İstanbul'un kaderini belirleyen renk
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

İstanbul'un kaderini belirleyen renk

11 Mayıs 2019 - 08:38

İstanbul'un kaderini belirleyen renk
Genel ya da yerel seçimlerden sonra Türkiye haritasında özellikle kırmızı renk kullanılarak batı kıyılarında bir bölge oluşturulur.
Balıkesir'den başlayıp İskenderun'da sonuçlanan bu kırmızı bölgenin seçmeni çoğunlukla sosyal demokrat partilere oy vermiştir ve görüntü üç aşağı beş yukarı ciddi şekilde değişiklik göstermez.
Böyle bir görüntüyü oluşturan nedenleri tahlil etmek pek o kadar kolay değildir.
Neden Anadolu'da hep sarı renk oluyor da, sahil bölgelerinde kırmızı?
Batı'ya daha yakın olduğu için mi?
Belki. Ama yeterli bir neden değil.
İyot havasının sunduğu bir beyinsel refleks mi?
O da yetmez.
Göç alan bir bölge olduğu için ve bu göçün önemli bölümünü Balkan'lardan aldığı için mi?
En önemli izah şekli bu olabilir. Ama dedim ya o da yetmez.
Neyse, bu bölgenin bir tılsımı, bir şifresi var. Çözemediğimiz.
Ve şimdi İstanbul seçimlerinin sonucunu etkileyecek duruş ve eylemleriyle bu bölge, 23 Haziran'a bilenerek hazırlanıyor. 23 Haziran'da yenilenecek İstanbul seçimlerinde her İstanbullu seçmenin kendi kentinde kalmasını istiyor ve bu bölgeye gelecek İstanbullu tatilcilere de ciddi bir baskı uygulanacak.
Rezervasyonlar varsa iptal edilecek, o gün için yeni rezervasyon alınmayacak vs.
Medyada yer alıyor bütün bunlar.
Ama bunun bir ederi olmalı. Bir arkadaş, facebook'tan "Kuşadası'nda İstanbul plakalı araç görürsem çizerim" diyor.
Olmaz. Her 34 plakalı aracın sahibi İstanbullu seçmen olabilir mi?
Sonra provokasyon da olabilir.
Bir kaos yaratılabilir.
Bu iş gönül işi. İstanbul seçimleri yenilenecek, kırmızı bölge bu seçimlerde etkin rol oynayacak ama en önemlisi sağduyu.
O ne yapacak?
Göreceğiz.


Dilenciler
Türkiye'deki yeni sosyal düzen, aslında dilenci neslinin tükenmesi gerektiğini gösterir.
Bu, belki Baltık ülkeleri dışında dünyada örneği olmayan bir sosyal düzen.
Devlet, geliri olmayan, konutu, arabası olmayan bireylere, kaymakamlıklara bağlı Sosyal Yardımlaşma Müdürlükleri tarafından para yardımında bulunuyor. Hem de sürekli olarak.
Buna; son zamanlarda sayısı giderek artan Suriyeli sığınmacılar da dahil.
Onlara sunulan hizmetler, genellikle öncelik arzeder ve daha da avantajlıdır.
Yani sonuçta bu ülkenin sokaklarında dilenci görmememiz gerekir.
Ama nasıl oluyor da görüyoruz.Metro istasyonlarında, metro ve İZBAN trenlerinde, köprü altlarında dilenenler o kadar çok ki.
İZBAN treninde beş yıldır aynı dilenci, aynı tiratla vagona giriyor, elinde sözde bir hastane raporu, duygu sömürüsü yapıp para dileniyor.
Kimsenin önlediği yok.
Köprü altlarında, trafik ışıklarında insanı adeta taciz eden dilenci görüntüleri, ne bu ülkeye, özellikle ne de bu güzel kente hiç yakışmıyor.
Dilencilik, bir meslektir. Yağlı bir meslektir. Hele Ramazan aylarında rantı daha da artan bir meslektir.
Ama meslektir.
İhtiyaçtan doğan bir sonuç değildir.
Onun için kent yöneticilerinin bu konuda daha duyarlı olmaları ve görüntü kirliliği de yaratan dilencilere karşı daha etkin önlemler almaları gerekir.
Bize düşen görev de; ifade ettiklerim ışığında onlara verilecek üç beş kuruşun, onları daha da zengin edeceğinin bilincine varmamızdır.


Umudumuz:Narlıdere Metrosu
Raylı sistemi başlatan ve geliştiren bütün belediye başkanlarına şükran borcumuz var.
Özfatura,Çakmur,Piriştina ve Kocaoğlu.
Bu listenin sonunda Soyer var. Tunç Soyer. O da bir raylı sistem tutkunu.
Raylı sistemin, İzmir'de giderek yozlaşan trafik sorununu çözmede önemli bir etken olduğunun bilincindeyiz. Daha çok yol almamız gerekli ama mevcutların varlığı bile İzmirliler için büyük nimet.
Şimdi bu kervana Narlıdere Metrosu katılıyor.
Ne zaman biter bilmiyoruz. Metro inşaatlarında hep sürprizler yaşanır çünkü. Ama bu proje tamamlanıp hizmete girdiğinde neler olacak, düşünelim:
Yanlış yere yapılan yeni alışveriş merkezinin yaratacağı ek yükle çıkmaza girecek olan Fahrettin Altay trafiği biraz olsun rahatlayacak.Narlıdere'ye kurulacak olan aktarma merkezi sayesinde; Narlıdere sonrasına örneğin Urla, Balıklıova, Seferihisar ve Güzelbahçe yönüne gidecek olan otobüsler kente girmeyecek. Belki Çeşme'den gelecek olanlar, İzmir'deki işlerini görmek için özel araçlarını bu aktarma merkezi yakınına kurulacak otoparka bırakıp metroyu kullanacak ve bu da trafiğin rahatlamasına büyük katkı sağlayacak.
Ama önce böyle bir otoparkın planlanması gerekir.
Tunç Soyer, halkın beklentilerine ve dileklerine kulak veren bir yönetici.Bu detayı da atlamayacağına eminim.
Narlıdere Metrosu, önü açık bir proje olmalı ve sonrasına hep kafa yorulmalıdır.
Çeşme Otoyolu yapılmadan; daha 1970'li yıllarda İzmir Belediye Başkanı rahmetli İhsan Alyanak, İzmir'den Çeşme'ye tren çalıştırmayı düşünüyordu.Çılgın bir projeydi ama bir şekilde yapılabilseydi; Çeşme, 12 ay cıvıl cıvıl bir tatil merkezi olurdu.
Narlıdere Metrosu, sadece Narlıdere'lilere değil tüm İzmirlilere büyük hizmetler sunacak.
Tabii sıra şimdi Buca metrosunda...


Duvar yazıları-İbrahim Ormancı
Oy sayma ve sürekli sayılan oylara itiraz edenlere saydırma !...
***
Hasretinden prangalar eskittim. Birden etrafımda peydahlanan hurdacılar aklımı başıma getirdi !...
***
Anneme seçimi yitirdiğimi söylemeyin sakın. O beni hala belediye başkanı sanıyor!
***
Kız sen İstanbul'un neresinde sandık bekliyorsun ?
***
Kadınlar, erkeklerin öyle Süperman olmalarını beklemiyor. Centilmen olsunlar yeterli !
***
Kuruntulara yenilmeyin.
Takıntıya kürek çekmeyin !...
***
Sendeki bu kadar pesimistliğe,
Ancak PES derim yani !...
 
***
Evrimini tamamlayamamışsın henüz…
Ama kendini insan sanıyorsun be kardeşim !...
 



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum