Kendi kendimize yetmek
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Kendi kendimize yetmek

02 Temmuz 2019 - 06:04

Kendi kendimize yetmek
Türkiye, 1950'li yıllarda; kendi kendine yeten yedi ülkeden biri idi.
Buğdayını, arpasını, şekerini kendi üretiyor, madenlerini kendi çıkarıyor, Raman'dan elde ettiği petrol de ihtiyacına yetiyordu.
Krom üretiminde dünyanın dörtte birini karşılıyor, bu yüzden o yıllarda kromaja büyük yer veren Amerikan otomobil endüstrisine krom yetiştiremiyordu.
Yani hafiften bir ihracatı da vardı.
Sadece krom değil, tütün, üzüm, incir başta olmak üzere pek çok ürünü de dış ülkelere satıyordu.
Türkiye'de o yıllar 40 bin köy vardı ve köylü, karasabanıyla yaratıyordu bu mucizeyi. Tohumunu kendi elde ediyor, yüksek verimli olmasa bile tutarlı bir zirai faaliyet gösteriyordu.
Ürününe sahip çıkan kurumlar vardı. Tariş, Tekel,Çaykur, Fiskobirlik, Şeker Fabrikaları gibi. Hayvanını Et ve Balık Kurumu'na satıyor, kazıklanmayacağını biliyordu.
Sonra ne olduysa Türkiye, kendi kendine yetmeyen 20 ülke arasındaki yerini aldı.
O kurumlar kapatıldı, ithalat patladı, tohumu bile yurt dışından getirir olduk. Buğdayımız, ayçiçeğimiz, kömürümüz yetmiyor. Petrol deseniz, en büyük ithalat kalemi.
1950'lerin 40 bin köyü, göç vere vere bugün 35 bine düştü.
Ülkenin kapılarını kapasak açız. Buğday yetmiyor, şeker üretmiyoruz, tuzu Çin'den getiriyoruz. Doğalgaz ithal etmesek donacağız.
Kendi kendine yetmek, milli politikaların eseriydi. "Yerli Mallar Haftası" kutlanması bile bunun bir göstergesiydi.
İthalat fetişizmi, hepimizin başını döndürmüş. Geçenlerde evimdeki bir porselen tabağın Endonezya yapımı olduğunu öğrendim. Onu bile getirtiyorsak dünyanın taa öbür ucundan yandık vallahi.
Bu süreç, planlı kalkınma döneminin sona erdirilmesiyle bitmiştir.
Devlet Planlama Teşkilatı’nı hafife alanlar, planlı kalkınmaya "Plan değil pilav isteriz" diye karşı koyanlar, herhalde şimdi kına yakıyordur.


10 Aralık Hareketi
Gündemden kaldırılmış gibi görünen bir konu var:10 Aralık Hareketi.
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'nin çağrısı üzerine 10 Aralık 2005 yılında bir grup CHP yöneticisi İstanbul Dedeman Oteli'nde buluştu.
Toplantıya Tuncay Özkan, Burhan Şenatalar, İbrahim Kabaoğlu, Oğuz Kaan Salıcı, Canan Kaftancıoğlu, Veli Ağababa, Özgür Özel gibi isimler katıldı.
Gündem zengindi. Öncelikle Prof. Dr. İbrahim Kabaoğlu'nun hazırladığı yeni Anayasa metni gündeme geldi. Federatif bir yapıyı ön gören bu anayasa taslağı kabul gördü.Anayasa taslağında "Türk" sözcüğü önemsenmiyor, "Türkiye Yurttaşı" deyimi vurgulanıyordu.
İkincisi Tuncay Özkan'ın ilk seçimde İzmir Büyükşehir adayı olarak desteklenmesiydi ve tabii en önemlisi Kemal Kılıçdaroğlu'nu devre dışı bırakılacak bir politika izlenmesiydi. Bu politikada HDP, bu oluşumun hemen yancağızında yer alıyordu ve asla karşı cephede kabul edilmiyordu.
10 Aralık Hareketi konusunda en çok Soner Yalçın ve Sabahattin Önkibar, köşelerinde ısrarla yazıp duruyorlar. Bunun bir CHP ihtilali ve başkaldırısı olduğunun altını çiziyorlar.
İtiraf edelim; bu hareket, CHP'de an itibariyle duruma hakim. Özellikle son aday belirlemelerinde Kılıçdaroğlu'nun pek fazla etkili olmadığını bir-iki örneğin tanığı olarak biliyorum.
"İktidar olmalıyız" sloganıyla yola çıkan hareket, eğer ciddi bir Kürt işbirliğini savunursa CHP'nin yeni yapısı da ortaya çıkmış olur.
Bekleyip göreceğiz.

