Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

İzmir'in kaçırdığı fırsatlar

06 Ekim 2020 - 07:35

İzmir'in kaçırdığı fırsatlar

Değerli dost Dr. Erkan Serçe'nin; Konak Belediyesi tarafından yayınlanan KNK dergisindeki "İzmir'in Düşlerde Kalan İmarı" başlıklı araştırma yazısını ilgiyle okudum.
Serçe, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Bölümü Tarih Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.
20-25 bin civarında evin kül olduğu İzmir yangınından sonra; Cumhuriyet'in kurulmasıyla birlikte İzmir Belediyesi, Fransız Mimar ve kent tasarımcısı Henry Prost ile anlaşmış, o da Rene ve RaymondDangerKardeşler'i İzmir İmar Planı'nı hazırlamaları için tutmuş. Sonuçta 1925'te Belediye Meclisi'nde kabul edilen planla ilgili olarak sadece Gazi Bulvarı yapılabilmiş.
Serçe'nin yazısından öğreniyoruz ki, 1931'de Belediye Başkanlığına getirilen Dr. Behçet Uz, hayli zayıf olan belediye bütçesine rağmen HermannJansen ile temasa geçerek İzmir imar planını realize etmesini ve İzmir'de yaşadığı plan sorunlarına bir takım planlar üretmesini istemiş.1932'de İzmir'e gelen Jansen, Behçet Uz'la Göztepe, Kokaryalı, Kadifekale, Buca, Gazi Bulvarı, Kordon ve Gazi Heykeli'nin dikileceği alanda incelemelerde bulunmuş, daha sonra Halkapınar, Mersinli, Bayraklı, Turan ve Karşıyaka'ya geçip gözlemlemiş.
Ve önerilerini sıralamış:
Jansen'e göre nüfusu çok kalabalık kentlerde bile çok katlı apartmanların inşası doğru değildi. Hele İzmir gibi sıcak kentler için bu tip binalar tamamen sakıncalıydı.Ancak çevre binalardan yeterli oranda ayrılmış, avluları bahçe haline getirilmiş, bugün site olarak kabul edilen apartmanlara izin verilebilirdi. İkametgah olarak kullanılacak binalar en çok üç kat olmalıydı.İzmir'in yüksek yerlerinde çok güzel manzara oluşturan tek katlı evler en doğru inşaat biçimiydi. Geniş cadde ve bulvarlarda yapılacak binalar, iki, en fazla üç katla sınırlandırılmalıydı. Dar sokaklardaki binalarda ise tek kat, nihayet iki kat yeterliydi.
Jansen, kalabalık halk kitlesinin ulaşımında özellikle kısa mesafede en uygun aracın elektrikli tramvay olduğunu savunmaktaydı. Jansen, uzun mesafeler için otobüs kullanımını öneriyor ve İzmir körfezi içinde vapur kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğine işaret ediyordu.
Yuvarlak meydanları önermiyor, kentin ağaçlandırılmasına vurgu yapıyor, özellikle mezarlık alanların korunmasını öneriyordu.
Jansen'in daha pek çok önerisi, belediyeden talep ettiği 30 bin lira çok bulunduğu için gerçekleşemedi.Belediye, daha sonra Le Corbusier adlı bir başka şehir plancısıyla temas etmişti.
Erkan Serçe'nin aydınlatıcı makalesi, ister istemez insanı hüzünlendiriyor.
Keşke istediği o para bulunabilseydi ve o plan hayata geçirilseydi.

Olmadı be DDY

Devlet Demir Yolları, 1935 yılında millileştirildi. 1862'de başlayan ilk tren seferlerinde kumpanya, tamamen İngilizlerin ve işgal yıllarından sonra da Rumlarındı. Bu yıllara kadar demir yolu şirketinde bir tek Türk çalıştırılmadı.
1935 bir milattır ve Türklerin eline geçen Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları idaresi, Atatürk'ün direktifi doğrultusunda bütün yurdu demir ağlarla örmüştür.
Bu saygın kurum, her zaman çalışanına kıymet verdi.
Bunun bir göstergesi de 1960'lı yıllardan itibaren emekli olmaya başlayanlara hizmet madalyası yerine geçen köstekli Sarkisof marka saat verilmesidir.1970'li yıllara varmadan önce emekli olan rahmetli babam, bu saati alan bir demiryolcuydu. Kurumuyla gurur duyarken, saatiyle de hep onurlanırdı.
Adnan Menderes'in döneminde alınan bu karar, 20 yıl öncesine kadar hep uygulandı ve ne yazık ki, artık bu gelenek sürdürülmüyor. Emekli olanlara saat verilmiyor.
İkramiyeleri ödeniyor ve uğurlanıyorlar.
DDY, o minnacık saati çok gördü emeklilerine.
Olmadı.

Tuttuğunu koparan kadın

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Kadından Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Ege Bölgesi Muhtarlar Federasyonu Genel Başkanı Ayşe Taylan, tuttuğunu koparan bir kadın.
Şöyle böyle değil; temsil ettiği camia için ne isteniyorsa; ne yapıp yapıp Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ulaşıyor ve onunla birebir görüşerek, hiç uzatmadan isteğini sunuyor.
19 Ekim'in Muhtarlar Günü ilan edilmesi, muhtarlara silah verilmesi, önceden muhtar maaşlarından kesilen SGK primlerinin devletçe ödenmesi gibi önemli kazanımları Ayşe Hanım, bu birebir görüşmelerle sağlamış ve Erdoğan'ın gözdesi olup çıkmış.
Üç kez muhtarların Külliye'deki toplantısına mazeret göstererek katılamayacağını bildiren Ayşe Taylan'ı; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özel araç göndererek evinden alıp Ankara'ya getirtmiş.
Taylan, "İstediğimi açıkça söylüyorum ve uzatmıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız, bu tarafımı çok beğeniyor. Kendileriyle çok iyi anlaşıyoruz. Daha pek çok isteğimiz var. Onları da en kısa zamanda kendisine ileteceğim" diyor.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

'' Hayatımı yazsam roman olur '' diyenlere bazen fena halde bozup '' Okuduğun son romanı anlat bana'' diyesim var!
**
Ben güzele güzel demem. İlla ki bir kusur bulacağım. Düzel derim!
***
İçime bir kurt düştü. '' Niye ben hep koyun gibiyim? '' diye sordum kendime!
***
'' Bana balık verme, balık tutmayı öğret '' Çin Atasözü. '' Bana balık verme, olaylara balıklama dalmayı öğret. '' Türk Atasözü!
***
Bekarken kazak erkek olmak hayalimdi.  Sağ olsun karım yumuşatıcıyla o kazağı bir yumuşattı ki sormayın!
***
Terzi kendi söküğünü dikiyor artık. Neden? Herkes konfeksiyon mamulleri tercih ettiği için, terziler sinek avlıyor da ondan!
***
Bükemediğin eli öpeceksin ama virüs var nasıl olacak orası muamma!

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test