Reklam
Reklam
Reklam
Tayfur Göçmenoğlu

Tayfur Göçmenoğlu

[email protected]

İnsan haklarında nereden nereye…

09 Mart 2021 - 07:35

İnsan haklarında nereden nereye…

Hükümet, insan hakları eylem planı hazırlığında.
Buna göre, insan hakları, evrensel ölçütlere uygun hale getirilecek.
Faturayı hemen AK Parti'ye kesmek gibi bir durum yok.
İnsan hakları ihlali, bizim tarihsel gerçeğimizdir.
En basiti, bizim ve bizden önceki kuşağın askerlik anılarında, en çok çavuştan yenen dayak hikayeleri yer alır. Okulda matematik öğretmeninin, parmaklara cetvelin dik tarafıyla vurduğu, karakollarda bolca adam dövüldüğü, devletin; vatandaştan alacağını hemen tahsil ederken, hukuken borçlandığı anda “Devlet ödeme yapmaz” dediği ve dediğini de yaptığı haklılarla haksızların birbirine karıştığı yılları bize yaşattılar bu ülkede.
Şu veya bu parti…
Hepsi bunu göre göre, bile bile yaşattı.
Bugün diyoruz ki “İnsan haklarında evrensel ölçütlere ulaşıyoruz.”
Bu cümlenin temelinde öylesine acı, öylesine öfke, öylesine “ah” çekişler yatar ki, insan haklı olarak “Bu güne kadar neredeydiniz? Şimdiye kadar sakındığınız haklarımızı, şimdi bir lütuf gibi sunuyorsunuz” diyecek oluyor.
Kıskandığımız Batı, artık sahip olduğu değerleri reforme ediyor, geleceğe daha güçlü haklarla taşıyor.

Bizim geçmişimizde böyle tablolar vardı. Polis adam döverdi. Polisi gören vatandaş fotoğrafta görüldüğü gibi önünde hazır ola geçerdi. Şükür bu günler geride kaldı. Daha iyisini de hak eden bir millet olduğumuz da gerçek.

Şu pandemi bir geçsin

Pandemi, hayatımızı yönetir oldu. Onunla birlikteyken hiçbir şey yapamıyoruz.
Dişimiz ağrısa “Pandemi bir geçsin” diyoruz.
Bir ayakkabı mı alacağız, pandemiden sonra.
Bir projemiz mi var; pandemi varken asla.
Bu, böyle sürüp gidiyor.
Ertelediğimiz şey, aslında hayatımızdır, hayatımızın güzellikleridir.
Nefes alıyorsak, yani yaşıyorsak; bu ertelemeler bize bir şey kazandırmaz.
“Yarın geç olabilir” diye bir söz var.
Bu günlerde anlamı o kadar büyük ki…

Bazı bankalar

Türkiye'de özel bankalar, öyle çok el değiştirdi ki, hangisinin kime ait olduğunu bilmez hale geldik.
Ama bankaların, insanımız için bir önemli bir yanı var. Kimimiz, birikimlerimizi onlara teslim eder, kimimiz, ihtiyaç duyduğumuz krediyi alır, kimimiz, emekli maaşını çeker, kimimiz, havale gönderir, kimimiz ödeme yapar.
İsteriz ki, bu saydıklarımın hepsinde; zaten birer çıkarı olan bankalardan hüsnü kabul görelim.
Ne yazık ki, öyle olmuyor.
Bankalar, belki de aşırı yoğunluktan bu hüsnü kabulü sunamıyor size.
Resmi bankaların aşırı yükü buna zaten izin vermezken; özel bankalar da -aralarında istisnalar olduğunu inkar etmeyelim-banka ile vatandaş ilişkilerinde pek bekleneni vermiyor.
Şubelere girdiğinizde bunu kolayca seziyorsunuz.
Bazı şubeler mimlenmiş gibi.
Mali sektörün geçirdiği evrim, artık bankacılıkta muhtemel ki tasarrufu teşvik eden bir anlayışı da tarihe gömdü.
Bu olsaydı ve olmuştu da, banka; müşterisine velinimet gözüyle bakardı.
Şubeleri birer kamu dairesine çeviren ve ortamı iyice ciddileştiren nedenlerin başında bu geliyor.

Yazık oldu helikoptere (!)

Önümde 5 Mart 2021 tarihli bir gazete var.
Gazete, politikası gereği, ülkenin tüm önemli sorunlarını birinci sayfasına taşımış.
Mesela; devletin her kademesinde liyakatsizlik, torpil, yanlış atamalar gibi konuları eleştiriyor, önemli kamu kuruluşlarının başına eski bakanların, vekillerin ve saray danışmanlarının atandığını aktarıyor.
Yani meydanı boş bırakmak istemeyen bir tavrı var gazetenin.
Ancak yine bu haberler arasında bir başka haber dikkat çekiyor. Başlığı aynen şöyle:
“Tatvan'da askeri helikopter düştü”
Haberin daha geniş verildiği iç sayfada da benzer başlık.
Gazete, helikopterin düşmesini önemsiyor. Oysa o helikopterde bulunan 11 seçkin asker hayatını kaybetti.
Başlıkta belirtilmiyor.
İktidarı beğenmeyebilirsiniz, adliyeye inanmayabilirsiniz, polisi politik bulur eleştirirsiniz, eğitim sistemine kızabilirsiniz ama askeri sevmek zorundasınız.
Askeri sevmek, milli ibadettir bu ülkede.
11 canı hiçe sayarak sadece helikopterin düşmesini başlığa taşıyan zihniyet, üstelik “Resmi ilanlarımı kesiyorlar” deyip vaveyla koparırsa, birinin buna “Dur” demesi gerekir.
Dilerim, aklıselim okuyucusu bunu yapmıştır.

İbrahim Ormancı-Duvar Yazıları

Kitaplar alırken beni kazıkladılar. Dost değil Dostoyevski kazığı!
***
Bir görüşte aşka inanır mısınız? Ben bir kere inandım, aldım dersimi!
***
Beni bir kişi anladı. O da anlamazlıktan geldi!
***
Biz yanlış biliyormuşuz. Diyojen elindeki fenerle insan aramıyormuş. Kaybettiği altınını arıyormuş meğer!
***
Bazı insanlar asla vejetaryen olamazlar. Sürekli başkalarının başını etini yiyip duruyorlar çünkü!
***
Mantığın bittiği yerde, futbol programları başlar ülkemizde!
***
Uykusuz her gece. Sosyal medyada vakit geçirmece!
***
Gelme sakın ha kollarıma. Dezenfektan döktüm yollarına. Corona var biliyorsun!




 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test