Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

İşsizlik mi? O da ne?

17 Kasım 2020 - 05:36

İzmir'in hemen yer yerinden, binlerce insanın çalışıp evine ekmek götürdüğü bir yer BEGOS.Pandemi öncesi, burada kurulu işletmelerde 10 bin 500 kişi çalışırken bu rakam günümüzde 6500'e düşse de BEGOS, bir dinamizm sergiliyor, kabına sığmıyor.
BEGOS'da dondurma üretiminden tekstil atölyelerine,matbaadan, müteahhit yazıhanelerine kadar pek çok mekan var.
Kısacı BGEOS, bir organize sanayi bölgesi olarak kentin önemli bir istihdam kaynağını oluşturuyor.
Dumansız endüstrinin en güzel örneklerinden biri.
Buranın kurucularından BEGOS Yönetim Kurulu Başkanı Şener Kırıkkaya ile konuşuyorum. Kırıkkaya, aslen Tireli ve mandıracı bir aileden geliyor ama o, sonuçta tekstili seçmiş.
Kırıkkaya, BEGOS'un büyümesi için neler yaptıklarını anlatıyor ama eleman bulamadıklarından da şikayetçi. "Mesleki eğitim verdiğimiz 15 kişiye, hiç iş yapmadıkları halde maaş ödedik. Kurs sonunda hepsi bir işe girecekti ama gelmediler,ortadan yok oldular" diyor.



İşsizlik edebiyatı bizim milli edebiyatımız haline geldi ama "Al sana iş" dendiğinde bin bahane uyduruyoruz.
Oysa BEGOS, çok güzel bir örnek.Büyüme trendine girmiş bir organize sanayide çalışmak, aslında şans. Çünkü burada asla sigortasız işçi barındırılmıyor.Yasalar bütünüyle işletiliyor.
İşsizler… Gelin Şener Kırıkkaya'nın sesine kulak verin ve BEGOS'a gidip onu bulun.
Başka çareniz yok.



İşportacılar, bu işi becerecek gibi
İşportacılar, hep tartışılmıştır. Yok haksız kazanç sağlıyorlar, yok vergi ödemiyorlar, yok görüntü kirliliği yaratıyorlar vs.
Ama hangimiz gün gelip de işportacıdan alış veriş etmiyor.
İzmir'de işportacılar, bizim gibilerden cesaret alarak örgütlendiler. İzmir Seyyar Satıcılar Derneği'ni kurdular.Başkanları da Enver Laçin.
Enver Laçin, yedi maddelik bir manifesto hazırlamış ama önce toplumun kendilerini düşman gibi görmemelerini istiyor.
Ve geçiyor manifestoya.Hor görülmemelerini, itilip kakılmamalarını, oda kurmalarına izin verilmesini, kesilen cezaların affını, bir destekle tek tip araçlarla satış yapmak istediklerini ve devletten de her seyyar satıcıya beşer bin lira destek sağlanmasını bildiriyor.
Kısacası hayli yol almışlar. İzmir'de herhalde 6-7 bin işportacı vardır.
Esnaf örgütleri ve yerel yönetimler, böyle bir örgütlenmeyi iyi karşılamasalar da onların da bir güç haline geldiklerini kabullenmemiz lazım.


İzmir Seyyar Satıcılar Derneği Başkanı Evren Laçin

Korku dağları bekler

Deprem, kötü bir şey. Her ne kadar deprem kuşağında yaşıyor olsak da alışamayanımız o kadar çok ki.
Hele ki, 160 yıl sonra görülen bu şiddetteki depremden etkilenmemek mümkün değil.
İzmir, ani refleksle hemen harekete geçti, gerekli önlemleri aldı ve depremzedeleri aç açıkta bırakmadı.
Çadırlar kuruldu, oteller açıldı,boş siteler depremzedelerle doldu.
Şirinyer Hipodromu, bu açıdan en büyük toplanma yeri sayılabilir.
Her yerden insan var. Konuşuyorum çoğuyla ve öğreniyorum ki, buraya gelenlerin ekseriyeti depremde evleri yıkılan ya da boşaltılan değil, depremden korkanlar.
Şimdi buna karşı mı olalım?
Korku, bir risk gibi tehlikedir de. Korkan insan mutsuzdur, endişelidir. Elhasıl yardıma muhtaçtır.
O çadırlarda yaşayanların gözlerinde bunu okumak çok kolaydı.
Nitekim, şoku atlatanlar, birer ikişer kamp alanını terketmeye başladı.
Sevindiren şey,yardımın adeta yağmasıydı ve korkanların yediklerinin içtiklerinin asla konu edilmeyecek bir ortam yaşanmasıydı.
Helal olsun.

Korona bereketi (!)

Son günlerde en büyük merakım şu:
Hani ikide bir basılan partiler var ya ve polis buraya baskın yaptığında bilmem kaç bin lira ceza kesiyor ya işte bunu not ediyorum.
Bir başka operasyonda düğüne maskesiz katılanlara kesilen cezayı not edip, öbürüne ekliyorum.
Konvoyda, kahvehanede, Uganda partisinde kesilenleri de atlamıyorum.
Sonra bunları bir güzel topluyorum.
Ortaya hiç de fena bir rakam çıkmıyor.
Bu, sadece İstanbul için. Bunun İzmir'i, Ankara'sı, Konya'sı, Adana'sı var. Var oğlu var.
Hepsi toplandığında ortaya öylesine güzel bir rakam çıkıyor ki, Hazine adına seviniyorum.
Şimdi 65 yaş üstüne de yasaklar geldi. Onlar da 10.00-16.00 dışında yakalanırlarsa 900 lirayı ödeyecekler.
Hazine memnun, tabii hükümet de. Ama görülüyor ki, bu konu ya ciddi yürütülmedi, ya da bizim insanımız, hazine gibi ceza ödemekten memnun.
Bu denklemi bir çözebilsek.
Bir düze çıkabilsek ve hazinenin kaşlarını çatacağı günlere ulaşabilsek…
Ah…

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Mantık evliliği yapmak gerek. Mantı yapabilen bir kadınla evlenmek gerek!

***
Benden olsa olsa kökten dilci olur. Türkçe benim ses bayrağım. Var mı ötesi?

***
Dağ gibi sorunların arasında, kendimizi dağlara atalım mı be usta?

***
Aşkımız olay olacak demiştim. Hatta gazetelerin üçüncü sayfa haberleri bu olayı verecek!

***
Kadın cinayetleri hız kesmiyor. Ölürse AYTEN ölür. CAN'lar ölesi değil!
***
Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli... O şimdi beyefendi!
***
Senin aşkın balon imiş sevgilim. Karikatür balonu!
***
Kavanoz dipli dünya bile pet şişe oldu. Düşün artık gerisini!
***
Her şeyi yerim bu dünyada. Ama asla GAM yemem!



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test