllarda da Atatürk Lisesi.
Gündüzlü, yatılı  (Leyli) ve parasız yatılı (Leyli Meccani) bölümlerini de kapsayan zengin bir öğrenci portföyüyle İzmir Atatürk Lisesi, kimleri yetiştirmedi ki…
1950'li yılların ortalarından itibaren, Mülkiye'ye en çok mezun veren liseydi burası. Enver Demir'in muhteşem yönetimindeki lise, hep erkek lisesi olarak anılıyordu ki, 1990'lı yıllara gelindiğinde kız öğrenci alımına da başlandı.
Eskiden girişi Montrö tarafındaymış. Sonra öbür tarafa alınmış. Bizim zamanımızda okula, hep o ikinci olarak belirlenen kapıdan girilirdi. Şimdi Lozan Meydanı'na bakan kapı kullanılıyor.
İsmine yakışan öğrenciler yetiştiren bu okulun, İhsan Tutum ve rahmetli Nail Esmer tarafından hazırlanan müzesini görmenizi candan öneririm.



Mobbingin böylesi

İşinde çok başarılı bir yönetici arkadaşımın başından geçti.
Yönetici arkadaşımız, hemşehrisi olan vali ile bir fotoğraf çektirmiş, bunu sosyal medyada gururla paylaşmış.
Çok kısa zaman sonra üstlerinden bir telefon:
“Hakkında soruşturma açıyoruz?”
Şaşırmış:
“Niye?”
“Mobbing uyguluyorsun da ondan”
Ve konuşma devam etmiş:
“Nereden çıkarıyorsunuz ki?  Kime mobbing yaptığımı bilmek isterim”
“Vali Bey'le çektirdiğin fotoğrafı sosyal medyada paylaştın. Bundan ala mobbing olur mu?
...
Konuşmanın devamını sormayın artık.
Ama şu mantığa bakın bir hele.
Gerçekten yönettiği kurumu, kalitesiyle en üst düzeye çıkarmış bir insana reva mı bu?
Bu nasıl bir zihniyettir.
Arkadaşımız, dostumuz, bu başına geleni, özellikle hemşehrisi olduğu Vali'ye anlatmamış, anlatmayacak da.
Telefonla arayanların seviyesine düşmemek için.
Ama insaf da insaf artık.
Bu hallere de mi düşecektik?
DİPNOT: Mobbing ya da bezdiri, bir grup insanın , bir kimseye veya başka  bir gruba sosyal kabadayılık yapması. Latince kökenli sözcük. Psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamına gelir.


Yol verin gammaza

Belediyelerin zabıta, devletin kolluk kuvvetlerinde genelde şöyle bir anlayış var :
“Şikayet olursa müdahale ederiz.”
Diyelim ki, kaçak bir bina yapıldı, şikayet  olmadan müdahale ihtimali çok az.
Kolluk kuvvetleri de genelde böyle bir talep beklerler müdahale adına ve bu, sonuçta sanki kanunda re'sen müdahale sakıncalıdır maddesi var algısı yaratıyor.
Araç, bir yere yanlış park mı etti, önce gammazlanacak.
Tezgahını tretuvara mı taşırdı.
İspiyoncular görev başına.
Malum, balkonların bazı koşullarda pancurla örtülmesi yasak.
Zabıta, hepsini görse de ancak şikayet edilene işlem yapıyor.
Ya işlerine geliyor, ya da insanları karşı karşıya getirmekten keyif alıyorlar.
Dünyanın hiçbir yerinde yasa ya da yönetmelikler böyle bir denetim disiplini oluşturmamıştır, oluşturamaz.
Bizim neyimiz eksik?

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Stres sigara kadar tehlikeliymiş. İnsan sigarayı isterse bırakabiliyor. Ama bu ülkede stresi bırakamıyor yalan mı?
***
Hiç internetten aldığın yemek tarifiyle yemek yapılır mı kızım? Tarifin elinde oyuncak olursun böyle!
***
Eminim Türkiye'de eski kocalarının kendisini öldürmesinden korktuğu için Mars'a gitmeye gönüllü kadınlar vardır yalan mı?
***
Ankara'dan abim gelemedi. Uçağı rötar yapmış!
***
Kul olam klavyede coşan ellere. Katip arzuhalimi yaz sosyal medyaya böyle!
***
Kendi düşen ağlamaz tabii. Beni de düştüğüm zaman bir güzellik abidesi tutup kaldırırsa niye ağlayayım ki? 
***
Şarkıdaki gibi, son verdim kalbimin işine. Kalpsiz deseniz yeridir!
***
Kazak erkek diye bir şey yoktur bence. Kazık erkek dersen bak iş değişir!

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test