Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Kaç dil öğrenmek istersiniz?

05 Mayıs 2020 - 07:27

Kaç dil öğrenmek istersiniz?

Bizi Fransızca grubuna kattılar. Ortaokul'da "Kesköse" ile başladık, lisede yine kesköse.
Üniversite bir daha kesköse.
Fransızcayı bir türlü öğrenemedik.
Çünkü böyle bir eğitim; özendirici değildi.
Özel kurslarla biraz İngilizce öğrenmeye kalktık, ona da gücümüz yetmedi.
Ama dil bilenlere hep imrendim. Hele Mogambo'nun müsteciri Saffet Kuyaş'ın yedi dil bildiğini söylediklerinde "Sakallı"ya saygım bir kat daha arttı.
Bir dil bilen, diğerlerini de kolay öğrenir diye bir iddia var. Galiba doğru. Ama Fransızca,İtalyanca ve İspanyolca gibi aynı gruptan olanlarda bu daha da kolay. Almanca ile İngilizce'nin kurallarındaki benzerlikte olduğu gibi.
Dünyanın en çok dil bilen adamı olarak tarihe geçen Multipoliglot Prof. AndrejGawronski'nin bildiği yabancı dil sayısı 60'tı. İddiaya göre 100-140 yabancı dil biliyordu. Poliplot Dilbilimci GûisseppeGasperoMezzofenti de dile kolay 38 dili konuşabiliyordu.
Bunlar hep geçen asırda yaşadılar.
Onların izinden giden günümüz dilbilimcileri, çokça ve çabuk yabancı dil öğrenmenin yolunu bulmuşlar gibi.
Buna "FenomenelMultipoliglotler" formülü diyorlar. 30 günde FastPhareses kartlar sistemini kullanarak yabancı dil öğreniyorsunuz.
İşin sırrı, bu formül ve kart sistemi ile beynin sağ ve sol lobları aynı anda aktive ediliyor ve beyin beş kat kapasiteyle çalışıyor.
Beyin, kelimeleri neredeyse otomatik bir şekilde kendiliğinden hafızaya kaydediyor. FastPhrases adlı multimedia kartlarını içeren sistem, zihinsel yeteneği yüzde 100 oranında aktive etmek suretiyle hafıza süreçlerini iyileştirmekle kalmıyor, aynı zamanda hızlandırıyor. Bu sayede 2 günde insanoğlu 270 yeni kelime öğrenebiliyor.
Daha neler göreceğiz notuyla denemeye değer diyorum.Adres:İnternet.


Elbette yeni düzenlemeler yapılacak

Site bahçeleri, özellikle zorunlu karantina ve sokağa çıkma yasağı sürecinde çok tartışıldı.
Site bahçelerinin kişisel mekan alanları mı olduğu, yoksa kamuya açık alanlar statüsünde mi kabul edilmesi gerektiği farklı görüşteki hukukçuların gündemine oturdu.
Bu tartışmalar sonucunda bir karara varıldığını göremezsiniz.
Çünkü o ve benzeri pek çok konu, yeni düzenlemeleri gerektiriyor.
Korona'yı bulaştırmak suç mu?
Kasten veya kazaran bulaştırmak gibi ayırımlar nasıl yapılacak?
Koronalıya yanlış teşhis konduğunda ne olacak?
Özel sigorta şirketlerinin Korona'daki sorumluluğu ne sınırda olacak?
Özel okullar, işsiz kalan insanların durumları vs.
Ve belki de yeni teşvikler de gündeme gelecek.
Yeni bir turizm konsepti. Yeni yurtiçi ve yurtdışı seyahat kuralları.
Yani yeni düzenlemeler o kadar çok olacak ve yaşamımızı düzenleyen o kararlar bizi o kadar etkileyecek ki...
Site bahçeleri, solda sıfır kalacak.

Felaket tellalları

Ne yazık ki, işleri sadece yeni vakaları duyurmak, ölenlerin sayısını ilan etmek ve yurtdışında çekilen; yürürken düşen adamı, İstiklal Caddesi'nde düşmüş gibi yaymak.
Bunlardan garip bir zevk alıyorlar nedense.
Moral vermiyor, moral bozuyorlar.
"Gerçek rakamları açıkla"diye haykırıyorlar.
Bizimkilere değil, elin Dünya Sağlık Örgütü'nün açıkladığı rakamları gerçek gibi duyuruyorlar.
Korona tedavisinden çıkan hastanın,"Acil serviste yaşam o kadar sıkıntılıydı ki, siz siz olun; Korona'ya yakalanmayın" yakarışını, acil servisleri Hilton'un süit dairelerine özenti tartışmalarına çeken kafalar, nedense iyilikleri, güzellikleri es geçiyor, bir de üstüne üstlük,65 yaş üstüne sokağa çıkma izni verilmesi için ısrarcı oluyorlar.
Türkiye, o şanssız geceyi bir kere daha yaşamaya hazır değil. Tedbirler sıklaştırıldıkça; bilin ki, sıkılsak da bir hikmeti var. Bakın, iyi sonuçlar alınıyor. Bırakalım böyle gitsin. Feraha çıkacağımız günler yakın.
Felaket tellalları, gamlı baykuşlar, kendilerine başka malzeme arasalar iyi olur.
Hele bu günlerde.

Yaşattığımız gelenek

Hıdırellez, köklü bir geleneğimizdir.Dinsel, siyasal, ideolojik hiç bir yanı yoktur. Dilek şelalemizi akıtan, bizi mutlu ve talepkar kılan özel bir gündür.Hıdırellez, "Çingene Bayramı" değildir.Taştan evler, arabalar, tekneler yapar, umutlanırız. Dileklerimiz tutunca da bunu Hıdırellez'e bağlarız.Ateşten atlamamız, ertesi gün deniz kenarına dilek mektupları bırakmamız, bizim ruh zenginliğimizin bir işaretidir.Yaşattığımız bu güzel gelenek, Korona'nın çelmesine takılsa da güzel günlerde yine yaşatılacaktır.


İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Bazen talih insana güler. Dükkanı kapatmak üzere olan terzinin seri maske üreterek köşe olması gibi.
***
Her şey tamam da, bu ülkeyi düzeltecek bir DÜZENFEKTAN yok mu ?
***
Markette kolonya bulunca '' Allaaah'' diye bağırmışım. Beni marketten attılar yahu!
***
Hanım sloganı geliştirdi. Evde kal dediysem, odada kal, salon benim çünkü!
***
Ülkemizde ya ADAM SENDECİLİK var,ya da ADAM SENDELETMECİLİK!
***
Kurye yolu beklerim. Saniyeyi saniyeye eklerim!
***
Justin BİEBER dinleyen çocuğu sözünü dinlemeyince ağzına BİBER sürdü annesi!
***
'' Ben annemin evine gidiyorum '' diyen kadınların sokağa çıkma yasaklarından eşlerine resti '' Ben balkona çıkıyorum!”
***
Sokağa çıkma yasağı bitince vatandaş olarak biz sokağa çıkmayalım. İnat değil mi?


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum