İzmir'in kimliği
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

İzmir'in kimliği

27 Nisan 2019 - 06:25

Yeni kitap
Merkezi İstanbul'da bulunan Heyamola Yayınları "İzmirim 2" serisi kapsamında İzmirli yazarlara, kendi semtleriyle ilgili kitap siparişleri verdi.
Bana da bu çerçevede Buca-Paradiso (Kızılçullu,Şirinyer) tren hattının kurulmasıyla ilgili kitap yazmak düştü.
Hat 1857'de işletmeye açılmış ve 2.5 kilometrelik bu hat, o zamanki adıyla Paradiso'da İzmir-Aydın demiryoluna bağlanarak, Buca'da oturan levantenlerin Alsancak’a (Punta) ulaşmalarına imkan tanımıştı.
Kitapta, hattın açılmasına öncülük eden levanten Thomas Rees ve Hindistan'dan getirtilen demiryolu mühendisi Pulser'in çabaları anlatılıyor ve tabii kitap bir çok hikayeyi ve anıyı da içinde barındırıyor.
"Bir Kara Tren Efsanesi-Alsancak-Buca-Alsancak" adlı kitabı, bir demiryolcu çocuğu olarak keyifle kaleme aldığımı söyleyebilirim."Beşonsekiz Treni", "O Yıldızlar Hiç Sönmesin", "Fırtına Bucaspor" ve "Buca Cennetin Öbür Adı" adlı kitaplarımdan sonra bu kitabımın da yakında raflarda yerini alacağını söyleyebilirim.Aynı seride yer alan diğer yazar dostlarımın kitaplarını da okumanızı ısrarla tavsiye ederim.


İBRAHİM ORMANCI
DUVAR YAZILARI

 
Ankara'nın taşına bak. AA'nın veri akışına bak !...
***
Yaş elli yolun yarısından çok ama yine de itiraz etsem yeniden sayabilir miyiz Tanrım ?
***
Ölürsem kabrime eli boş gelme istemem !...
***
Alem buysa alem adamsın vesselam !...
***
Piyangodan ikramiye çıksaydı beni bozardı felsefesi teselli ikramiyesi bile değil, bildiğin züğürt tesellisi!...
***
Vatandaşı insan olarak saymayanlar, onların oylarını nasıl da iştahlı  sayıyorlar değil mi ?
***
Eskiden demokrasimiz sancılı idi. Şimdi bir de yancılı oldu!...
***
Eskiden '' Buram buram Anadolu '' derdik. Şimdi '' Dram dram Anadolu '' diyoruz. Hamdolsun !...
***
Issız bir adaya düşsem yanımda Nihat Doğan olmasın da, başka bir şey istemem!...
***
Kral öldü. Kraliçeyi teselli etmek lazım !...


Zeki Müren de bizi görecekse…
Kültürpark alanının nasıl değerlendirileceği konusu, bence bu konuda boşa geçmiş son beş yılın gözardı edilen sorunudur.
İzmir'in gözbebeği Kültürpark, kendi haline terkedilmişliğiyle hiç de hak etmediği bir muamele görmüş gibidir.
İZFAŞ'in Fuar İzmir adıyla Gaziemir'e taşınmış olması, bu alanın 12 ay cıvıl cıvıl hale getirilmesi için önemli bir fırsattır.
Burada hemen aklımıza eski fuar gecelerini canlandıralım gelmesin. Ne Göl Gazinosu, ne Zeki Müren'li Manolya geceleri, ne Nejat Uygur'lu Çamlık Senar, ne Emel Sayın'lı Lunapark...
Hepsi gerilerde kaldı.
Unutalım onları. Ajda Pekkan'lıKübana gecelerini unutalım, Saffet Kuyaş'ınMogambo'sunu unutalım.
Ama hemen de yelkenleri sermeyelim.
Kültürpark, bu haliyle İzmirliye hitap etmiyor. Bir başka, bir yabancı kültür barındırıyor adeta.
Salaşlık almış başını gitmiş.
Çay içeceğiniz bir bahçe yok, iki kadeh atacağınız orta kalitede bir restoran yok. Dans edeceğiniz bir kulüp, diskotek yok."Varım"diyenlerin de bu tarife uyar yanı yok.
Fuar, var olan imkanlarıyla değerlendirilmelidir. Mesela Kübana...Mesela Mogambo ve tabii Göl Gazinosu ve tabii Ada Gazinosu. Halkın, buralara bütçesini zorlamadan gireceği düzenlemeler yapılmalıdır.Kiraları düşürülmeli, insanların bütçelerini zorlamadan bu mekanlardan yararlanmaları sağlanmalıdır.
Taa Ankara'dan getirilmiş bürokratların; masa başında ahkam kesmeleri ile Kültürpark, İzmir halkına kazandırılamaz. Geçen yıllar bir daha geri gelmiyor. Fuar, giderek halktan koparılıyor.
Tunç Soyer'in, bir konuşmasında Kültürpark'la ilgili düşüncelerini söylerken "Zeki Müren de bizi görecek" tarzında bir cümle sarfetmesini umut ışığı olarak görüyorum.
Ciddi bir anket, ciddi bir planlama ve sıcak, içten bir yaklaşımla Kültürpark, eski güzel günlerine kavuşturulabilir.


Büyük Efes'ciler buluşuyor 
Şimdiki adıyla Swiss olan Büyük Efes Oteli'nin altın yılları 1960'lı, 1970'li yıllara rastlar.
O dönemlerde otelde önemli görevlerde çalışanlar, önümüzdeki Mayıs ayının ortasında yine aynı otelin havuz başında bir araya getirecekler. Onları bir araya getirecek olan da, halen Londra'da yaşayan ve 1970'li yılların sonlarında bu otelde Yiyecek İçecek Müdürlüğü yapan sevgili dostum Yunus Aslan.
Yunus Aslan, otelcilikle tam bir teknokrat. Eğitim okulları açan, otelleri yöneten, otelciler yetiştiren bir turizmci. Ve "Otelcililik ve Türkiye" adıyla yazdığı kitap da mesleki okullarda ders kitabı olarak okutuluyor.
Aslan, bu kitabın imza günü vesilesiyle otelin o altın yıllarında çalışanları bir araya getirecek.Kaybettiklerimiz çok oldu ama yine de büyük bir katılım olacağı kesin.
Bu buluşmada hem anılar tazelenecek, hem de Yunus Aslan kitabı hakkında bilgi verecek.
Dört gözle bekliyoruz.


 
İzmir'in kimliği
Her kentin fonksiyonel bir kimliği vardır.
Mesela İstanbul kozmopolit bir kenttir, Ankara siyaset kenti.
Sayalım:
Bursa sanayi, Konya, Mersin tarım, Antalya ve Mardin turizm.
İzmir'e gelince zorlanıyoruz.
Turizm kenti mi?
Fuarlar kenti mi?
Eğitim kenti mi?
Otel kenti mi?
Emekli kenti mi?
Ticaret kenti mi?
Sanayi kenti mi?
Ya da hepsi mi?
...
18. Yüzyıl'da İzmir bir ticaret kentiydi.Anadolu'nun ürünlerini rıhtımda demirleyen gemiler, Avrupa ülkelerine taşıyıp dururdu.
Pamuk, zeytin, baharat,mısır,üzüm,tütün,incir vs.
Bugün böyle bir tablo yok ortada.
Ama insan yaşadığı kentin bir kimlikle anılmasını da istiyor haliyle.
Ahmet Piriştina, İzmir'i bir fuarlar kenti yapmak için çaba sarfetmişti. Allah'ı var; Kocaoğlu da aynı yoldan gitti.
Ama Tunç Soyer'de yepyeni bir kent yaratma içgüdüsü seziyor insan.
Tabii o, öncelikle "Mutlu insanlar kenti" yaratmak isteyecektir ama bu yetmez.İzmir'in üstleneceği o kimlik, uluslararası şöhrete ulaşmalı, bir patenti olmalı.
Bekleyelim, görelim.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum