Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

İyi kurtardık

19 Haziran 2020 - 07:18

İyi kurtardık

Tel arabayla oynadığımız, poposu ve dizi yırtılan pantolonları yamatıp giydiğimiz, ayda bir et yiyip, pastırmayı sadece kokusundan tanıdığımız, eşeği yarı lüks ulaşım aracı olarak bellediğimiz, konserve kutularında çiçek yetiştirdiğimiz, berbere ha babam para vermeyelim diye saçımızı iki numara kestirdiğimiz yıllarda biz; Hayat mecmuasında, Monaco Prensi Rainer, eşi GraceKelly, kızları Caroline ve Stephanie'nin o muhteşem yaşantılarını, İngiltere'de prenseslerin ve prenslerin nişan törenlerini ve düğünlerindeki şatafatı hiç bir aşağılık duygusu yaşamadan izleyerek büyüdük.
İran'da Şah Pehlevi'nin Süreyya ile yaşadığı talihsiz evlilik, Farah Diba ile aşkı ve ihtişamlı yaşamlarının hikayelerini mangalla ısındığımız odamızla keyifle okuduk. Ulaşılmaz bildiğimiz o hayatlar, bizi asla özendirmezdi.
İnat olsun diye paraya kıyıp, bir yılbaşını Cannes ve Monaco'da geçirdim, zerre kadar zevk almadım.
Hikmet Feridun Es'in Uzakdoğu röportajlarını yine Hayat mecmuasında öyle keyifle okurduk ki. Altından tahtlar, mücevheratlar, debdebe, sonsuz zenginlik içinde geçen hayatlar. Onlara da özenmedik.
Ve zaman içinde o renkli hayatlar, hepsi ama hepsi birer hüzün yaşadı. GraceKelly bir kazada öldü, Prenses Diana keza. Şah Pehlevi’yi devirip ülkeden kovdular. Uzak Doğu'daki prensler, racalar, emekli maaşı bile alamaz halde yaşıyor artık.
Bugün hayatın önemi, ihtişamdan da fazla. Hepimiz aynı teknede yalpalayıp duruyoruz. Zengin-fakir yok . Can var, hayat var. Ali Ağaoğlu da, kendinden 40 yaş genç ve güzel eşi de aynı kaderi yaşıyor. Aynı riski taşıyor.
Vaktiyle iyi ki o hayatlara özenmemiş, beynimizin yıkanmasına izin vermemişiz. Bugünkü duruşumuzda bunun rolü o kadar büyük ki.
 
Şah Rıza Pehlevi ve eşi Farah Diba

Biraz insaf

Araç muayene istasyonları para basar.
Hiç bir maddi harcama yapmadıkları, sadece hizmet ettikleri beş dakika içinde araç sahibinden 400 lira alırlar.
Ama o araç sahiplerine zerre kadar kıymet vermezler. Randevu sistemiyle çalışıldığı halde ve araç sahibi bu randevu protokolüne sadık kalmasına rağmen o insanları, açıkta, güneşte, yağmur altında, soğukta bekletirler.
Bir bekleme salonları bile yoktur.
Çoğu düzensiz araç istasyonlarındaki müşteri memnuniyetsizliği, aldıkları o fahiş ücretten daha da fazladır.
TÜVTÜRK adıyla faaliyet gösteren ve Almanlara satılacağı söylenen böyle bir kuruluşun faaliyet gösterdiği araç muayene istasyonları, en azından ilçenin belediyesi ve kaymakamlığı tarafından denetlenmeli ve bu adamlara insana saygı nasıl olurmuş, öğretilmelidir.
Koronayı tamam mesafeli yaşayacağız ama ona göre hizmet niye sunulmaz, anlamak mümkün değil.

Bila ücret

İzmir'in değerli tıp adamlar ındanProf.Dr. Mehmet Füzün, yeni kurulan ve Yönetim Kurulu Başkanlığını Mehmet Bekdur'un yaptığı Tınaztepe Üniversitesi'nin başına geçti.
Değerli Hoca, geçtiğimiz günlerde bu müjdeyi sosyal medyada verirken, "Ülkemize iyi yetişmiş tıp adamı gençlerimizi sunmanın heyecanı içindeyiz" diye de bir mesaj verdi.
O kadar çok kutlayan oldu ki.
Ama ne yazık içlerinden biri, "beğen" görüntüsüyle bir çuval inciri berbat etti.
Hem de bizim meslekten.
Şöyle bir yorum yaptı:
"Hocam, çok sevindik. Hayırlı olsun. Haber portalımızda ve internet gazetemizde bu faaliyetlerinize bila ücret destek vermeye hazırız."
Bila ücret.
Yani ücretsiz.
Yani sen Mehmet Hoca'ya gazetecilik hizmetini bedava veriyorsun. Ama başkalarına para ile vermişsin.
Oldu mu ya?
Bunu okuyanlar, senin o aziz mesleğin için ne düşünürler?
Ha yandaşlık yapmışsın ha bunu…
Açık verdin kardeşim.
Hiç hoş olmadı.
Bunun bir tek yolu var; muhatap reklam servisidir, yazıişleri değil.

Her iktidar muktedir değildir

Konular hep tartışılmış, siyasi polemik olarak önemini korumuştur.
Mesela Köy Enstitülerinin kapatılması. Mesela ezanın Türkçe okutulması. Mesela Demokrat Parti döneminde toprak reformunun çıkarılmaması.
Sonraki yıllarda Yassıada kararlarının iptali, Menderes ve arkadaşlarının aklanması. Ve dahi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yargılanıp idam edilmelerindeki sürecin tartışılması.
1960'tan sonra; Adalet Partisi "Biz DP'nin devamıyız" sloganıyla iktidar oldu. Ama aynı iktidar, Menderes ve arkadaşlarının aklanması için ne yaptıysa başaramadı. Çünkü iktidardaydılar ama muktedir değildiler. Çünkü 1960 İhtilalinin oluşturduğu askeri vesayet buna izin vermiyordu.
Aynı atılımı 19080'li yıllarda Özal da yaptı ama aynı nedenlerden dolayı sonuç alamadı.
CHP, kendi döneminde kapatılma kararı verilen Köy Enstitülerine Menderes'in kilit vurması karşısında  isyan etti ama o bile sonraki dönemde üç kez iktidar olmasına rağmen ne bu konuyu gündemine taşıyabildi ne de ezanın yeniden Türkçe okutulmasını sağlayabildi. Toprak reformu konusunda Ecevit'in bir-iki girişimi de sonuçsuz kaldı.
İktidarın muktedir olmamasını bir de siz o iktidar mensuplarına sorun.
Ayasofya'nın ibadete açılamaması da aynı sıkıntılı nedenlere dayanır.
Ki bu iktidar, muktedir olmayı en çok beceren iktidar. En azından askeri bir vesayet altında değil.
Ve aynı iktidar, Korona konusundaki ciddi önlemleri almıyor, alamıyor.
Ama burada bir ekonomik vesayet var. Bedeli ağır. Yükü kaldıramıyor.
İkinci dalga sanki geldi gelecek.
Açık ve net:
Her iktidar muktedir değildir, olamıyor.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Çok merak ediyorum. Sağlık Bakanlığı plajda deve güreşinde dikkat edilecek hususları yayımlayacak mı?
***
Gençliğimde bir kız arkadaşım '' Ben Budist'im '' dedi. '' Keşke Nudist olsaydın kız '' deyince çantayı yedim tabi!
***
Güzel günler göreceğiz çocuklar.  Gerçi aşırı iyimserlik aptallıktır diyorlar ama olsun!
***
İki ayı geçti. Evden dışarı çıkamıyoruz.  Çok gezenlere ''Leyleği havada gördü'' diyorlar ya. Nerede arkadaş bu leylekler?
***
Ülkemizde BİLİM yok. Ne işe yaradığı meçhul BİLİM KURULU var!
***
KÜLT filmleri izleyince, kalbim KÜT KÜT atıyor nedense!
***
Eski sevgiliden arkadaş olmaz diyenlere gıcık kapıyorum. Eski arkadaştan sevgili yapmayın o zaman!
***
Bu devirde dayım yok ama çok mühim yerde halalarım var yetmez mi?



 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum