Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

tayfurgocmenoglu@gmail.com

Israrla...

04 Temmuz 2019 - 06:38

Israrla...
Israr ediyorum:
Mantıklı ve ahlaklı olanı budur.
Bir kamu görevlisi, göreve başlarken nasıl mal beyanında bulunuyorsa, bitiminde de bu beyanı tekrarlamalıdır.
Siz, Türkiye'de böyle bir tespit gördünüz mü?
Özellikle 31 Mart seçimlerinden sonra pek çok başkan ve bürokratın biti daha da kanlandı. Bunlar, milletle dalga geçer gibi lüks hayat sergiliyor, devletin gözünün içine baka baka, "Nasıl da götürdük" diyor.
20-25 bin liralık maaşla,Alaçatı'da taş ev satın alanlar, Portekiz'de yazlık edinenler, bir hafta içinde Alsancak'da eğlence merkezi açanlar,aslında, göreve başlarken verdikleri mal beyanında; maaşlarının hacizli olduğunu belirtenlerdir.
Devlet, nasıl uyur, bunları nasıl görmezden gelir ve nasıl hesap sormaz, şaşıyorum.
Mal beyanı sisteminin önemsenmesi, devlet ciddiyetinin bir göstergesidir.
Bu olmazsa,kötü niyetliler, ortalıkta cirit atar.
CHP'li belediyeler, önceki belediyelerin hesaplarını inceletmemekle ve bunu toplumla paylaşmamakla büyük vebal altına girdiler.
Gerçekler bir bir ortaya çıkıyor ve foyalar milletçe paylaşılıyor.
Bundan zarar gören ve puan kaybeden, bence öncelikle devlet ciddiyetidir.
Götüren götürmüş demekle mesele kapatılamaz.


Işılay Hanım'a acil şifalar
Işılay Saygın, tanıdığım en kaliteli politikacılardan biri.Bu anlamda bir duayen.
1973 yılından beri tanıyorum. 26 yaşında Buca Belediye Başkanı seçildiğinde görev süresince harikalar yarattı.
Sonra milletvekilliği, derken bakanlık yılları.
Hizmet adına ne yaptıysa en iyisini yaptı.Ömrünü devlet için adeta hizmete adadı.
Yaptıkları saymakla bitmez. Ama Işılay Saygın, Buca'da yaşamaktan büyük onur duydu ve annesi adına bir lise, babası adına bir cami ve külliyeyi inşa ettirdi. Devlet, bir sanat okuluna da onun adını verdi.
Ne büyük mutluluk.
Bu muhteşem kadın, şimdi yaşam mücadelesi veriyor. En yakın hekim dostlarından bile sakladığı bir akciğer rahatsızlığı nedeniyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi görüyor. Yoğun bakımda.
Hepimiz onun için dua edelim. Onun bu ülkeye sunacağı daha nice hizmetleri hatırlayalım.
Fatma Saygın Anadolu Lisesi Müdürü Aytekin Alpaslan, bir grup öğrenci ile birlikte, ona güzel bir sürpriz hazırlamış, sevdiği şarkılar eşliğinde; ilk mesai arkadaşları, kadim dostları ve öğretmenleri videoya çekerek kendisiyle anıları ölümsüzleştirmek istemiştik.Sağlık sorunları nedeniyle bunun için düzenlenmesi planlanan etkinliğe katılamayacağını bildirince Ekim ayına ertelemiştik.
İzlemesini o kadar istiyoruz ki...


Yine Suriyeliler
Lozan Ahali Mübadelesi, 1923-1924 yıllarını kapsar. Bu anlaşma gereğinde Balkanlar'dan Anadolu'ya gelenler, bir süre karantinada ağırlandılar. Hastalık taşıyıp taşımadıkları araştırıldı ve göçün sağlıklı bir süreçte tamamlanması sağlandı.
Bu başarının önemli tanıklarından biri, Urla'daki Karantina Adası'dır.
Ahali Mübadelesi'nden 96 yıl sonra; teknolojinin geliştiği günümüzde Suriye'den 3 milyon mülteci Türkiye'ye göç ediyor,bir tanesinin bile bırakın sıkı muayeneden geçmek, ateşine bile bakılmıyor.
Ve tabii olan oluyor. Yoksulluğun ve o bölgenin kültürünün ürettiği hastalıklar da beraberlerinde taşınıyor.
Türkiye'de yıllar sonra tifo vakaları görülüyorsa bundandır. Şimdi minik yavrulara musallat olan ve ateş yüksekliğiyle seyreden "Koldan Bacağa" adı verilmiş bir hastalık var, hekimler bununla mücadele ediyor. Vücudun belirli yerlerinde kızarıklık ve şişlikler görülüyor, ağrılar oluşuyor. En önemlisi de yüksek ateş.
Bunu kolera izler, diğerleri izler.
Çünkü adamların umurunda değil. Nasıl olsa hastanelerde öncelikli muayene olma hakları var ve bunun keyfini sürüyorlar.
CHP'li belediyelerin bir parti politikasına dönüşmeden Suriyeli mültecilere karşı takındıkları tavır, toplu bir dönüşle sonuçlanmadıkça bahsettiğim sorunlar devam edecektir.

3 ton ete ne oldu?
Dokuz Eylül Üniversitesi'nde geçen döneme ait envanterler tespit edilirken, 3 ton etin muhafaza edildiği belirlendi. Ancak bu etler, oradan oraya nakledildiği için bozulmuştu ve kullanılması sakıncalı idi.
Yeni yönetim,ilgili mercilere başvurarak bu etlerin nasıl değerlendirilebileceğini araştırdı. Mesela Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na ait Sasalı'daki Doğal Yaşam Parkı'nda etçil hayvanlara sunulması gibi. Ancak Büyükşehir Belediyesi buna karşı çıktı. Etlerin niteliğinin hayvanların sağlığını olumsuz etkileyebileceğini savundu.
Üç ton et, nereden baksanız 150 bin lira eder.Rakam, üniversite için önemli bir rakam değil ama bu etlerin öğrencilere yedirilmemiş olması büyük şans. O bakımdan yeni yönetimin hassasiyetini önemsiyor ve kendilerini kutluyorum.
Üç  ton et, imha edilir, konu kapanır.


 
Duvar Yazıları-İbrahim Ormancı

Her gün yeni taciz olaylarıyla karşılıyoruz ne yazık ki. TACİZİSTAN'ın kurulmasının an meselesi!
***
Sakız çiğnemek orucu bozuyor ama oruç tutmuyor diye birini dövmek orucu bozmuyor hatta iki kat sevap kazanıyorsun!
***
Sosyal medyada kadınlara tacizi görünce " İyi ki ülkemizde çıplaklar kampı yokmuş" diyorum!
***
Elbet bir gün buluşacağız. Kapris de bir yere kadar değil mi ?
***
İtalyan Parlamentosu yere kağıt ve sakız atanlara 30 ila 150 Euro, sigara izmariti atana 300 Euro para cezası veren yasayı onaylamış. TBMM böyle bir yasayı onaylasa Hazinenin hiç sırtı yere gelmez!...
***
Çin’de madeni çöken MaCanbo intihar etmiş.  Yalnızca ilim değil, utanma Çin’de bile olsa gidip alınız!
***
Kadınlarda kırık kalp sendromuna dikkat. Kadının adı yok belki ama sendromu var maşallah !...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum