Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

Kentlerin değişen sorunları

24 Ekim 2020 - 07:30

Kentlerin değişen sorunları

Osman Kibar, 1963 yılında İzmir Belediye Başkanlığı'na soyununca; öncelikli iki vaadini öne çıkardı.
Birincisi "El arabalarını kaldıracağım" dedi, ikinci olarak da her eve su bağlama sözü verdi.
Demek ki bundan 57 yıl önce İzmir'in en büyük sorunu el arabaları imiş.
Bugün böyle bir sorun var mı?
Su sorunu var mı? O da yok.
Sorunlar gen değiştirdi yıllar içinde.
İçişleri Bakanlığı'nın Avrupa Birliği destekli bir projesi var.Geçen yıl başlatıldı.Tam 15 örnek ilçe seçildi. İzmir'de Çeşme ve Buca bu ilçeler arasında yer aldı. Projenin adı İç Güvenlik Sektörünün Sivil Gözetiminin Güçlendirilmesi"
Üçüncü aşama Buca ile ilgili iki günlük çalıştay, geçtiğimiz günlerde İnciraltı'nda bir otelde gerçekleşti.
İlçe Kaymakamı Tevfik Fikret Tunçer ve Belediye Başkanı Erhan Kılıç'ın yanısıra Buca'nın önde gelen bürokratları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve medya temsilcilerinin katıldığı bu çalıştayın son oturumunun en can alıcı bölümü hiç şüphesiz, oluşturulan komisyonlar tarafından belirlenen öncelikli sorunlardı.
Bu sorunların arasında ne el arabası ne de su vardı. Öncelikli sorun olarak iç ve dış göçler öne çıkıyordu. Bunu da kamusal alanlar, trafik, dezavantajlı gruplar ve sokak hayvanları gibi sorunlar izliyordu.
Tabii her ilçede farklı sıralamalar var. Ama bu tip projelerin hayata geçirilmesi halinde çok olumlu sonuçlar alındığı söyleniyor. Örneği İstanbul'un Bakırköy ilçesinde olduğu gibi.
Umarım, Çeşme ve Buca için de benzer sonuçlara ulaşılır, iki kentimiz de daha huzurlu birer yaşam merkezine dönüşür.

Dernekler ve gerçekler

İzmir'de yaklaşık 6 bin dernek var. Bir o kadar da kapanmış olanı.
Özellikle spor ve sosyal amaçla kurulmuş bu dernekler, 2008 yılına kadar 2808 sayılı yasaya tabi idi ve basın açıklaması, genel kurul gibi etkinliklerinde Dernekler Müdürlüğü'nden izin almaları gerekiyordu.
Dernekler Müdürlüğü de Emniyet'in denetimindeydi. Yani kadrosunu polis memurları oluşturuyordu.
Sonra 5253 sayılı kanun çıkarıldı ve dernekler, Avrupa Birliği Kopenhag Kriterleri’ne uygun şekilde denetlenmeye başlandı. 2004'te de polis memurları gitti, yerine sivil kadrolar geldi.
Böylece derneklere Müdürlüğün yaptırımları da kalkmış oldu. Yeni düzende baskıcı değil, devletin halkına güven duyduğu bir uygulama geldi.
Dernekler Yasası'nın 32. maddesi cezaları içerir ama uygulanmaz.Uygulanması için valilikten izin istenir, bu izin de bir türlü alınmaz.
Şu anda dernekler denetimsiz. Özellikle dernek lokallerini sadece Dernekler Müdürlüğü elemanları denetleyebiliyor. Onlar da geceleri çalışmadığı için bu gerçekleşmiyor. Dernekler Müdürlüğü'nde her personele bağlı dernekler var ve onlar bundan sorumlu ama haliyle bu sorumluluk denetime dönüştürülemiyor.
Derden kurmak kolay. Kahvehane izni alamayanlar, dernek kurarak bunu sağlıyor ve lokal adı altında kahvehane çalıştırabiliyor.İzmir'de "Angora Tavşanını Sevenler Derneği" bile var. İzmir Büyükşehir Belediyesi kurdurmuş.
Tavşan Seven Taksi Şoförleri Derneği var. Ve daha niceleri.
Kısacası Türkiye bir dernek cenneti.

Adliye ve otopark

İzmir Adliyesi, kentin en yoğun binalarından biri.Her gün binlerce insan girip çıkıyor. Bir o kadar da hakim, savcı ve personel var.
Ama İzmir Adliyesi'nin savcı ve hakimlere ayrılan otoparkından başka bu binaya yolu düşenlere hizmet edecek otopark yok. Bir-iki özel otopark da angaje edilmiş durumda. İnsanlar, taa nerelerden buraya ya taksi ile geliyor, ya da kendi araçlarıyla geldiğinde park yeri bulmak için dakikalarca dolanıp duruyor.
Tamam, Adliye'ye İZBAN çalışıyor, otobüsler keza. Ama ille de kendi aracıyla gelecekler de olacaktır. Hele bu pandemi döneminde.
Yani ihtiyaç büyük.
Sorun nasıl çözülür, o da ayrı konu.

Hobi bahçeleri

Verimli tarım arazilerini yok eden hobi bahçeleri uygulaması,devletin gündeminde. Tarım Orman ve Hayvancılık Bakanlığı ile Şehircilik Bakanlığı, bu konu üzerinde ciddi şekilde duruyor ve belli tarihler arasında yapılan hobi bahçelerinin yıkılması için çaba sarfediyor.
Yıkılıyor mu?
Çok azı.
Çünkü hemen her seferinde partisi ne olursa olsun milletvekilleri devreye giriyor ve bu yıkımları önlüyor, engelliyor.
Hobi bahçeleri,elbette tartışılacak çok yeri olan bir konu ama burada temel kaygı, Türkiye'de giderek yok olan tarım arazileri. Bu, çıkış yolu olmalı ve ona göre politikalar yürütülmeli. Milletvekillerinin, araya girerek yıkımı durdurması gayretleri, bu politikalara karar verir ve Türkiye'nin lehine de olmaz.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Sürekli kapris yapan karıma en sonunda dayanamayıp ''Naz İstasyonusun'' dedim. Kaç gündür konuşmuyor benimle!
***
Ölürsem kabrime gel. İki lafın belini kırarız yavru!
***
Ömür biter reklam kuşakları bitmez yahu!
***
Haydan gelen vergiye gidiyor!
***
YILI-ŞIK davranışlar yerine ŞIK davranışlarda bulunmalı insan
***
Ötme bülbül ötme. Bir üst kattaki komşular, bir sen. Nedir benim çektiğim çile arkadaş?
***
Vejetaryen komşu kadına kurban etinden kokmuştur diye götürmüştüm. Az kaldı dayağı yiyordum yahu!
***
Evlenene kadar çiftler baş başa. Evlendikten sonra ise saç saça!
***
Herkes çok MÜHİM insansa, anlaşılan orada durum çok VAHİM!
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test