 
Görelim bakalım
Öğrendiğime göre D&R mağazaları Doğan Grubu tarafından Turkuaz'a devredilmiş.
D&R, adından da anlaşılacağı gibi Doğan Yayıncılık ile Raks'ın yıllar önce birleşmesiyle meydana gelmişti. Doğan yayıncılık, kitap ve dergi üzerine, Raks da müzik ve elektronik aksesuarları üzerine uzmanlaşmış iki kuruluştu.
Onların bir araya gelmesiyle; bütün Türkiye'ye yayılan bir mağazalar zinciri oluştu.D&R, Türkiye'nin kültürel gelişimine büyük katkı sağladı.
İzmir Bölgesi mağazalarının müsteciri de değerli dostum Engin Erbesler idi.Kendisiyle Alsancak'taki mağazasının üzerinde bulunan bürosunda güzel sohbetlerimiz oldu.
D&R'ninTurkuaz'a geçmesiyle entellektüel yayıncılıktan ziyade dini yayınların daha çok pazarlanacağı görülecektir, bilesiniz.
İşin fıtratında bu var çünkü.

Kaynaklar'ın düğün salonları
Buca'nın mahalle statüsündeki Kaynaklar Köyü sınırları içinde yaklaşık 90 tane ruhsatsız düğün salonu faaliyette. Bu düğün salonlarının; son İmar Barışı ile ne kadar yasal çizgiye çekildiklerini bilmiyoruz.
Bundan önceki belediyelerin göz yummaktan öte adeta teşvik ettikleri ve hiç bir denetime tabi tutmadıkları bu düğün salonlarının, yarattığı sorunlar saymakla bitmiyor:
Gürültü, hijyen başta olmak üzere otopark gibi çoğunun oluşturamadığı hizmetler, çok eleştirildi.
İçiçe olmaları nedeniyle gürültü, hem birbirlerine zarar veriyor, hem de yerleşik alanlarda oturan insanları tedirgin ediyor.
Belli ki Kaynaklar, kendiliğinden bir düğün salonları bölgesi oluşturmuş. Pınarbaşı'nda alan bulmakta zorlanan işletmeciler, buraya kaymışlar.Düğün salonları elbette bir ihtiyaç. Öylesine ki, bu düğün salonlarında rezervasyonlar, bir-birbuçuk yıl öncesinden yapılıyor.
İçlerinde yönetmeliklere uyanların sayısı hiç de az değil. Ama geneline baktığınızda Kaynaklar'daki düğün salonları, üzerine eğilinmesi gereken bir sorun.
Mutfaklarından tuvaletlerine, personelinden otoparkının yeterli olup olmamasına kadar pek çok konu mercek altına alınmalı ve bunlara bir çeki düzen verilmeli.
İmar Barışı, çoğu için, yaptıkları kaçak yapılarla ilgili. Ama bundan sonrası Belediye'yi ilgilendiriyor.Denetimler sıklaştırılmalı,şartlar hatırlatılmalı, yerine getirmeyenler devre dışı bırakılmalı ve bu düğün salonları, çevre sakinleri ile barışık bir hale getirilmelidir.
Bu arada Cuma, Cumartesi ve Pazar geceleri, düğün salonlarının yoğunluğu nedeniyle trafik adeta kilitleniyor.Bunun için Kaynaklar merkezli bir 112 Acil İstasyonu ve bir itfaiye aracının tahsisi kaçınılmaz.
Kaynaklar Merkez Mahallesi eski Muhtarı Erhan Şen, bu konuda ciddi girişimlerde bulundu. Verilen sözlerin tutulması bekleniyor.

Duvar Yazıları-İbrahim Ormancı
Ey Türk Gençliği. İleride EYT mağduru olacaksın bil istedim!...
***
Çocuklar zaman öldürmesin. Kitap da okuyabilsinler !...
****
Dünya ahiret bacımsın okey ama uzay mekiğinde ne olur? Onu garanti edemem!
***
Futbolcu Sural'ın ölümünden sonra müftülük '' Gayrimüslimlere rahmet okumayın'' diye fetva vermiş. Doğru '' Keşke Yunan kazansaydı '' diyen fesli meczuplara rahmet okuyalım !...
***
Çingeneye paşalık vermişler önce idam isteyenleri asmış!
***
Öküz altında buzağı arasak gene iyi. Öküzler arasında insanlık arıyoruz !...
***
Her gün bir şeylere zam gelip durdukça, ekonomimiz nasıl muazzam olmasın dostlar?
***
Bir erkek olarak ERİL bir yaşam değil, kötülüklerden uzak STERİL bir yaşam istiyorum!


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum