Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

İzmir'de kadın gazeteci mi yok?

18 Ocak 2020 - 08:10

İzmir'de kadın gazeteci mi yok?

Aynı hatayı Bornova eski Belediye Başkanı Olgun Atilla yaptı ve tepkiler üzerine sonra tıpış tıpış gelip özür diledi.
Çünkü o, belediyesinin düzenlediği bir panele, İzmirli kadın gazeteciler dururken, İstanbul'dan adı sanı duyulmamış gazeteciler getirmişti.
İzmir'e vefasızlık, saygısızlık bu kadar olur.
Aynı hatayı bugün Buca belediyesi yaptı, Çalışan Gazeteciler Günü'nde Yarı Olimpik Havuz'da düzenlenen panele; İzmirli kadın gazetecileri eliyle bir kenara itip İstanbul'dan iki gazeteciyi, Şirin Payzın ve Dilşad Budak'ı davet etti.
Bu İstanbul hayranlığı ne zaman son bulacak?
İzmir'de kadın gazeteci mi yok?
Hemen söyleyeyim, o kadar çok var ki. Hangisini sayayım?
Bu kent, anıt kadın gazetecileri ile anılır.
1946'da İzmir Gazetesi'nde çalışırken; bir yazı yüzünden eşi Bülent Üstündağ'ın intiharından kendini sorumlu tutup intihar eden Müçteba Üstündağ'dan mı bahsedeyim?
1960'lı yılların tek kadın gazetecisi Figen Eyriboz'u mu anlatayım? Ve günümüze damgasını vuranları mı?
40 yıllık Bucalı olan, nice gazeteyi yöneten Gönül Soyoğul'u, Mehlika Gökmen'i, Gönül Bayramoğlu'nu, Semra Saygı'yı, Berrin Birer'i, Kazete adlı kadın gazetesini bin bir güçlükle yayınlayan Berrin Dilekçi’yi, Elvan Feyzioğlu'nu, Dilek Gappi'yi, Elvan Damargüç'ü, Ergül Satıç'ı, hepsini ayrı ayrı takdir ettiğim daha nicelerini hiç sayarak böyle bir panel düzenlemeyi doğrusu yadırgadım.
Üstelik İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin başkanı da başkan yardımcısı da kadın. Yönetimde iki kadın üye daha var.
Sözüm ne babası Nizam Payzın'ı tanıma onuruna kavuştuğum Şirin Payzın'a, ne de Dilşad Budak'a ve tabii onların kalitesine.
Onlara Ankara var, İstanbul var.
Bırakın, biz İzmirli olarak İzmirliye sahip çıkalım.

Koy sandalyeyi, sahiplen...

Örnekleri o kadar çok ki...Kapımızın önünü süpürmüyoruz ama işimize gelince hemen sahipleniyoruz. Kamunun malı olan ve herkesin kullanma hakkı bulunan yollara, sokaklara, caddelere sahiplenmek gibi bir huyumuz var. "Kamyon gelecek", "Dükkanımın önü. Burası benim" diyerek koyuyoruz bir sandalye ya da ters çevrilmiş bir kova; yol bizim oluyor. Bunun Türkçesi resmen gasptır, idrak edemiyoruz. Başkalarının park etme hakkını elinden alırken buna seyirci kalan yerel yönetimlerin de bizi cesaretlendiğinin farkında olarak suçumuzu işlemeye devam ediyoruz.

Siz siz olun

Bir beslenme uzmanı dostumun söylediklerini aktarıyorum.
Bunları öğrenince ne yanlışlar yaptığımızı hatırlamak zorundayız.
Buyrun:
.Sütle pekmezi birlikte tüketmeyin. Süt, pekmezdeki demirin emilimini tümüyle engelliyor.
.İlaç kullandığınız iki saat içinde asla greyfurt tüketmeyin. İlacın bütün etkisini yok ediyor.
.Etli gıdaları yoğurtla tüketmeyin, etin hiç bir yararını göremezsiniz.
.Biraz bekletilmiş gıdalarda defne yaprağı da kullanırsanız bayatlığı hafifletmiş olursunuz.
.Çay ve kola ile ilaç almayın, ikisi de etkisini yok ediyor.
.Baklayı ayda bir yiyin. Baklada, kırmızı alyuvarları yok eden bir etken madde var ve bu, bünyede dengesizliğe yol açıyor.
.Ispanak ve baklayı gününde tüketin, ertesi güne bırakmayın.
.Domatesi çiğ yer seniz sadece lezzet alırsınız. Az pişirip tükettiğinizde kanseri önleyen likopeni bünyenize katmış olursunuz.
.Günde dört adetten fazla muz tüketmeyin. Muzun fazlasında, beyni olumsuz etkileyen maddeler var.

Vurun emekliye!

Emeklilerle ilgili bir anti propaganda başlatıldığını dehşetle izliyoruz.
Emeklileri bir asalak gibi göstermek, devlete yük olan insanlar ilan etmek, ekonominin kötü gidişini onların minnacık aylıklarına bağlamak gibi bir salgın hastalığı yakalandık ki, Allah şifamızı versin.
Hülya Koçyiğit gibi millete mal olmuş sanatçı bile emekliler aleyhine konuşuyorsa vah bu ülkenin haline. O Hülya Koçyiğit ki, bir zamanlar ANAP milletvekili olmak için yırtınıp duruyordu.
Geçmişe uzanırsak; emeklilikle ilgili politikaları iyi yönetemediğimiz bir gerçek. Erken emeklilik, süper emeklilik, hileli emeklilik gibi gerçekleri yaşaya yaşaya bu günlere geldik.
Ama bunun sorumlusu ve suçlusu o emekli değil, o düzeni yaratanlardır, hükümetlerdir,bakanlardır, milletvekilleridir.
Emekliler üzerine yöneltilmiş kötü bakışlar, bu büyük camiayı çok rahatsız ediyor.Bu kötü bakışlar, emeklilerin adam akıllı örgütlenememiş olmasından kaynaklanıyor, unutmayın. Emekliler, adam akıllı örgütlenseler öyle büyük bir güç oluştururlar ki, önünde kimse duramaz.
Kurulmuş bir takım sarı dernekler, hükumetin borazanlığını yapmakta, yamuk yumuk kömürleri gariban emekliye satarak konforlu bir hayat yaşamaktalar.
Emekliler derneklerinin kongrelerini izleyin, nasıl bir rant kavgası yaşandığına şahit olacaksınız.
Emekli, bu ülkenin gerçeğidir ve öyle kalacaktır.
Herkes bir gün emekli olacağını unutmasın ve ayağını ona göre denk alsın.
Gün ola harman ola.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Bana cuma mesajı yollayan bir arkadaşa telefon edip " Bugün cumaya katılamadım. Hoca hutbede ne dedi? " diye sordum. " Abi hat çekmiyor" diye telefonu üstüme kapattı!
***
Hanıma kızıp iki gün eve gelmedim. Hanım '' Piyangodan büyük ikramiye çıktı kaçtı '' diye şayia çıkarınca hısım akraba dakikada beni buldu yahu !.
***
Cep telefonu tamir eden tanıdığım '' Abi selfie kamerasıyla makyaj yapıp telefonu düşüren kadınlar sayesinde bu dükkan ayakta '' dedi bana yeminle!.
***
Hanım akşam empati yapmamı isteyince "Kalk sen önce çay yap, adamın asabını bozma " dedim. " Yürek mi yedin lan? " deyince de özür diledim !
***
Altın çıkarılacak yerden Kaz Dağları esirgenmezmiş. Talan edilirse edilsin canım !
***
Haftada 50 gramdan fazla acı biber tüketmek demans riskini arttırıyormuş. Gençliğinde yediğin acılar, yaşandığında beynini tırmalar yani !.
***
Hazır gıda erken ölüm riskini arttırıyormuş. Beyler, eşinizle hamburgerciye gidelim diye tutturdu diyelim. Gittiğiniz de, o da yiyor mu diye dikkat edin. Yoksa sizi erkenden öldürüp maaşınızı yemek olabilir niyeti !


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum